1. YAZARLAR

  2. Adnan ŞİMŞEK

  3. Güneydoğu'da Fuhuş...
Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

Güneydoğu'da Fuhuş...

A+A-

Türkiye gündemi kadar çok değişken olmayan bir konuyu, bölgemizde çığ gibi be buna karşı toplumun bakışını irdelemek gerekir.

Bölgede devam eden savaştan etkilenen sayısı yüz binleri bulan insanlar evlerini yurtlarını bırakarak buraya sığındılar. Çoğu bir parça ekmeğe muhtaç halde eşini çocuğunu kaybetmiş insanlar medyada ve diğer iletişim platformlarında işlenmekte ve belki de pek çoğu ile ilgili haberimiz de olmuyor.

Mesele kadın ya da erkek değil, ahlaki düşüş.

Bölgedeki çarpık kentleşme ekonomik dengesizlik, gelir dağılımındaki adaletsizlik, eğitimsizlik kentlerin kozmopolit bir çehreye bürünmesinde kızlı-erkekli sosyal aktivitelerin yok denecek kadar az olması, cins ayrımcılığı kadına bakış cinsellik konusunda eğitici hiçbir çalışmanın olmaması feodalizmin yer yer sürmesi insanları diğer yozlaşmalar da da olduğu gibi fuhuş arayışına da itiyor.

Meslekdaşım Ahmet Sümbül, Güneydoğu`da Fuhuş: Olaylar, Belgeler, Ropörtajlar 1 isimli kitabında şöyle ifade ediyor: “Fuhuş konusu ele alındığında sadece kadını ele almak, onu suçlamak, ya da sorunu karşı cinste aramak sağlıklı bir yaklaşım sayılmaz. İnsanla ilgili bir sosyal olgu olduğu için, önce insanlık olarak değerlendirmek gerek. insanin sosyal yapısı, cins ayrımcılığı, felsefesi, inancı ve yaşadığı sosyal-siyasal donem ile ele almak gerekir. Kadını sadece fuhuş'un ana konusu yaptığımızda, talep olmadan arz da olmaz. Eğer yüz hayat kadını  bu işle uğraşıyorsa, o hayat kadınlarının her biriyle yatan binlerce erkeği de araştırmaya konu yapmak gerekir. Onun için fuhuş ne kadın, ne de erkek sorunudur. Fuhuş, sosyal, siyasal, inanç, ekonomik ve biyolojik boyutuyla ele alınması gereken insanlığın ahlaki bir sorunudur.”

Ülkemizde değişik kesimler sivil toplum kuruluşları ve devlet kurumları bu konu ile ilgili farklı yaklaşımlar göstermektedirler. Ancak özellikle bölgemizde artan oranda fuhuş konusunda “özgürlük, yurtseverlik, sömürgeciliği yaşama ve yaşatma” sloganıyla ortaya çıkanlar bu konuya neden tepkisiz kalmaktadırlar.  Dahası cam kırmalar, yakmalar, tehditler acaba bu meselenin çözümüne sebep oluyor mu?

Hiç sanmıyorum !!!

Devlet denetiminde fuhuş evleri açılıyor diye haykıranlar acaba baskılarının en azından yapmaya çalıştığı gibi bu insanları kurtarmak için çaba gösteriyor mu ? Yakıp yıkarak fuhuşla mücadele olmaz. Olsa olsa bu fuhuşu bahane ederek “ramboculuk” oynamak anlamına geliyor…
Cezaevlerine getirilen son düzenlemelerle eşlerin 24 saat bir arada olması imkanı sizi neden rahatsız ediyor acaba… Cezaevlerine lafınız var da mahallelerinizdeki sokaklar ve belli yerler çok mu temiz….
Coğu kez ifade edilen Kürdistan coğrafyasında gençlere dönük fuhuş, hırsızlık, uyuşturucu, ajanlaştırma politikalarıyla sömürgeciliğin dayatılması, uyuşturucuya bağlanmış bir gençliğin amaçlanması çıkışlarına karsı size sormak istiyorum bunlar bu coğrafya da meydana geliyorsa bundan sorumlu sizsiniz ve en azından bir kişiyi kurtarmış değilsiniz….
Bazen de özeleştiri yapılıyor ve ben bazılarına katılıyorum:
Mesela; Kürdistan'ın çok farklı özellikleri taşıması anarşisti, göç edeni, köylüsü, kentlisi, feministi, işçisi, işsizi, yoksulu, korucusu gibi…
Aynı şekilde; Kürdistan'da halen başlık parası, küçük yaşta evlilikler, namus adı altındaki cinayetler var.
Ve deniyor ki: “Toplumsal sorunların çözümü noktasında da kendimizi sorgulamamız lazım. Aile içinde ne kadar demokrasi kültürü var? Çözüm aileden başlıyor, bu nedenle de buradan başlamak gerekiyor.”
Sonuç olarak da; “Kürdistan'ı değerleri yükseltmenin yolu da bu demokrasi kültürünü kendimizden doğru sorgulamayla başlatarak hakim kılmaktan geçiyor.”
Evet !
Önce kendimizden başlamalıyız !
Biliyor musunuz Diyarbekir'in önceki adetlerini ?
Diyarbekililik, diline, beline ve dahi eline hakim olmaktı !
Diyarbekirlilik harama el uzatmamaktı !
Diyarbekirlilik, tanımadığın insana kardeş gözüyle bakmaktı !
Diyarbekirlilik, hastası olana hak emri yerine gelinceye kadar destek vermekti. Buyurun şimdi de yapın !
Diyarbekirlilik, aç olan komşuyu doyurmaktı, inancı ne olursa olsun. Buyurun bugün de yapın !
Diyarbekirlilik, sokakta tanımadığın kavga eden iki kişiyi azarlayıp, kavganın önüne geçmekti. Buyurun bugün de yapın !
Hoşça ve Dostçakalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT