1. YAZARLAR

  2. Tayfun TALİPOĞLU

  3. Hani diyorum…
Tayfun TALİPOĞLU

Tayfun TALİPOĞLU

Diyarinsesi.Org Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Hani diyorum…

A+A-

 Bir gün kıyamet kopsa,
yani her şey yerle bir olup,
Dünya üzerinde tüm canlılar yok olsa

ve Dünya yeniden kurulduğunda
yeni insanlar eskilere ait bilgileri
bugün bizim yaptığımız gibi

tarihi kalıntılarda arasalar,

ne kadar bilgi kirliliği ile
karşılaşırlar düşünsenize.
Çözemeyecekleri konular da

olacaktır elbette bizim gibi.

Mesela Milat'tan Önce
amfi tiyatrolar inşa eden bir medeniyetten,
neden bir parça bu toprakta yaşayan insanlara

sanata dair bir kırıntı
genetik yolla geçmemiştir anlamam.
Bugün Antalya ili sınırları içinde yer alan
Selge Amfi Tiyatrosu gibi

otlar içinde kalan taşlar arasında

oynayan köy çocuklarının,

ne tiyatrodan ne de oynadıkları alanın

ne anlama geldiğinden haberleri olmamasına

şaşırmıştım.
İşte 2000 yıl sonra bu coğrafyada
araştırma yapacak tarihçiler
tüm bulgulara erişseler bile,
bizim kafamızın işleyiş tarzı karşısında
acze düşecekler
ve korkarım şöyle yazacaklar:
"O dönemin ilkel insanları

içinde yaşadıkları doğayı tahrip konusunda

yarışmışlar ancak bilimle değil,

içgüdü ile hareket ettiklerinden
onları suçlamak mümkün olamamıştır.
Doğanın kendilerine armağan ettiği yeşili
yol, baraj, köprü, nükleer santral

yapacağız gibi nedenlerle,
geri dönüşümsüz yok eden

ve insan olarak adlandırılan bu canlıların

daha sonra ağaçların

ve tarım arazilerinin üzerine diktikleri gökdelenlerden aşağıya bakınca,

maket gibi görülecek yapay akarsular,
yeşil alan yaratma çabaları

ve girişimlerinin hiçbir mantıki açıklaması

bulunamamıştır."

Türkiye ve Ortadoğu coğrafyası

ve halklarına ilişkinse

"siyasi, ekonomik hayat" başlığı altında,
"bu bölgelerde ticari ve ekonomik hayat
çok az üretime, çokça tüketime yönelik gelişmiştir.
Bu coğrafyada ortak olan,

iktidarı ele geçiren insanların

ve yakınlarının hızla zenginleşmesi
olarak saptanmıştır.
Genellikle ülkeyi yönetenlerin

ekonomiyi elde tutmaları nedeniyle

"dağıtım gücüne" de sahip olmaları

büyük halk yığınlarını yönlendirme yetilerini arttırdığından "tek adam" yönetimine dönüştüğü gözlenmiştir.
MS 20. ve 21. yüz yıllarda

bölgelerin halkları aldıkları gıdalar

(! ) sebebiyle

çok sık unutmaya başlamış,

hatta "balık hafızası" diye adlandırılan
hastalığın pençesine düşmüşlerdir.

Yok oluşlarının başlangıcı olarak adlandırılan

bu dönem yüz yıllarca sürmüştür."

ÖZLENEN ÜLKE TÜRKİYE

"Türkiye olarak bilinen,

üzerinde çeşitli halkların yaşadığı ülke ise,

tüm insanlığın aradığı birlikteliği

yakalamış görünmekte.
Elde bulunan veriler ışığında,

ideolojilerin başaramadığı,

sınıfsız topluma geçişi nasıl sağladığı konusunda

mantıklı bir açıklama yapılamasa bile,

iktidar, işadamları, işçiler, işsizler

büyük oranda işçi sendikaları,

tüm çelişkileri yok ederek

aynı siyasal partide birleşmişler.
Ancak bu ülkede

yazılı kültüre geç geçildiğinden,
bazı davranış kalıpları konusunda

yeterli bilgiye ulaşılmamıştır" diye

yazacaktır her halde...

 

Bu yazı toplam 7694 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT