1. YAZARLAR

  2. Adnan ŞİMŞEK

  3. Hun Bı Xer Hatın Jı bo Aşiti (Barış için hoş geldiniz)
Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

Hun Bı Xer Hatın Jı bo Aşiti (Barış için hoş geldiniz)

A+A-
Kürt açılımı veya demokratik açılım...
 
Adı ne olursa olsun, bu konuda sıcak gelişmeler yaşıyoruz.
 
MHP ve CHP'nin tüm aksi yaklaşımlarına rağmen AK Parti'nin bu konudaki kararlılığı ilk meyvesini verdi.
 
Irak'ın kuzeyinde bulunan Kandil ve Mahmur kampından yola çıkan 34 kişilik grup Habur'dan önceki akşam saatlerinde yurda giriş yaptı.
 
Bu tabi ki olumlu bir gelişme...
 
Temennimiz bu gelişmelerin sürmesi ve silahların susması.
 
İnsan olan insani duygular taşıyan herkesin temennisi bu yönde...
 
Bu sürecin devam etmesi durumunda 25 yıllık kanlı dönem de sona ermiş olacak.
 
Bundan daha güzel bir şey var mı?
 
Türkiye, son 3 gündür Habur'a kilitlendi.
Türkiye'nin pür dikkat izlediği gelişmeleri dünya kamuoyu da yakından takip etti. Yerli ve yabancı bir çok ajans Habur'daki gelişmeleri dünyaya aktardı.
 
Kandil ve Mahmur kampından gelen 34 kişilik grup, önceki gün akşam saatlerinde Habur Gümrük sahasına giriş yaptı.
Hepsinin ifadeleri alındı, Kandil dağından gelen 5 kişi tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edildi.
 
Netice itibariyle mahkeme 34 kişiyi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktı ve yurda resmi olarak giriş yaptılar.
 
Binlerce kişi tarafından karşılandı.
 
Silopi'deki binlerce kişi 34 kişiyi kucakladı, sevgi gösterilerinde bulundu.
 
Demokratik süreç kapsamında gelen 34 kişi, PKK'nın hiçbir eylemine katılmayan kişilerden oluşuyordu.
 
Bunun tespit edilmesiyle 34 kişi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
 
Devletin bu konudaki bakışı açık ve nettir.
 
Pişman olan insanlara veya suça karışmayan insanlara sürekli kucak açmıştır.
 
Dün olduğu gibi...
 
Yukarıda da belirttiğim gibi temennimiz bu sürecin devam etmesi...
  
Bu süreci önemsiyor ve destekliyoruz.
 
Neden mi?
Bu sürecin tamamlanmasıyla Türkiye'nin önündeki en büyük engel kalkmış olacak.
 
Bu engel tabi ki terördür.
 
Terörün 25 yılık bilançosunu anlatmama gerek yok.
 
Hepimiz bunu çok iyi biliyoruz.
 
Maddi, manevi zararları ortada...
 
Halka oluşturduğu tahribat ortada...
 
Bu gerçekleri gören herkesin ortak tavrı net olmalı.
 
Bu sürece destek olmalı.
 
 
Bugün gibi hatırlıyorum.
 
1 Ekim 1999 yılında Habur Sınır Kapısı'ndan 10 yıl önce de bir grup giriş yaptı.
 
Abdullah Öcalan'ın İmralı'dan avukatlarıyla ulaştırdığı çağrıyla dağdan inen ve kendilerine "Barış ve Demokratik Çözüm Grubu" adını veren grup, güvenlik güçlerine teslim olur olmaz kendilerini cezaevinde buldular.
 
Yargılandılar.
 
Ağır hapis cezalarına çarptırıldılar. Bazıları hala cezaevinde.
 
10 yıl önce, o grubun girişimine kimse destek vermedi, verilmedi.
 
Ne siyasiler, ne medya.
 
Bugün ise tam tersi...
 
Hükümet, güvenlik kuvvetleri, gazeteciler, aydınlar v.s...
 
Hepsi dört dörtlük destek veriyor.
 
Evet olması gereken bu.
  
Neden? diyenlere 25 yıllık bilanço yeterli diye düşünüyorum.
 
Türkiye'nin artık kayıp yıllara tahammülü yok.
 
Maddi, manevi kayıplara tahammülü yok.
 
Bir 50 bin insanın daha kaybına tahammülü yok.
 
Tabi ki, ülkenin bütünlüğüne, birliğine zarar verecek gelişmeleri ne biz ne de kimse tasvip etmiyor, etmez.
 
Bölünme gibi bir kelimeyi asla lügatimizde yer vermiyoruz.
 
Burada MHP ve CHP'nin lanse ettiği gibi AK Parti'nin bir teslimiyeti yok.
 
Dünya ve bölge gerçeklerinden yola çıkarak, var olan bir sorunu çözümlemeye çalışıyor.
 
Ne için çözmeye çalışıyor.
 
Birlik, bütünlük, kardeşlik için...
Sorunu olmayan bir Türkiye için...
 
Bölgesinde ve dünyada güçlü bir Türkiye için...
  
Bu süreçte dikkat edilmesi gereken konular var.
 
Türkiye'nin yeniden şaha kalkmasına olanak sağlayan bu gelişmeleri hazmedemeyen kesimler olabilir.
 
Ülkeler de olabilir.
 
Provokasyonlar olabilir.
 
Herkesin sağduyu ile olaya yaklaşması ve birden parlamamasını umuyoruz.
 
CHP ve MHP'nin tavrını ise anlamıyorum.
 
İki parti Güneydoğu yoklar.
 
Bu bölgeden bir beklentileri de yok.
 
Onun için atıp tutmalarını doğal karşılıyorum.
 
Ama, kanın durması, kardeşlik duygularının depreşmesine neden bu kadar karşı duruyorlar?
Bunu anlamakta zorluk çekiyorum.
 
'Bölünme' nakaratıyla yola çıkıyorlar ama kendilerinin buna büyük katkı sağladıklarının farkında değiller.
 
İstiyorlar ki, bu çatışmalar yıllarca sürsün.
 
Bu insani duygulardan yoksun olmak değil mi?
Umarım gerçekleri onlar da görür. 
 
Evet, demokratik açılım konusunda önemli bir adıma tanık olduk.
 
Bu süreç hayırlısıyla tamamlanırsa, Türkiye'nin önü açık olacak.
Sadece bölgesinin değil, dünyanın da sayılı güçleri arasındaki yerini alacak.
 
İnsanlar refah ve mutluluğu yakalayacak.
 
Teröre giden para eğitim ve bilime aktarılacak.
 
Velhasıl güzel bir Türkiye bizi bekliyor.
 
Evet, önemli bir sayfa açılıyor, tarihi kavşak dönülüyor
Barış ve demokrasiden korkanlara fırsat verilmesin!
 
Güneşin sıcaklığı içimize, parlaklığı ise; her gün doğumunda yüzünüze vurması dileğiyle...
 
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT