1. YAZARLAR

  2. İhsan YILMAZ

  3. Geçmişin karanlığından, geleceğin aydınlığına
İhsan YILMAZ

İhsan YILMAZ

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Geçmişin karanlığından, geleceğin aydınlığına

A+A-

 

Gece başlar yüzümüzdeki karanlığın gölgesi, sabah seheriyle geleceğimizin ilk aydınlığına adım atarız. Belki yorgun bir gecenin ardından geçmişinden, belki geleceğin karaltılarına dair ne varsa gün ışığına çıkartılmalı. Belki bu sabah, belki de bir başka sabahın seherinde aydınlatılma arzusuyla uyanacağın derin uykulardan artık uyanma vaktidir sabahın erken saatlerinde.

Uykudan uyanırken sabah erken saatlerinde yüzümüzü yıkayarak başlayıp gün içerisinde yaşamımızı devam ettiririz. Toplumunda yaşamak için buna ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Uyanıp yüzünü yıkamaya Tabi ki, yaşama şansına sahipse!    

Kim ne kadar dikkate alır, bunu kestirmek mümkün değil çünkü bu bir temennidir. Toplumumuzda temenniler pekte dikkate alınmaz. Oysa temenniler gerçekleşmenin yarısıdır.

Bildiğim göz ardı edilmeyecek kadar önemli olan çünkü göz ardı edildiği takdirde derinleşecek ve telafisi mümkün olmayan toplumumuzun birlikte yaşamına balyoz etkisi yaratacak olan ölümleri, acıları, kırılmayı, öfkeyi ve feryat-ı figanların boyutunu kamuoyuna taşıyıp, yaşanan şiddetin boyutunu herkesle paylaşmanın hayati önemde olduğudur.

Sabah erken saatlerde 6. kez sokağa çıkma yasağıyla birlikte sıkıyönetimin uygulandığı Silvan'da GSM operatörlerine ait şebekeler ve internetler kesilirken, ilçe genelinde helikopter hareketliliği, yapılan yığınaklar kuşatması yaşanan şiddetin göstergesiydi. Medya ve batı toplumu ise yaklaşık yirmi bin nufüsun yaşadığı tekel, mescit ve konak mahallesine uygulanan ablukayı; bir grup PKK'liye yapılan operasyon olarak nitelendirip uygulamayı meşrulaştırmış olsa da aslında söz konusu olan sivil halkın hayatı ve her geçen gün artan can kayıplarına duyulan endişeydi.

Geçmişe 1990'lı yıllara Silvan ilçemizde yaşanılan olaylara baktığımızda; binlerce faili meçhul cinayet ve onbinlerce göç furyası. Dile kolay tabi, ilçe halkı kahrolmuş hala bu acıları üzerinde iken yine o dönemin kürt siyasetçileri tarafından  meclis araştırma komisyonları kurulma talepleri karşısında ret oylar kullanılmış, işlenen cinayetlerin adı faili meçhul bırakılmıştır. Bu ise halkın öfkesine öfke, acısına acı katmıştı.  

“Silvan'da son yaşanan olaylar sırasında en az 15 insan yaşamını yitirdi. canlarını yitiren insanlar için çıkan çatışmalar sırasında hayatını kaybetti denilmiş, neden, niçin, ne zaman hangi amaç için ise, sorulmamıştır. Özellikle ülkenin batısının ve TBMM siyasetçilerin bunu sorgulaması gerektiği tüm yakıcılı ile ortadayken, rant için, ihale için, savaş için gece gündüz çalışan meclis bırakın sormayı, gündeme almayı bile reddediyor.

Acımız büyük. Barışın tesisine yönelik somut adımların haberini umutla bekleyen bütün yüreklere ateş düştü. 12 gün süren sokağa çıkma yasağı sürecinde yaşamlarını yitirenler, yaralananlar gencecik fidanların ailelerine başsağlığı, yaralılara da acil şifa dilendi. Başsağlığı dilemek bu acılı ailelerin acılarını ne kadar dindirdi. Yaralananların acıları ne kadar dindirdi.

Yaşananlarda dolayı acımız kadar kaygılarımız da büyüktü. 

Ölümlerin tank ve toplarla atılan bombaların çıkardığı yangın sonucu yaşandığına dair kamuoyuna yansıyan ciddi iddialar söz konusu. Buna rağmen AKP Hükümeti'nin olayı aydınlatmaya dönük adım atmak yerine nefretin dilini konuşması, Kürt vatandaşlarımızı adeta hedef göstermesi, Diyarbakır'da,Suruç'ta ve Ankara yaşanan saldırılara sessiz kalması toplum tarafından  kaygı ve endişeyle izlemektedir.

Yaşanılan olaylarla ilgili son günlerde HDP tarafından Tahir ELÇi ve yine sokağa çıkma yasağının uygulandığı kasabalarda yaşananlarla ilgili araştırma yapılması için komisyonların kurulması yönündeki taleplerin iktidar partisi ve MHP tarafından ret edilmesi bile toplumun acılarını bin kat daha artırmaktayken, bu tavrın ülkedeki kaos durumuna, savaşın yakıcılığına ve halkın yaşadığı can kayıplarına teselli verip merhem sürmek yerine daha da azdırılması yüzyıllardır birlikte yaşayan halklara yapılacak en büyük kötülüktür. Duygusal kopuş yolunun taşlarının döşenmesi anlamındadır.

Geri dönüşü zor olan girdaba girmeye mahal vermemek için Silvan'da ve diğer kasabalarda neler yaşandığı, gençlerimizin neden öldüğü açıklığa kavuşturulmalı, halkın iradesine ve isteklerine meclis kulak vermeli ve yaşanan çatışmalı durum sona erdirilmelidir.

Yine bu amaçla bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını, komisyonun tanık ifadelerine, otopsi sonuçlarına, askeri telsiz görüşme kayıtlarına, bölgedeki uçak ve helikopter seyirlerine başvurarak gerçeği ortaya çıkartmasını ve bunu kamuoyu ile paylaşmasını istiyoruz. 
Bu talebi önemli buluyorum. Çünkü Silvan'da ne olduğu ve ne olmadığı konusunda onlarca, belki daha çok, yanıtı kesinleşmemiş soru var.  
Ve Silvanlıların çok yalın bir talebi var: Silvan'da yaşanılanlar aydınlatılmalıdır.  

Silvan'da son dört 4 ayda Aralarında yaşlı ve çocukların bulunduğu 15 sivil öldürüldü

Silvan'da bugüne kadar 17 Ağustos, 24 Ağustos, 13 Eylül, 2 Ekim, 18 Ekim tarihlerinde olmak üzere 5 kez sokağa çıkma yasağı uygulandı.

Günlerce devam eden yasaklarda, Serhat Binen (25) 18 Ağustos'ta kafasına kurşun isabet etmesi sonucu hayatını kaybetti.

Bilal Meygil (16) 9 Eylül'de Feridun Mahallesi'nde yaralanıp 27 Eylül'de Batman'da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

Vedat Akcanım (17) ve Hayriye Hüdaverdi (75), 2 Ekim'de Konak Mahallesi Dicle Caddesi üzerinde öldürüldü.

Hasan Yılmaz (9) 8 Ekim'de Tekel Mahallesi'nde bir cismin patlaması sonucu hayatını kaybetti.

Ferhat Gensur (16) 19 Ekim'de Mescit Mahallesi'nde sırtından ve ayağından vurularak katledildi.

Müslüm Tayar (22) 2 Kasımda, Sertip Polat (20) 3 Kasımda, Engin Gezici (3 çocuk babası 24 yaşında) , İsmet Gezici (Engin'in Halası 55 yaşında) 4 kasımda, Mehmet Gündüz (45), Yakup Sinbag   9 kasımda, Süleyman Güleç 11 kasımda, Rıdvan Us 16 kasımda, Murat Aktar 23 kasımda 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT