1. YAZARLAR

  2. Selim KAYA

  3. İşte Diyarbakırsporun zirve öyküsü…
Selim KAYA

Selim KAYA

Yazarın Tüm Yazıları >

İşte Diyarbakırsporun zirve öyküsü…

A+A-

Bank Asya 1. Lig’de sezonun bitimine bir hafta kala ilk ikide yer almayı garantileyen Diyarbakırspor, böylece gelelecek sezon Turkcell Süper Lig’de yer almayı garantilemiş oldu. Sezonin başında geçmiş dönemlerdeki yabancı futbolcu alacakları nedeniyle FIFA ve UEFA ile başı derde giren, yine bu sebeple devre arasında futbolcuları Antalya’daki kampı terk ederek ‘kapandı kapanacak’ denilen yeşil-kırmızılı kulübün başkanı Dr. Abdurrahman Yakut, sezon boyunca karşılaştıkları sorunların üstesinden nasıl ve ne şekilde gelindiğini Diyarbakır muhabirimiz Selim Kaya’ya dobra dobra anlattı. 

Diyarbakırspor’un şampiyonluk mimarı olmasına rağmen, söz konusu başarıyı futbolcularına ve bölge halkına mal eden Yakut, onurlu ve de şerefli bir hizmet olarak gördüğü bu yolda mutlu sona ulaşmasını “mucize” olarak değerlendirdi ve bundan sonraki hedeflerini de açık bir şekilde dile getirdi.

Şimdi sözü daha fazla uzatmadan röportajımıza geçiyoruz. Arkadaşımız Selim Kaya sordu, Yakut cevaplandırdı.

- İsterseniz şampiyonluk öyküsüne başından başlayalım. Sezon başında UEFA ve FIFA ile sıkıntılarınız oldu. Kulübün bir alt kümeye düşürülmesi durumu vardı. Öncelikle bu sorunlar nasıl aşıldı? “Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Hiçbir başarı tesadüf değil, hiçbir başarısızlık sebepsiz değildir. Başarıya, zafere giden yol dikenli tellerle çevrilidir. Onları kesip aştıktan sonra başarıya ulaşabilirsiniz.  2001- 2006 yılları arasında Süper Lig’de mücadele eden Diyarbakırspor’un o dönemki bazı yöneticilerin iş bilmezliği nedeniyle, bazı yabancı futbolculara borçları vardı. Son zamanlarda FIFA ve UEFA’nın sporcu lehine aldıkları kararlardan dolayı, sporcu alacağı öncelik kazanmıştı. Bunlar ödenmediği zaman gerek Ağustos ayında, gerek sezon ortasındaki transfer döneminde kulüp lisans alamıyor. Bu nedenle yabancı futbolculara olan 1.5 milyon TL civarındaki borç nedeniyle Diyarbakırspor lisans çıkaramama ve dolayısıyla da kapanma tehlikesiyle karşı karşılaştı. Bu aşamada bu paranın ödenmesi konusunda her zaman teşekkürü bir borç bildiğim sayın Bakanımız Mehdi Eker,  Milletvekilimiz İhsan Arslan, İl Valimiz Hüseyin Avni Mutlu, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Ahmet Aydın, Diyarbakırlı hemşerimiz ve Eski İçişleri Bakanımız Abdulkadir Aksu’nun maddi ve de manevi desteklerini gördük. Yine bu sorunların aşılması konusunda UEFA ve FIFA nezdinde gösterdikleri üstün çabalarından dolayı UEFA Asbaşkanımız Şenes Erzik, Federasyon Başkanımız Mahmut Özgener ve 2. Başkanımız Levent Kızıl’a çok teşekkür ediyorum. Bu önemli dostların para bulunduğu zaman bile yaşanan gecikmede sıkıntıya girmememiz konusunda üstün çabaları oldu. Kendilerine teşekkürü bir borç biliyorum.” -Kaç yıldır sporla uğraşıyorsunuz, bu konuda bizleri biraz aydınlatır mısınız?“ Ben 25 yıl yöneticilik yaptım. Bu yönetime 6. kez gelişimdir. Her geliş sürecim sıkıntılı oldu. Diyarbakırspor’un maddi sıkıntılar içerisinde olduğu dönemde göreve geldim. Daha doğrusu göreve gelmeyi bir görev bildim. Bazı insanlar bir şeyleri yakıp yıkıyorsa, benim de öyle olmam gerekmiyor. Kulüp iyi yönetilmiyordu. Gelinen noktada sorumluluk almayı gerektiren haller oldu. Ben de Diyarbakırspor’un kötü gittiği dönemlerde göreve geldim. Diyarbakırspor’u gelebilecek en iyi yere getirdim. Bunu bir hizmet anlayışı, bir bayrak yarışı şeklinde algıladım, getirdiğim noktada görevi benden sonrakilere teslim ettim. Ama, bıraktığım insanların bu işin uzmanı olmadığını, medya aracılığıyla topluma rahat ulaşıp bazı isteklerine kolay ulaşma amacında olduklarını tespit ettim ve 1998 -2001 yılları arasında 2. başkan ve futbol şube sorumluluk görevlerimi aldım.”

“TARİH BENİ HAKLI ÇIKARTTI”

- Siz göreve geldikten sonra neler oldu?“Şampiyon olduğumuz 2000- 20001 sezonunda 31 Mayıs’ta, Antalya’da Rize’ye finalde kaybettik, Rizespor Süper Lig’e çıktı. Ben Diyarbakır’a dönüp kaldığım yerden devam edeceğim dedim. Bulduğum paralarla, kaynaklarla, kurduğum ikili ilişkilerimle 2002’deki şampiyonluğun temelini oluşturdum ve takımı inançla, azimle Süper Lig’e taşıdım. Kulübü kötü günlerden iyi günlere getirdim. Kulübe talip olanlar oldu, ben de, ‘Buyurun gelin kulübü size teslim ediyorum’ dedim. Ama inşallah günün birinde kulübün tüm imkanlarını heba etmezsiniz, kulübü Süper Lig’den düşürüp yine bize muhtaç olmazsınız dedim.”

- Peki haklı çıktınız mı?“Tabii, tarihin beni haksız çıkartmasını isterdim. Ne var ki tarih beni haklı çıkarttı. 2007’de 120 milyon TL harcanmış ve küme düşmüş bir takım. Buna rağmen hizmet ve Diyarbakırlılık aşkıyla göreve geldim. O zaman 2. başkan olarak görece geldim. Geçen yıl 13 Mayıs’ta Eskişehir’e karşı penaltılarda kaybettik, Eskişehir şampiyon oldu. Biz göreve yine devam ettik. Ancak sezonun ilk devresinde Samsunspor maçından sonra kulüp başkanımız maddi zorlukları gerekçe göstererek, başarıyı getiremeyeceğini anladığı için kulübü yüz üstü bıraktı. Kulübün önünde onlarca sorum vardı ve aşılması gereken problemler vardı. Tabii, başkan bırakıp gittikten sonra ilk kongrede kimse takıma sahip çıkmadı. Kulüp 2. kongrede kayyuma kalmak üzereyken, son 15 dakikada gittim ve ateşten gömlek değil, ateşten elbise giydim. Bilerek giydim. Çünkü geçmiş bilgi birikimimle, samimiyetimle, iyi niyetimle ve de Allah’ın yardımıyla, çünkü bir mucize gerçekleşeceğini ben biliyordum. Çünkü halkın yardımıyla ve teveccühüyle bunu başaracağıma canı gönülden inanıyordum. 22 Aralık 2008’de kulübü teslim aldım. Tabii takımı aldıktan sonra demin anlattığım gibi açılması gereken onlarca sıkıntı vardı önümüzde.”

- Örnek verir misiniz?“İlk olarak takımı etüt ettim. Takımdan gitmesi gereken futbolcular vardı ve başarıyı getirecek yeni güçlere ihtiyaç vardı. Takım devre arası kampını Antalya’da yapmaktaydı ve futbolcular, maddi sıkıntıları gerekçe göstererek, onurumuz, gururumuz olan formalarımızı yere atıp turnuva maçlarına da çıkmayarak kampı terk ettiler. Ben de usta bir kaptan edasıyla hiçbir gerekçe göstermeden kampı terk eden sporculara yapacaklarımı kafamda planladım. Ben kimseye niye gittiniz demedim, çünkü niye gittiklerini biliyordum. Diyarbakırspor dağıldı gitti, küme düşecek dendi. Bir hafta sonra futbolcuları kente davet ettim. Futbolcular Diyarbakır’a geldiler.

“ABA ALTINDAN SOPAYI GÖSTERDİM”

Sezon başında o zamanki kulüp başkanı Adnan Öktüren’in yanlış transfer politikaları Diyarbakırspor’u maddi anlamda bazı sporculara peşkeş çekmişti. Sözleşmelerinde hak etmedikleri rakamlara imza atmışlardı. Bunları kendilerine anlattım. Bir yandan da hukuki anlamda, tabiri caiz ise aba altında sopayı gösterdim kendilerine. Yani milyonlar, trilyonlar kolay kazanılmıyor. Bir devlet memuru devlete 30- 35 yıl hizmet ediyor, emekli olduktan sonraki ikramiyesi 30- 35 bin TL. Türkiye’de asgari ücretin 500- 600 TL olduğu bir dönemde kendilerine bu parayı vermeyeceğimi beyan ettim bir şekilde. Onlar da bunu alamayacaklarını anladı. Karşılıklı olarak birbirimizi ibra ederek 12 sporcuyu Diyarbakır’dan gönderdim. Bunlara zaten Diyarbakırspor formasını veremezdim, teslim edemezdim.”

- Bu 12 futbolcuyu gönderdikten sonra nasıl futbolcu transfer ettiniz? Zaten kulüp borç batağında değil miydi?“Başarıyı getirecek, kişiliğine, dürüstlüğüne ve de futbol birikimine inandığım Türkiye liglerinde kendini kanıtlamış sporcu kardeşlerimle temasa geçtim. Onlarla sözleşmeler yapıp, çok cüzi rakamlarla anlaşıp kendilerini Diyarbakır’a davet ettim. Gönderdiğim sporculardan kulübümüz en az 4 milyon TL kara geçti. Yaptığım 8 yeni transferle bu sporcuları bir buçuk milyon TL’ye kulübümüze kazandırdım. Diyarbakırspor’un 41 yıllık tarihinde ilk kez Orduspor’u deplasmanda yenme onuruna nail olduk. 25 yıl aradan sonra da ilk kez Rize’yi deplasmanda yenme başarısını yakaladık. Yani bu başarılar tesadüfen olmadı.”

- Yeni gelen futbolcular alacakları için sıkıntı yarattılar mı?“Bu kahramanlar para alamadı, maç başlarını unuttular. Sadece bana olan güvenlerinden ve bu halka olan inançlarından dolayı parayı ikinci plana attılar ve primlerle buralara kadar geldiler. Bunlar tarihinde çeşitli şampiyonluklar yaşamıştı. Bildiğiniz gibi Coşkun’lar, Ulaşlar… Bu kahramanlar, Diyarbakır halkının, doğu ve güneydoğu halkının, Diyarbakır’a gönül veren ve kendini Diyarbakırlı olarak hisseden herkesin bu başarıya aç olduğunu bildikleri için milyonları sevindirdiler. Kendilerine teşekkür ediyorum.

“BİRBİRİMİZE İNANDIK VE MUCİZE GELDİ”

- Başarı için iyi bir ekip de gerekiyor sanırım.“Yönetim kurulunda görev yapan 28 arkadaşım var ama, bunların çoğu yoğun işlerinden dolayı kimi zaman benimle beraber olamadılar. Ama yanımda varlığını her zaman hissettiğim başkan vekilim Çetin Sümer ve Genel Koordinatörüm Cengiz Aman, Remzi Öcal, Bedri Koyun, Behçet Süleymanoğlu ve şu anda isimlerini bir anda sayamayacağım 10- 12 yönetim kurulu üyesi arkadaşlarım oldu. Bana güvendiler, tek elden kulübü yönettim ve bu mucize geldi. Ama bana göre bu başarının gelmesi gerekiyordu, çünkü bendeki pozitif enerjiyi yayıp bunun sinerjiye dönüşeceğini bildiğim için nasıl bir hareketlilik getireceğini de ismim gibi biliyordum. Mutlu sona geç de olsa ulaştık. Bakınız, 7 milyon TL ile bu takım şampiyon oldu. 20 milyonun üstünde bütçesi olan Rize ve Kasımpaşa gibi takımların arasından sıyrılıp zirveye ulaştık. Şu anda kadar 59 puan aldık ve topladığımız bu 59 puanın içerisinde yarım haram puan yok. Hiçbir maçtan sonra rakip takımlar kazandığımız puanlar hakkında, Diyarbakırspor hakkında hakem veya maçın idaresiyle ilgili bir yorumda bulunmadı. Bu da bizim için ayrı bir övünç kaynağı tabii…”

- Peki bundan sonra neler yapacaksınız?“Şimdi Diyarbakırspor’un geçmiş yönetici alacaklarından kaynaklanan borçları var, eski yöneticilerin bıraktığı hacizleri var. Bunların çözülmesi aşamasında inşallah bize maddi anlamda da destek verilirse Diyarbakırspor gerek Türkiye liglerinde ve gerekse Avrupa liglerinde hak ettiği yere gelecektir. Ama maddi anlamda çok da iyi değiliz. Bunun çözümü noktasında Sayın Bakanımıza, Sayın Milletvekillerimize ve Sayın Valimize müracaat edeceğiz ve onların bizlere sağlayacakları kaynaklarla sorunların çözümünü sağlamaya çalışacağız. Yoksa Diyarbakırspor’u maddi anlamda iyi günler beklemiyor. Bunu söylemekte de bir sakınca görmüyorum. Ama inşallah önümüzdeki günlerde yapacağımız görüşmelerde, bunun önünü açacağız. Yoksa işimiz iyi değil.” 

- Peki kongre ne zaman?“Önümüzdeki 15- 20 gün içerisinde gerek görülürse kongre yapacağız. Diyarbakırspor’un başarısı için ne gerekliyse onu yapacağım. Diyarbakırspor’un başarısı için gitmem gerekirse bile çıkar bunu kamuoyuyla paylaşır ve çeker giderim. Ama buna halk karar verecek. Fakat maddi sorunlar önümüzde dağ gibi durmaktadır. Bunu bir an önce aşmamız lazım.”

***

Diyarbakırspor Kulüp Başkanı Dr. Abdurrahman Yakut ile olan röportajımızı burada noktalıyoruz, ama o bitirmiyor. Bana bir sürpriz hazırlamış. Meğer röportaj öncesinde adımın yazdığı Diyarbakırspor’un 21 Numaralı formasını yaptırmış. Başkan Yakut sevdiği insanları bir şekilde onure etmeyi sever. Ben de bu röportajın bir anısı olarak aldığım bu güzel Diyarbakırspor formasını evin en güzel yerine astım.

RÖPORTAJ: Selim KAYA

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT