1. YAZARLAR

  2. Adnan ŞİMŞEK

  3. Hewler izlenimler​i
Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

Hewler izlenimler​i

A+A-

Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti'nin davetlisi olarak 20-24 Nisan tarihleri arasında Erbil'i ziyaret ettik. 16 gazeteci arkadaşımızla Habur Sınır Kapısı'nı geçip Kürdistan topraklarına ayak bastık. Göndere çekilmiş Kürdistan bayrakları önünde fotoğraf çektiren arkadaşlarımız adeta birbirleriyle yarıştılar. Nereden, nereye gelmişiz diye sordum kendime. Batman'da 90'lı yıllarda vali olan Salih Şarman emriyle yasaklanan trafik lambalarını hatırlıyorum. Trafik lambalarındaki uluslar arası sarı, kırmızı ve yeşil renkler, valinin talimatıyla değiştirilmiş, yeşilin yerini mavi almıştı. Yine 2007 yılında Mardin'e bağlı bir köyde sarı, kırmızı, yeşil şallarla halay çekiliyor diye jandarma düğüne baskın düzenlemiş, içlerinde gelin, damat, damadın babası dahil düğüne katılanlar gözaltına alınmıştı. Evlere şenlik hukuk sistemimiz, 5 yıl boyunca renklerin izini sürerek, 2012 yılında düğüne katılanlara 1'er yıl hapis cezası vermişti. Habur sınırında sarı, kırmızı, yeşil renkli bayraklara baktığımda bu olaylar geldi aklıma. Meğer ne tuhaf şeyler yaşamışız…

Halil İbrahim Kapısı çok değişmişti. Güvenlik ön plandaydı. Fotoğraflarımızı çektiler. Birkaç anlamsız soru sordular. Yola devam ettik. Önce Zaxo ardından Duhok ve sabah saatlerinde Erbil'e (Hewler) vardık. Otel'e geçip bir süre dinlendikten sonra davetimizi tertipleyen Hunar Omar ile tanıştık, program hakkında detaylı bilgi aldıktan sonra iş adamı Samad Karim'e nezaket ziyaretinde bulunduk. Daha sonra Kürdistan Gazeteciler Sendikasını ziyarette ederek Kürdistan'da görev yapan gazeteciler hakkında bilgi aldık. Program sırasında yol boyunca bir çocuk merakıyla hep gözlemledim. Çok değişmişti Erbil, neredeyse küçük bir Dubai olmuştu. Otoban gibi geniş yollar, ışıklandırmalar, alışveriş merkezleri oteller, kentin her noktasından göğe yükselen bloklar v.s…
Tabii seçim çalışmaları vardı Erbil'de,. Caddelerde bilboard reklamlar, yol boyunca afişler asılmıştı. Adeta Avrupa'daki seçim çalışmaları gibiydi. Koca koca araçlar, bangır bangır müzik çalmalar yoktu elhamdülillah…

2004-2006 yılları arasında İhlas Haber Ajansı'nın Kuzey Irak temsilcisi olarak kademeli olarak Erbil'de idim. En son ziyaretimin üzerinden 8 sene geçmiş. Sekiz yılda inanılmaz bir değişim yaşamış. Erbil, o yıllarda Diyarbakır'la kıyaslanmayacak kadar eski ve geri kalmış bir görüntüye sahipti. Bugüne döndüğümüzde, Erbil'in Diyarbakır'ı solladığını, hatta tur bindirdiğini gördüm. Gerçi, Diyarbakır'ı solamayan mı kaldı derseniz haksız sayılmazsınız.

Gezimiz boyunca, yıpratılmış olsa da, Diyarbakır'ın bir saygınlığı olduğunu gördük. 2004 yılındaki ilk ziyaretimde, sadece Diyarbakır'dan geldiğimiz için her kapı açılıyor, her yerde ilgiyle ve sevgiyle karşılanıyorduk. Herkes bizi, ailesinin bir parçasıymışız gibi bağrına basıyordu. Aradan geçen 10 yıl içerisinde, ne yazık ki, Diyarbakır'ın kredisinin en az yarısını tüketmişiz. Zaman zaman Altan Tan, Diyarbakırlı ve bölge işadamlarının Kürdistan'daki büyük işlerin dışında kaldığını söylüyor. Erbil'e geldiğinizde, Türk iş adamlarının Kürdistan'ı inşa ettiğine tanık oluyorsunuz. Bu açıdan bakınca Altan Tan'a hak vermemek mümkün değil, ancak Kürdistan'a ilk gelen ve bu yönüyle de bizi temsil eden iş adamlarımızın yaptığı kötü işler de Erbil kapısının bize kapanmasına yol açmış. Bu kapının yeniden ardına kadar açılması için hep birlikte bir şeyler yapmamız gerekiyor. Büyükşehir belediyesi, Ticaret Odası, meslek örgütleri hep birlikte bu meseleye el atmak zorunda. Diyarbakır'ın Erbil'e, Erbili'in de Diyarbakır'a ihtiyacı var. Yıpranan ilişkileri, imaj meselesini, güven sorununu masaya yatırmak lazım. Mesut Barzani bizi kabul ettiğinde, Diyarbakır'ı anlatırken gözlerinin ışıldadığını gördük. Bu ışığı tüketmeye hakkımız yok.

Kürdistan gezimizin önemli bir kısmını gazeteci dayanışmasına ayırdık. Kürdistan'daki meslektaşlarımızla işbirliği olanaklarını konuştuk. Daha sonra, Vali Nevzat Hadi ve Emniyet Müdürlüğünü ziyaret ettik. Emniyet Müdürü ile İstanbul anılarını konuştuk. Bizlere Kürdistan'daki asayiş olayları hakkında bilgi verdiler. İmrendik. Erbil'e hırsızlık, kapkaç, yankesicilik henüz uğramamış… Serbest zamanda Erbil'i gezme şansımız oldu. Erbil kalesi ve bölgesini gezdik, anılarımı tazeledim. Sonraki gün KDP'nin bir numarası   Umit Hoşnaw ile ofisinde buluştuk. Sohbetimiz biraz siyaset biraz da futbol üzerine oldu. Umit Hoşnaw sıkı bir Chelsea taraftarı. Hatta üşenmemiş, Chelsea-Galatasaray maçını izlemek için İstanbul'a gelmiş. Galatasaraylı seyirciler arasında maçı izlediği için, Chelsea'nin attığı gole sevinemediğini söyledi.

Barzani ziyareti güvenlik gerekçesiyle gizli tutuluyordu. James Bond çanta taşıyan korumalar gelince, ziyaretin kesinleştiğini anladık. İnce bir aramadan geçirildik. Üzerimizde metal  olabilecek her şeyi bırakmamızı istediler. Telefon, fotoğraf makinası ve ses kayıt cihazımızı bile kabul etmediler. Arama sonrası hazırlanan zırhlı araçlara bindirildik. Önce polis eskortu eşliğinde konvoy halinde Selahaddin ilçesine doğru yola çıktık. Daha önce 3 defa röpörtaj yaptığım Barzani ile buluştuk. 30 dakikalık yolculuk sonrası vardık. Kimsenin izinsiz giremediği saraydaydık artık. Barzani bizleri her zamanki mütevaziliğiyle kapıda karşıladı. Hepimizle tek tek tokalaştı. Konferans odasına alındık. On yıl önce röportaj yaptığım insandan, daha genç birini buldum karşımda. Mesut Barzani ciddi ciddi gençleşmiş.

Sayın Barzani cümlelerini özenle seçerek ve sakin bir üslupla konuştu bizimle. "Diyarbakır ziyareti benim için bir hayalin gerçekleşmesiydi. Hala rüyalarıma giriyor. Sokaklarda çocuk, kadın, genç, yaşlı binlerce insan, Kürdistan bölgesinin bayrağını sallıyordu. Unutulmaz bir andı" dedi. Bu sözleri söylerken, sanki o anları yeniden yaşıyormuş gibi duygulandı. Çok fazla siyaset konuşmamaya gayret etmesine rağmen Türkiye'de AK Parti hükümetinin iktidara gelmesiyle Kürtler'e olan bakışın değiştiğini,  Kürtler'in, geçmişte çok sıkıntı çektiğini, dillerinin yasaklandığını ve görmezden gelindiklerini, ancak yasakçı dönem AK Parti hükümetiyle sona erdiğini söyledi. Konuşmadan sonra şeref salonuna alındık, hem birlikte, hem de tek tek fotoğraf çekme isteğimizi reddetmedi.

Bu gezide benim için en önemli nokta Erbil'in gözle görülür gelişmesiydi. Bu şehir on yılda, elli yıllık mesafe almış. Biraz hazreti google'den Erbil Ticaret Odası verilerine baktım. Odaya kayıtlı 1300 yabancı şirket var. Döndüğümde merak edip, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odasına kayıtlı yabancı şirket sayısını sordum, 10'dan az olduğunu öğrendim. Sözün özü, Erbil uluslar arası ticareti en önemli merkezlerden birine dönüşmüş. Daha önce bu şehrin anahtarı Diyarbakır'daydı, şimdi yapılan yeni kapıları eski anahtarlarımızla açamıyoruz. Aynı mantıkla gidersek yarın Rojava'da da benzer bir dışlanmayla karşılaşırız.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT