1. YAZARLAR

  2. Tayfun TALİPOĞLU

  3. Hükümetin muhalefete kıyağıydı 29 Ekim.
Tayfun TALİPOĞLU

Tayfun TALİPOĞLU

Diyarinsesi.Org Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Hükümetin muhalefete kıyağıydı 29 Ekim.

A+A-

"89 yıllık Cumhuriyet için
daha şunun şurasında 4 yıldır
savaş veriyor insanımız."Tespit Antalyalı sanayici bir dostuma ait.

Buradan çıkınca yola,
gidişattan pek de
umutsuz olmamak gerekiyor.
Emperyalizme karşı mucize bir zafere
imza atan Mustafa Kemal ve arkadaşlarının
günün koşulları gereği asker olması
ve kurdukları Cumhuriyeti koruma görevini
haklı olarak üstlerine almaları,
onlardan sonraki kuşakların
Cumhuriyete karşı saldırılardaki
toplumsal refleksini zayıflattı.
"Ordu göreve" kolaycılığı,
kendini Cumhuriyetçi sayan
ve giderek küçülen alanlarda
politika yapmayı meslek edinen
bir azınlık yarattı.
Cumhuriyeti "babadan miras sayan" bu azınlık
yıllarca sadece konuşarak ekmek yedi bu işten.
Cumhuriyetin kaleleri bazen gürültülü,
bazen sinsice zapt edilirken
yalan birkaç demeçten
öteye gidemediler.
O demeçler de orduyu
tahrik niteliğindeydi.
Sonra Recep Tayyip Erdoğan diye
bir adam çıktı oraya
ve Özal'ın açtığı yoldan devam ederek,
sistemin dışladığı tüm unsurlara sahip çıkarak
iktidar oldu.
Hem de Cumhuriyet tarihindeki
en yüksek oy oranlarından biriyle...
Recep Tayyip Erdoğan dokunulmaz sanılan
tüm kurumları yerle yeksan ettiğinde,
oyları da tavan yapmıştı.
Balkon konuşmalarındaki sözlerini tutsaydı
inanın yükselmeye de devam edecekti.
Bundan sonrası
yıllar sonra siyaset bilimi derslerinde
örnek olarak anlatılacak türden.
Güçlü Başbakan kendinden öncekiler gibi,
yol arkadaşlarını
"getirildikleri makamları hazmedemeyen"ler içinden seçti.
Bu piyangoda amorti ile kalmak istemeyen
bakan , milletvekili ve danışmanlar
öyle bir havaya soktular ki liderlerini,
sonunda hani argo söylenişi ile
Başbakan "ayağına sıktı".
Hem de öyle bir değil, birkaç kere.
Konuşmaları radikalleşti,
fırça atmadığı Cumhurbaşkanı dahil
kimse kalmadı.
İmam hatiplerin hâlâ
savunmaya ihtiyacı varmış gibi
"dindar nesil" söylemlerindeki gibi abartı,
başta Milli Eğitim Bakanlığı
ve Sağlık Bakanlığı olmak üzere
militan atamalar yaptı,
Suriye konusundaki mezhep ayrılığına
yönelik tavırlar,
İçişleri Bakanı'nın akla, vicdana sığmayacak sözleri,
artık insanların çok yakın,
dününü bildiği komşularının garip zenginleşmelerine
tanık olmaları,
hac dahil dini değerlerin nasıl istismar edildiğinin
ekranlara ve gönüllere yansıması
havayı döndürdü.
Kısaca hem ekonomileri bozulan
hem de "yaşam biçimlerinden "kaygıya kapılanlar
ilk defa görevi birilerinin üstüne yıkmadan
"ne yapabiliriz" diye düşünürken,
Başbakan imdada yetişti
ve Cumhuriyet kutlamalarını yasakladı.
Hem de  tehditle.
İşte gidişattan memnun olmayan insanların
 akacağı mecra bulunmuştu.
Ve aktı insanlar.
Arkasından Başbakan'ın olay çıkmadığı
ve kimse yaralanmadığı için üzüldüğünü
gösteren sözleri,
açlık grevlerine şov diye yaklaşması
sadece Cumhuriyetçileri değil,
korkudan söylemeseler bile,
kendi seçmeni ve vekillerini de
rahatsız etti.
Yani muhalefetin artık
çok usta olması gerekmiyor.
Başbakan yanında "kral çıplak" diyecek
hiç kimseyi bırakmadığı için,
nasıl olsa daha çok açık verecek gibi görünüyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT