1. YAZARLAR

  2. Ramazan TOPRAK

  3. Katır yolu..
Ramazan TOPRAK

Ramazan TOPRAK

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Katır yolu..

A+A-

Katır yolu, hem geçim yolu.. hem şiddet yolu..
Katır yolunu, "geçim yolu olarak görenler" ile
"Şiddet yolu olarak görenleri" birbirinden ayırt edemez,
Aynıymış gibi muamele yaparsanız,
İşte o zaman ölümcül hata yapmış olursunuz,
Şiddet yolu olarak görenlere yardım etmiş olursunuz..
Bu elîm olayda olduğu gibi,
34 insanımızı yitirmekle kalmaz,
Şiddet yanlılarına da malzeme olursunuz..
Bu nedenle, uzun yıllar konuşulacak olan
Acı olaya, ekrandan/uzaktan/Ankara'dan değil
Çok yakından bakabilmek için önce
Ortasu ve Gölyazı köylerine gidelim,
Olay günü ne olup bittiğine bir bakalım..
Katır yolunu,
Geçim yolu olarak görenlerin yanıbaşından,
Evlerinden, ocaklarından, köylerinden bakalım,
Ve onların gözünden, gönlünden bakarak anlatalım..
Ve olayı, hukukî, siyasi veya güvenlik boyutuyla değil
İnsanî boyutuyla, vicdanî boyutuyla ele alalım..

Ortasu(Roboski) köyü.. 130 haneli.. 60'ı korucu..
Kalanların tek geçim kaynağı, sınır kaçakçılığı..
Yıllar öncesi.. İngiliz(!) ve Fransız(!) askerlerince
Sınırlar özel bir özenle(?) çizilmiş, sınır taşları konulmuş..
Bu taraf Türkiye, diğer taraf Irak denilmiş..
Topraklara, damlar/hâneler arasına sınır konulmuş, ama
Gönüllere, akrabalar arasına sınır konulamamış,
Dostlar arasına, kardeşler arasına yasak konulamamış..
Köylüler kâh düğüne, kâh bayramlaşmaya,
Kâh tâziyeye, kâh ziyarete sınır ötesine gitmiş, gelmiş..
Geçimini sağlayabilmek için kaçağa da gitmiş, gelmiş..
Her gidiş-dönüş için bazen 30 lira, bazen 50 lira almış..
Bölgedeki askerler de bunu bildiği için sesini çıkarmamış..

28 Aralık 2011 günü saat 16.30..
Ortasu(Roboski) ve Gölyazı köylerinden
60 katırla 38 kişi kaçak için yola koyulmuşlar..
Zaten bir gece önceki 100 küsur katırlık konvoyla
Kaçak mazot için gidip sorunsuz dönünce daha bir rahatlar..
Gidişte heronların "vınnn" seslerini duyarlar, ama
"Nasıl olsa bizim için sorun yok" deyip yola devam ederler..
18.30 sularında sınır ötesindeki buluşma yerinde,
Her katıra iki mazot bidonu, yanısıra
Şeker, çay, birkaç karton sigara yüklenirler ve
Saat 19.30 sularında iki grup halinde dönüş yoluna girerler..
Öndeki grupta 24 kişi, arkadaki grupta 14 kişi  vardır..
Aralarında 20 dakikalık mesafe vardır..
Dönüş yolunda yine aynı ses: vınnn..
Saat 21.00 sularında sınıra gelirler..
Arayan köylüler uyarır: sınırı geçmeyin, asker var..!
"Nasıl olsa birkaç saat içinde askerler gider" diye
Sınırın öte yakasında beklerler.. el fenerleri bile açıktır..
Bazıları kayaların üzerine peynir, zeytin, çörek çıkarıp
Yemeye başlarlar.. derken 10 dakika sonra..
Bu kez heron sesi değil bomba sesi duyulur ve
İnsanlarla katırların parçaları birbirine karışır..
İlk bombalamada 24 kişilik grup hedef olunca
Arkadaki grup panikle geriye doğru kaçmaya başlar
Ve bir kayalığın altına saklanırlar..
20 dakika sonraki ikinci patlamada 14 kişilik grup hedeftir..
Kaçan katırların peşinden giden Davut ağır yaralı,
Servet Encü ise sağ salim kurtulur..
Olay akabinde köyden yeni katırlar getirilir,
Arta kalanlar(!) gelen katırlara yüklenir, köye dönülür..

Kaçağa giden 38 kişiden.. 29'u Encü ailesinden,
Biri Uysal, biri Tosun, biri Alma, biri Ant,
İkisi de Ürek ailesinden olmak üzere
12-37 yaşları arasındaki 34 kişi hayatını kaybeder..
60 katırdan sadece ikisi kurtulur..
Biri, olaydan iki gün sonra,
Sıkıştığı kayaların arasından kurtarılır, ayağı eziktir,
Diğerinin gövdesinde şarapnel parçaları.. ikisi de yaşayacak..

Elîm olaya bu kez empatiyle bakalım..
* Kaçakta mayına basıp ayağını kaybeden abisine
Protez bacak parası için giden 12 yaşındaki
Aslan Encü'nün annesi Zahide'nin yüreğiyle bakalım..
* 4 numara formasıyla futbolcu Erkan(13)'ını, kardeşleri
19 yaşındaki Savaş'ı ve eşi iki aylık hamile Hüsnü'yü kaybeden
Mehmet Encü'nün parça parça olmuş yüreğiyle bakalım..
* Mazot için giden 14 yaşındaki Nevzat'ı ile
17 yaşındaki Şervan'ına yanan Mercan annenin yüreğiyle bakalım..
* Çocukken 5 kardeşiyle yetim kalan Osman Kaplan'ın,
En büyüğü 11 yaşındaki 5 çocuğunu yetim ve emanet bıraktığı
Eşi Pakize'nin.. açık yerleri bezlerle örtülü
Dışarıdaki banyo/helâsı ile derme çatma evinden bakalım..
* 18 yaşında iken ailenin geçimini üstlenen Adem Ant'ın,
Hem Mardin Artuklu Üniversitesi'nde
Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okuyan ve
"Bu ülkenin vatandaşıyız ve müslümanız,
Artık ablasına okul harçlığı gönderen kardeşim yok" diyen
Ablası Narin'in gözüyle, yüreğiyle bakalım.. hem de
Nisan'da evleneceği nişanlısı Garibe'nin yüreğiyle bakalım..
* Çukurova Üniversitesi'nde okuyan ağabeyi gibi
Üniversiteye gidebilmek için açık lisede okuyan
17 yaşındaki Salih'ini kaybeden
Gazi Abdülaziz Encü'nün yaralı kalbiyle bakalım..
* Aldığı bilgisayarın taksidini ödeyebilmek için giden
16 yaşındaki Bilal Encü'nün "evde taksit senetleri duruyor"
Diyen babası Abdurrahman'ın gözüyle, gönlüyle bakalım..
* "Abi, sen yoruluyorsun", "kantine yüz lira borcum var,
Kaçağa gidip borcumu ödeyim" diyen lise 1. sınıf öğrencisi
19 yaşındaki Savaş Encü'nün hayalleriyle bakalım..
* Kardeşleri Orhan(13) ile Zeydan(22)'ı kaybettiği halde
"Ne olursa olsun tek arzum barış olması" diyebilen
Ağabey Bülent Encü'nün gözüyle, umuduyla bakalım..
* Yavuklusuyla konuşmak amacıyla kontör alabilmek için
Mazota giderken hayata veda eden 22 yaşındaki
Seyit Encü'nün hayalleriyle, ailesinin gözüyle bakalım..
Ezcümle.. acılar paylaşımla azalır, o da yürekten..

Mâsum hikayeler ve sonundaki acılarla
Çerçevesi çizilen "sâde bakış açısı",
Bölge insanımızın, kardeşlerimizin,
Olaylara bakış açısını, geleceğe bakışını,
Kısaca duygu ve düşünce dünyasını şekillendiriyor..
Bu bakış açısı ve algılama biçimi,
Duygu-düşünce dünyası görülemiyorsa,
Bunu görmeyen hiçbir şeyin anlamı kalmaz,
Diğer sözlerin, gerçeklerin bile bir anlamı olmaz..
Adına ne derseniz deyin, bu bir olgudur, bu bir vâkıa'dır..
Olaydaki kasıt/ihmal/kusur veya ardındaki gerçekler ile
Özür/üzüntü, tazminat ve benzeri konular
Bu sâde algılama biçimini değiştirmeyecektir..
Bunu görebilmek için "sempati değil empati gerek"..

E-Posta: ramazantoprak19@gmail.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT