Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

Kapışma

A+A-
Türkiye, birkaç gündür cemaat ile hükümet arasında yaşanan kapışmaya kitlenmiş durumda.
 
Neden ve nasıl bu noktaya gelindi? Bu sorunun muhtelif cevapları var. Cevap bulmaya çalışanlar, seç-beğen-al cinsinden komplolardan medet umar oldular. Herkes kendi görüşüne, meşrebine uygun bulduğu komploya sarılmış vaziyette. Komploların, bizim bünyemize en fazla uyanı; “Gittikçe güçlenen ve bir süper güce dönüşecek olan Türkiye'nin önünü kesmeye çalışıyorlar” oldu. Halkımız bu komployu çok sevdi. Halkımızın gönlü bu komploya düşünce, hükümet de o kanattan savunma geliştirmeye başladı.
 
Bir süper güce dönüşmesine neredeyse bir adım kalmış olan Türkiye'nin önünün kesilmesi komplosunun gönlümüzü iyice çelmesi için Amerika'yı da denklemin içine oturttuk. Şimdi değmeyin keyfimize.
 
Başbakanımız şimdi meydan meydan dolaşarak uluslar arası komplodan bahsedecek ve gönlümüzü bir güzel köpürtecektir. Bir yandan Sayın Başbakanımız meydanlara gazı verecek, diğer yandan meydanlardan gazı alarak esip gürleyecek ve bu meseleden bir “mağduriyet” çıkarmaya çalışacaktır. 2002'den bu yana, artık birbirimizi iyice tanır olduk. Her ne kadar, toplumsal mühendislik yöntemleriyle, uygun kıvama getirilen vatandaşı oynasak da, aslında o kadar saf değiliz. Maşallah, memleketimizin tekmili birden “komplo okuryazarı” olmuş.
 
Bir de bu işin Face'de, Twitter'da dolaşan geyikleri var. Benim favori tiwitim şu: “Mossad'ın tepesindeki isim konuştu: 'Tam yükselen Türkiye'ye komplo kuracağız, bi gülme geliyor…'”
 
Neyse şaka bir yana, olup bitenler çok ciddi ve tehlikeli. Hükümet ile Gülen Cemaati arasında fena bir kapışma yaşanıyor. Bu kapışmanın sonu ne olur mu? Bu kapışmadan kırılıp, dökülmeden kazanan çıkar mı bilinmez, ancak bilinen bir şey var, Hükümet bu kapışmadan mağduriyet çıkartamaz. Vatandaşı, dünyanın en becerikli toplum mühendislerine teslim etsen de, yüz defa tornadan geçirsen de bu meseleden “mağduriyet” çıkmaz.
 
Nedir bu meselenin aslı derseniz; cevabın çok basit olduğunu söylerim. Cevap, “iktidar kavgasıdır”. Ancak bu iktidar kavgasının safları, Ergenekon meselesinde olduğu gibi net değil. Bu daha çok aynı hane içindeki iktidar kavgasının örneğidir. Bıyıkları terlemiş, yağız delikanlının evin reisiyle iktidar kavgasına girmesidir. Her ne kadar evin reisi terk-i diyar etmiş olsa da, gölgesi yine hanenin üzerindedir. İktidar payını artırmak isteyen bizim bıçkın ve yağız delikanlı, “biz gölge iktidar istemezük” demektedir.
Bu meselenin Osmanlı'da bir ikiz kardeşi vardır, bu güne ışık tutsun diye yeniden hatırlayalım: 1808 tarihinde II Mahmut 23 yaşında Osmanlı tahtına çıktı (siz varsayın ki, seçimle iktidara gelmiş olsun). II Mahmut, tahta çıkması gerekirken bir müddet sarayda gözetim altında tutuldu (sanki şiir okumuş da bir müddet sarayın Haymana odasında hapis kalmış gibi). Sonra Alemdar Mustafa Paşa isimli muktedir bir komutan ve beylerbeyi, II Mahmut'un esaretini sona erdirip, onun tahta çıkmasına vesile olur (Bu beylerbeyi de varsayalım ki Pensilvanya Yaranı Hoca Fethullah Efendi olsun). Rusçuk Yaranı Alemdar Mustafa Paşa, II Mahmut'un iktidarını garanti altına almak için, ona karşı olduğu bilinen yeniçeri ordusunun bertaraf edilmesinde önemli rol oynar (varsayın ki, askerin darbe ihtimalini ortadan kaldıran önemli operasyonlar ve tutuklamalar yapılmış, komuta kademesi kontrol altına alınmış olsun). Yeniçeri ocağı ortadan kaldırılınca II Mahmut kendisine bağlı bir ordu kurar (bunun da adli teşkilat ile polis teşkilatı olduğunu düşünelim). Bütün bu gelişmelerden sonra her şey güllük gülistanlık giderken, II Mahmut kendisine iktidarı bahşeden Alemdar Paşa'nın varlığından rahatsızlık duymaya başlar. Padişah bilir ki, Alemdar var olduğu müddetçe, kendi iktidarı üzerimde gölge olmaya devam edecektir. En nihayetinde Padişah kararını verir ve Alemdar'ın kellesi alınır.
 
Bu günkü kapışma nedense bana II Mahmut ve Alemdar Mustafa Paşa'nın büyük ittifakı ve arkasından gelen kapışmalarını hatırlattı. Bu güne gelindiğinde, bizim iki paşanın kapışmasının ne olduğunu tahmin etmek kolay değil. Tarih tekerrür mü edecek, yaksa yeniden mi yazılacak, hep beraber göreceğiz.
Bu yazı toplam 8629 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT