1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. İyi yıllar niyetine!
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

İyi yıllar niyetine!

A+A-

Siyasetten yeni Türkiye'nin doğumuna cevaz veren değişim dinamikleri, değişimin taleplerini sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel değişimlerle sınırlayacak gibi durmuyor. Değişimin dinamiği ve yönü, toplumun bütün yaşam alanlarına sirayet ederek, her şeyi yeniden tasarlayıp sıkı bir tasnife tabi tutacak; Ve yine hiç kuşku yok ki, futbol ve futbolun şekillendirdiği yüz yıllık yapay kültür bu değişimin sarsıcı etkisinden nasibini alacak. Taraftar diliyle söylersek'' buradan çıkış yok.''

Vesayet sisteminin çözülmesiyle birlikte, vesayet sistemine bağlı tüm kurum ve kuruluşların da çok ciddi bir çözülme yaşayacakları açık. Özellikle 1990 lı yıllardan sonra futbola sistematik olarak müdahale edip, onu ırkçı şoven bir arenaya çeviren vesayetçi zihniyet, askeri desteğinin yanı sıra, ihtiyaç duyduğu toplumsal desteği de devşirmeyi başarmıştı. Bugün bile hala her maç öncesi okunan ''istiklal marşı'' ve Kürtlere açıkça gözdağı veren '' Şehitler ölmez Vatan bölünmez'' sloganı, o dönemden kalma iki sembol. Elbette vesayetçi totaliter sistemin mirası bunlardan ibaret değil.

Futbol federasyonunun yapılandırılması ve işleyişinden, Kulüp yönetimlerinin seçimlerinden ve hakem komitesine, oradan taraftar birliklerinin organizasyonuna kadar, hemen her şeyi kontrol eder hale gelmişti bu devasa hegemonik yapı. Kirli savaşın manipülasyonu için kullanılan futbol, doğal olarak her türlü yeniliğe kapalı bir kast sistemine dönüşüyordu. Bugün kısmen bir arınma, temizlenme ve kendine gelme süreci yaşanıyor olmasına rağmen, vesayetçi sistem; futbol ve futbol kültürü içinde, özellikle ''düşünsel'' anlamda hala çok güçlü.

İlkin, artık iflas ettiği resmen tescil edilmiş olan futbol geleneğini, vesayetçi sistem temsil ediyor. Kaotik futbol mirasımız sanıldığı gibi, sadece yeteneksiz futbol adamlarının ürünü değil, daha çok ve genellikle vesayetçi sistemin futbol dünyasını kuşatmasının sonuçlarından biridir. Skora dayalı ve oyun üretimini önemsemeyen zihniyet, tipik askeri bir zihniyettir. Devletin kurumları içinde kural olarak üretmeyen ama sürekli tüketen ve varlığını sonuçlar üstüne inşa eden neredeyse tek kurum askeriyedir.

Futbol kulüplerinin monolitik ve tekelci yönetim anlayışları yine aynı zihniyetin ürünüdür. Futbol oynama pratiğinin, oyun ve sistem üretme yerine,''yıldız oyuncu yaratma'' ve yıldız oyuncu transfer etme üstüne bina edilmesi tesadüfi değildir, aksine bilinçli bir biçimde bütün demokratik kanalların itibarsızlaştırılıp, futbolu evrensel değerlerinden kopartmaktır.

Futbolda evrensellik, bugün bir anlamda maddi bir gerçektir. Futbol oyununun amacı, bu gerçeği bir değere dönüştürerek, hayatı hepimiz için keyifli hale getirmektir. Keyif nesnesi olarak futbol, futbol vesayetinin en korkulu rüyasıdır. Katılıma açık,adil ve üretkenleşme becerisi üst düzeye çıkan bu oyun, her tür rengiyle çoğulcu karakter kazanacak ve gerçek anlamda her tür vesayetin sonunu muştulayabilecek. İşte o zaman vesayet illetinden, sonsuza dek kurtulmuş olacağız.

Sonuç olarak, değişim dinamiklerinin, değişim talebi hedefi haline gelecek olan en önemli kurumların başında; o öncelikler listesinde Kulüpler ilk sırayı alacak. Kulüp yönetimleri daha demokratik olmaya zorlanacak ve taraftarın gerçek kimliğiyle yönetici elit arasında var olan o uzlaşmaz çelişki o kimlik krizine son verme fırsatı doğmuş olacaktır.

Yönetici elitin şişik egosunu tatmine dönük olan bugünkü kaduk futbol, karakter değiştirerek, skordan çok, iyi ve güzel oyunu başat amaç haline getirecektir. Lefter'le başlayıp aslında Hakan Şükür'le sonlanan, ''Türk usulu'' futbol oynama alışkanlığı, gerçek anlamda tarih sahnesinden çekilmiş olacaktır.

Zaten sadece kendinden söz eden futbol yorumculuğunun akibeti hakkında iki laf etmek gerekli mi? İşte bundan emin değilim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT