1. YAZARLAR

  2. Ramazan TOPRAK

  3. istisnâcılar!
Ramazan TOPRAK

Ramazan TOPRAK

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

istisnâcılar!

A+A-

istisnâların genelleşmesi,
genellerin istisnâlaşması,
büyük yanlışlara gidişin önemli bir göstergesi..
bu da istisnâları kullananların çıkarına hizmet demek..
istisnâları kullananlar kimler mi..?
yukarılarda iseler yakayı ele verdiğinde,
aşağılarda iseler paçayı kaptırdığı takdirde,
"bu istisnaî bir durum" deyip sıyırıverirler
ve kaynaklar bunlara akmaya devam eder..
istisnâcı tipler diyebileceğimiz bu kişiler,
-siz bunlara istilâcılar da diyebilirsiniz-
genelin bünyesine yapışmış kenelerdir..
dış-iç mihraklar veya uzantıları ayırımı yapmaksızın
kim/ler bunlar, nasıl anlaşılır'a birkaç cümle,
. istisnâlarını! sıkça topluma yaşatırlar..
. konuşurken genelden dem vururlar,
yaparken istisnâlarını yaparlar..
. yasadışılık, gayrımeşruluk esas,
yasallık ve meşruiyet ise istisnâdır..
. siyasal anlamda satıcılık(!) yaparlar..
. sosyal anlamda aldatmacılık yaparlar..
. ekonomik anlamda götürücülük yaparlar..
. yargısal anlamda suçtan ustaca sıyırıcıdırlar..
. yanlışları istisnâydı veya sehvendi deyip örtbas ederler..
. bir doğruyu çokmuş veya yaygınmışçasına genelleştirirler..
. istisnâlarını, yanlışlarını topluma yedirirken(!)
dinî, ahlâkî, etnik, mezhepsel, siyasî, sosyal, kültürel
veya ekonomik argümanları "sos" olarak kullanırlar..
. istisnâî tipler olmalarına karşın
müstesnâ şahsiyetler rolünü iyi oynarlar..

işin gerçeği..
düşünür ve aktivist noam chomsky'nin
20 ocak 2013 günü boğaziçi üniversitesi konferansında,
"abd, ortadoğu'da işleyen demokrasi istemiyor" dediği
islâm coğrafyası.. kurumsallaşmış,
oturmuş, modern bir yönetim biçimi var mı..?
krallıklar, emirlikler, otoriter-totaliter rejimler var
ama yaygınlığı ve geçmişe dayalı sürekliliği nedeniyle
olağan yönetimler gibi kabulü
istisnâî veya tesadüfî bir durum mu..?
islâm toplulukları arasındaki çatışmalarda
onbinler-yüzbinlercesinin gözlerini kırpmadan
kardeşlerini acımasızca öldürmesi,
istisnâî veya tesadüfî bir durum mu..?
yaygınlaşmış bu türden olayların yalnızca
islâm coğrafyasında yaşanması tesâdüf mü..?
utanç manzaralarının bir emsalinin
batılı ülkelerde hiç yaşanmaması tesâdüf mü..?
bir olayın istisnâ sayılması veya
tesadüf sayılması için kaç kez yaşanması gerek..?
ayda bir, yılda bir, 3-5 yılda bir mi yoksa daha mı fazla..
benzeri şablonlarla ve zincirleme yaşanan olayları
istisnâ veya tesadüfî olaylarmış gibi görmek
akıl işi mi, yoksa...

yazar taha akyol,
islâm coğrafyasındaki modernleşme hareketlerinin
"selefiler ile darbeciler arasında sıkıştırılmasını,
darbeciler ile kör batılılara" bağlıyor..
sizce, batı bu noktada
gerçekten kör mü yoksa bakarkör mü..?
batılıların eskiden olduğu üzere
artık gizlemeye bile gerek görmedikleri
bir kısmı gerçekleşmiş gelecek senaryolarını
okumanın bile yeterli olduğuna ilaveten,
. "yeni ortadoğu'yu kurabilmenin tek yolu,
bölgede geniş çaplı bir
şii-sünni iç savaşı tetiklemekten(..!?) geçiyor..
niye biz(amerikalılar) ölelimki..! bırakalım
müslümanlar birbirlerini öldürsünler" diyen
cia ortadoğu eski bölge şefi robert baer kör mü..?
keza,
. "müslümanlar birbirini öldürüyor ancak
o arada batılılar müdahale ettiğinde
aralarında birleşerek batıya karşı savaşıyorlar..
o yüzden bırakın birbirlerini öldürsünler..
batı böyle düşünüyor" diyen
yunan yazar basil venitis kör mü..?

yağmur-diktatörlerden kaçarken
dolu-darbecilere tutulmak kader mi..?
analitik bakışla sebep-sonuç ilişkisi kurulamıyorsa,
sığınılacak saklanılacak yer aranıyorsa kader! olur tabii..
bakarkörlüğü kadere bağlamak sonucu değiştirmiyor
aksine hezimetleri hem büyütüyor, hem kalıcılaştırıyor..
mısır.. 14 ağustos katliamında binlerce yaralı hariç
sağlık bakanlığı açıklamasına göre 525,
ihvana göre 4.312 müslüman katledildi..
gösterici çadırlarıyla birlikte
içindekileri yakarak öldüren askerleri
kutlayanlar neyi kutluyordu, kim/lerin kumandanıydı..?
batı mı, sadece üzüntü duyuyor, vahşete..

güçlülüğün haklılıktan geçmediği,
fiilen güçlü olmaktan geçtiği bir dönemdeyiz..
güçlülük beraberlikten geçiyorsa,
beraberlik kardeşlikten geçiyorsa
batı bunu bilmeyecek(!) kadar ahmak değilse,
bu amaçla kardeşler arasına fitne tohumları ekilerek
önce kardeşlik bağları/duyguları yokedilmiyor mu..?
sonrası çorap söküğü gibi gelmiyor mu..?
kardeşlik gidince beraberlik gitmiyor mu..?
beraberlik gidince güçlülük gitmiyor mu..?
güçlülük gidince geriye ne kalıyorki..!
haklılık veya mâsumiyet mi, pardon onlar ne demekti..?
geçmişte ve bugün asla dost olmayanların
hakemliğine koşmak başlıbaşına zillet değil mi..?
sahi,
batılılarla beraberlikten medet umanlar içinde
âkibeti hayır olan tek kişi hatırlıyor musunuz..?
ben hatırlayamıyorum da..

E-Posta: ramazantoprak19@gmail.com

Ramazan Toprak
16 Ağustos 2013 - Cuma
Bu yazı toplam 8316 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT