1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Karar etiği, yargı etiği ve hakemlik
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Karar etiği, yargı etiği ve hakemlik

A+A-

Bu sezon 57 yaşına girecek olan eski adıyla Birinci Futbol Ligi, son yıllardaki adıyla Süper Lig'de bilinen en erken golü, 2008-2009 sezonunda Denizlispor'un Trinidad-Tobago'lu futbolcusu Darryl Bevon Roberts attı. Sezonun 13. haftasında, 29 Kasım 2008 tarihinde Eskişehir Atatürk Stadı'nda yapılan Eskişehirspor-Denizlispor (4-3) maçının henüz 12. saniyesinde fileleri havalandıran Denizlisporlu Roberts, aynı zamanda lig tarihinin bilinen en erken golünü kaydetmiş oldu. Ligde bundan önce bilinen en erken golü ise 30 Nisan 2006 tarihinde Sivas'ta yapılan ve Kayserispor'un 5-0 kazandığı maçın 15. saniyesinde fileleri havalandıran Kayserispor'lu İlhan Parlak atmıştı.

Yukarıdaki somut verinin benim için taşıdığı değer, teorik olarak bir maçta atılabilecek gol sayısını tahmin etmekten öte, futbol kültürümüzün sefaleti, kendi yetersizliği ve kendi anlamsızlığının sonucu olan despotik kanaatlerine, “toptan safsata” deme imkânı sağlıyor olmasıdır. Kabaca her maçta, her on beş saniyede bir, bir gol atma olanağı, veri durumundaysa da, hiçbir maçın sonucunu hiçbir kural tayin edemez. Doksan dakikalık bir zaman periyodunda her on beş saniyede bir, bir gol atma imkânı teorik olarak varsa, oyunun kaderini belirleyen olgu, hakemin düdüğünden çok, bu oyunu nasıl oynadığınızdır. Hakemlik ya da diğer bir deyimle kurallar manzumesi, bu bakış açısıyla, bu oyunun ne özüne ne de biçimine dair bir olgu gibi gözüküyor. Hakemlik ya da kurallar oyuna dâhil değildir. Daha radikal bir açılımla, ihtilaf çözücü düzenek (hakemlik), adı futbol olan oyunun ne özüne ne de biçimine dairdir.

Bir futbol kulübünün kuruluşunda, bir futbol kulübünün yapısal perspektiflerinde, oyuncu seçiminde, oyun stratejisinde, oyun sistemi ve pas modelinde velhasıl hiçbir organizasyonunda dikkate alınmayan bir kurum, nasıl olur da bu oyunun hem özüne hem de biçimine dair bir karakter kazanır?

Rakip, top, strateji, taktik ve bütün bunları içeren oyun sistemi hiç kuşkuya yer yok ki bu oyunun özünü oluştur. Teknik direktörün oyun yönetimi ve o maça ilişkin yorumu, taraftarın coşkulu tezahüratı ve oyuncu grubunun hem psikolojisi hem de oyun ahlakı bir bakıma oyunun biçimini belirleyen unsurlardır. Oyunun akışkanlığı, temposu ve ritmi üstünde hakem etkisinden bir parça söz etmek mümkün gibi görünse bile, esasen bu etkiyi de belirleyen, oyuncu grubunun psikolojisi, iş ahlakı ve taraftarın tutumudur.

Futbol oyunu gibi, fiziksel ve düşünsel olarak aktif faaliyet içeren eylemlilikler, aynı zamanda birer ihtilaf süreçleridir. Ama unutulmamalıdır ki, futbolda her ihtilaf ânı topun ve oyun aktivitesinin durduğu kesintiye uğradığı andır. Lehte veya aleyhte oyunu kesintiye uğratan an, aynı zamanda bir karar ânıdır. Penaltı kararı dâhil, bu anların karar etiği, tekrarlanması bir daha mümkün olmayan durum değerlendirmesinin sonuçlarıdır. Yargı etiği açısından bir kez daha prova etme imkânı bulunmayan sözkonusu kararlar analitik değil, gözlemseldir ve doğası gereği bir önyargıya dayanmazlar. Herşeyden önce pozisyonların oluşmasında hakemin tercihi sözkonusu değildir. Ortada bir tercih yoksa, orta da bir önyargı da olamaz. Pozisyonların oluşumu takımların oyun oynama karakterine sıkı sıkıya bağlıdır. Bu bakımdan hakem, oyunun ne nedenlerinden ne de sonuçlarından sorumlu olur. Nedenlerinden sorumlu olmayan birilerini sonuçlarından sorumlu tutmak herşeyden evvel etik değildir. Eğer, kötü; iyinin kendisinden türediği bir şeyse, tersi doğru olamaz.

Endüstriyel futbolun skor başarısını herşeyin üstünde gören devasa korosu, her gün, her vesileyle bize bu gerçekleri unutturmaya çalışır. Sanki futbol sistemiyle, stratejisiyle ortak aklın bir faaliyeti değil, sonucunu hakemlerin tayin ettiği mağduriyetler çöplüğüdür. Oysa futbol oyunu hakemin yetersizliğine rağmen her on beş saniyede bir skor başarısı imkânı sunan bir oyun. Haydi diyelim bu istatistiksel bu ihtimali abartılı buldunuz! Ama kesinlikle her beş dakika da bir gol atma ihtimali var. Doksan dakikayı beşe böldüğünüz de ortaya çıkan sonuç 18 goldür. Siz on sekiz gol atma ihtimalini bir tarafa bırakıp, maçın skorunu hakem tayin etti diyemezsiniz hem spor ahlakı ve de spor etiği güler size.

Bu yazı toplam 8809 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT