Ramazan TOPRAK

Ramazan TOPRAK

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

gezi-2

A+A-
bir doğru, 
büyük bir yanlışın parçası olmuş, 
yanlış hedef için kullanılıyor(!) hale gelmişse 
yapılması gereken şey,
hem doğru dikkate alınmalıdır,
hem yanlışın gereği yapılmalıdır.. 
doğru görmezden gelinecek olursa
büyük yanlışa hizmete devam edecektir.. 
 
gezi protestolarında başlangıçta 
masum ve kendince haklı nedenlerle 
yola çıkanların bile bir büyük yanlışın 
nasıl parçası haline getirildikleri ortada.. 
7-8 gencin öldürülmesi, onlarcasının sakatlanması, 
binlercesinin yaralanması yanlışa hizmet etti.. 
masum ve haklı talepler görülemedi, 
küçük kıvılcımlar yangına dönüştü..
şimdi de benzeri bir durum var.. 
doğru ve haklı zemine oturan sorunu 
kitleselleştirmek isteyenler kol gezerken
ellerindek! hakl! malzemeler! almak gerek.. 
aksi halde yanlış emellerine engel olamazsınız.. 
 
kitleselleştirilmek istenen bir sorun üzerinden
topluma kanca atılabilmesi için,
. yerel motiflerin ve ayakların olması,
. gerçek, doğru olması veya kabul edilmesi,
. toplumca haklı görülüp desteğinin alınması şart..
bu unsurlar mevcutsa, iç-dış, yerli-yabancı 
mihrak/odakın işi(!) hiç de zor değil.. 
yetkili sorumlulara düşen görev,
yerinde ve zamanında küçük adımlarla 
kıvılcım halindeyken söndürmektir, ateşi.. 
salt topluma şikayet ve kirli odaklara sövmek 
marifet değil acziyettir, yangına sebebiyettir..
* toplum nezdinde haklı gibi gösteren 
malzemelerini ellerinden alın ve oyunu bozun..
* siz malzeme vermeyin, onlar köpürtemesin..
* "kökü dışarıda tezgâh" ise ki öyle,
gereğini yapın..
 
* hz.ali'ye savaş ilan eden muaviye yanlıları
sıffîn savaşında halkı galeyana getirmek için 
mızrakların ucuna kur'an sayfalarını takması ile
paralellik arzedecek şekilde üzüntüyle yaşadığımız,  
dozu gittikçe artma emareleri gösteren 
tuhaf mücadele!, hangi aklın ürünü..? 
cemel vak'asında onbin, sıffîn savaşında yetmişbin 
müslüman, müslüman kardeşince öldürülmüşken.. 
hâkeza, kerbelâ'da ehl-i beyt katledilmişken..
kürsüden meydandan ekrandan yıllarca 
"uzak durun" çağrısı yapmışken.. 
şimdi aynı yanlışı göz göre göre yapmak,
hangi aklın! ürünü.? üstelik daha büyüğüyle.. 
siyasi mücadeleye alet edilen dinî argümanlar, 
daha ziyade dinî hassasiyetlere zarar veriyor..
* bir büyük ilimizde iki dönem başarıyla 
belediye başkanlığı yaptıktan sonra 
"bana göre değilmiş" diyerek siyaseti bırakıp 
eski görevine dönen üst düzey bürokrat arkadaşımın, 
"sahabe-i kirâmın birbirlerine niye kılıç çektiğini, 
birbirlerini nasıl öldürdüklerini bi'türlü anlayamazdım.. 
ne zamanki siyasete girdim, ancak o zaman anlayabildim" 
sözlerinde saklı, ifade edilemeyen gerçek.. 
 
dünlerde diyebileceğimiz günlerde
anayasa kitapçığı fırlatılmakla
siyasi ve ekonomik krize davetiye çıkarılmıştı.. 
kur'an-ı kerim'in karıştırıldığı siyasi mücadeleye 
dinî ve sosyal boyutları da eklenirse ki öyle, artık 
kriz sarsıcı olmaktan çıkar ve yıkıcı olur, 
yalnız tarafları için değil tüm toplum için.. 
bağıra çağıra krize davetiye çıkarılırken,
sorunun/kavganın/mücadelenin çözümünde
konumları itibariyle hakem olan kişi ve kurumların, 
içten içe bu değirmene su taşıdıkları intibaı gibi,
mücadelenin sonunu/kazananını bekliyor(!) gibi
derin bir sessizliği bürünmeleri câlib-i dikkat!
ve sorumluluklarıyla hiç bağdaşmıyor.. 
 
* haklılığın değil utancımızın göstergesi olan
baltanın sapının bizim ormandan olması 
aldatıcı olmasın.. acı ama gerçek bu..
* kendi safına yığınak yapmak yerine
Hakk'ın(CC) safına yığınak yapılmalı.. 
* adalet yerine adavet dağıtılan ülke, olsa olsa 
yönetim hukuku diliyle jüristokrasi'dir..
yargıçlar ülkesi-devleti var demektir..
yasal sınırlar içindeki yargı adaleti sağlar,
yasal sınırları aştığı ölçüde adaveti getirir,
yasal sınırları tanımadığı ölçüde terör estirir,
anarşi, kaos ve yıkıma davetiye çıkarır.. 
 
* norşinli Allah(CC) dostunun sözünü tekrarlayalım,
"şeytanın üçbin hilesinden ikibini rahmânî surettedir" 
araya sızan şeytan/ların hilelerine dikkat edilmezse
Rahmân'a değil şeytan'a! hizmet edileceği âşikar.. 
* hırs ve öfkenin kararttığı vicdanlar sebebiyle
kuyruğundan tuttuğunu zannedenlerin 
kuyruğundan tutulduğunu göremediği kavga..
* kazananı olmadığı gibi herkesin kaybettiği, 
* her bir tarafın kendini lokomotif zannettiği, 
* hem öndeki istasyonda 
makası boşa düşürmek için bekleyenlerin,
* hem sondaki vagonu ittirerek! raydan çıkaracağı, 
âşinası olduğumuz trencilik oyunu görülemiyor mu?
* hemen bu geceyarısı.. iki el bir baş düşünün.. 
* öndeki istasyonda bekleyenleri bi'düşünün..
* son vagonu kim/lerin ittirdiğini görün ve
elinizin tersiyle ittirin o kirli elleri, 
onlar sizi ittirmeden..
 
sözün özü,
hem rüşvet ve yolsuzluğa geçit vermeyin,
hem sufle(!) edilen fitneye düşmeyin.. 
yoksa hep birlikte kaybederiz, 
mâzallah..
 
ramazantoprak19@gmail.com
 
Ramazan Toprak
27 Aralık 2013 - Cuma
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT