1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Hem Quaresma Hem Dikine Oyun Ş.L.'ne Sökmez !
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Hem Quaresma Hem Dikine Oyun Ş.L.'ne Sökmez !

A+A-

Şenol Güneş, Akhisar maçına Quaresma ve Olcay ile başlayarak, Türkiye Süperligi standartlarına göndermelerde mi bulunuyor, yoksa esas olarak Quaresma ve Olcay o'nun her düzey için vazgeçilmezleri arasında mı? Eğer sorunun cevabı ikinci şıkta gizliyse, hemen söylemeliyim, hem kendi adıma hem de Şenol Güneş adına derin bir üzüntü duymaktan başka elimden başka birşey gelmez. Olcay, yetenek bakımından en sınırlı Beşiktaş'lı oyuncudur. Atletik özelliklerinin, ortaya çıkan bu kalite sorununu çözebileceği inancında değilim. Çünkü, oyunun değişik pozisyonlarında sergilediği akli tutum, bu oyuncunun Avrupa standartlarında bir oyuncu olmadığını göstermiştir. Bir oyuncunun fiziksel özellikleri ile akli melekeleri arasında doğrudan bir geçişkenlik yoksa orada ilgiye değer sorun var demektir. Quaresma ise; fiziksel yetersizliği o kadar belirgin ki buna dair birşey söylemek gerekmiyor. Öte yandan, bir kalite diye önümüze sürülen yetenekleri ise kesinlikle kollektif değil, o oranda çağdaş değil ve yine, kim ne derse desin, dinamik bir oyun için işlevsel değil. Quaresma, kelimenin tam anlamıyla, bir zaman kaybından başka birşey değildir.

Maçın ilk yarım saati geçilirken, iki kanadı Gökhan Gönül ile Caner Erkin tarafından güçlendirilmiş Beşiktaş defansı, çok doğal olarak geleneksel çok bileşik paslı, o oranda döngülü oyunu güçlendirmesi gerekiyorken, güçlendirmek şöyle dursun; tam tersine, takım tuhaf, dikine, uzun vuruşlarla tipik bir Türk futbolu oynuyor.

Beşiktaş, topu Quaresma ile buluşturmak için futbolun bilinen bütün doğrularından kopuyor, buna rağmen Quaresma, bu  “herşey pahasına” kendisine ulaştırılan topları altın bir tepsi içinde rakibe ikram etmekten başka hiçbir şey yapmıyor. Kırk yılda bir yapmaya çalıştığı kenar ortalar ise, her kalecinin, çay molası verdikten sonra sallana sallana, rahatlıkla gelip bloke edebileceği ilkel ortalardan başka birşey de olmuyor. Şimdi soru şudur: Beşiktaş'ı, oynayabildiği ve bunu ispat ettiği o güzelim oyunu ile birlikte Quaresma'ya feda etmeye değer mi? Hiç kuşku yok, bu sorunun cevabını özellikle Şampiyonlar Ligindeen kısa sürede göreceğiz.

Esasında beni tedirgin eden ve aklımdan kovmak için kırk dereden kırk su getirdiğim diğer bir neden var: Şenol Güneş bu dikine oyunu neden istiyor? Eğer tıpkı Aykut Kocaman gibi, takımının Şampiyonlar Liginde beş bileşik pas yapamayacağına inanıyor ve bunun alternatifi olarak bu dikine pas oyununu takıma monte etmeye çalışıyorsa, galiba esas felaket buradan gelecek.

Şampiyonlar Ligi baskısıyla tıpkı Aykut Kocaman'ın Shakhtar Donetsk maçında yaptığı gibi takımını bir bütün olarak topun arkasında görmek istemeyen Şenol Güneş, belki bu ilkel çareden medet umuyor olabilir. Hemen şunu söylemeliyim; Şampiyonlar Ligi seviyesi, topun bütün halleri üstüne oyunda kalmayı gerektiriyor. Bunu, ne sefilce bütün takım olarak topun arkasına geçmeniz karşılayabilir, ne de doldur-boşaltı andıran uzun, dikine paslarla oynama çabanız. Şampiyonlar Ligi'nde kural şudur: iyi ya da kötü kendi özgün, rutin oyununuzu oynamalısınız. Bu rutin oyunun iki temel özelliği var; hem topun olduğu bölgede hem de topun atılacağı bölgede rakip kadar baskın ve rakibi karşılayacak yeterlilikte oyuncu bulundurmak zorundasınız.

Galiba kafamdaki kuşkulu sorulara doyurucu yanıtları ancak Dinamo Kiev maçında bulabileceğim.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT