1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Galatasaray - Atletico Madrid
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Galatasaray - Atletico Madrid

A+A-

İtiraf edin artık.. itiraf edin: Şampiyonlar Ligi seviyesinde bir futbol aklına sahip değilsiniz. İtiraf edin ve rahatlayın: Şampiyonlar Ligi seviyesinde bir plan ve stratejiye sahip değilsiniz. İtiraf edin ve bu iç burkan acıya son verin: Şampiyonlar Ligi seviyesinde bir oyun pratiği ve sistemine sahip değilsiniz. İtiraf edin ve hep birlikte sıfırlanalım: aslında siz Şampiyonlar Ligi seviyesinde ne olup bittiğine dair bir fikre sahip değilsiniz. 

Şampiyonlar Ligi seviyesi için, eski Şampiyonlar Ligi kahramanlarını; Podolski gibi, Van Persie gibi, Eto'o gibi, Nani gibi, artık emekli olmuş sporcuları transfer ederek sanal ve sahte bir dünya oluşturarak, bu büyük açığı telafi ettiğinizi sanıyorsunuz. Ama mumunuzun ömrü, ilk Şampiyonlar Ligi maçına kadar gölgesini bile aydınlatmadan varlığını sürdürüyor ve ilk Şampiyonlar Ligi maçıyla titriye titriye sönüyor. 

Biliyorum bahaneniz bol; yüzyıldır bir bahaneler retoriği inşa ettiniz ve birbirinizi ikna etmekte hiç zorluk çekmiyorsunuz ve tuhaftır, her Şampiyonlar Ligi döneminde evine ilk dönen siz olduğunuz halde, bundan hiç ders çıkarmıyorsunuz. 

Hamza Hamzaoğlu, takım dizilişini doğru yaparak Simeone'nin kısa paslardan örülü, hızlı, hızlı olduğu kadar döngülü ve hem savunmada hem de hücumda, daralarak beşli sabit akış hatlarına sadık, oyun pratik ve alışkanlıklarına karşı koyabileceğini düşündü. Ama unuttuğu dehşet bir olgu vardı; siz takımınızı sahaya bir düzen içinde dizersiniz, ama bu diziliş sırf siz öyle istiyorsunuz diye omurgasını koruyamaz. Çünkü rakibin taktik düşünce ve stratejileri dizilişinizi elekten geçen kum gibi paramparça edebilir. Eğer sahaya dizdiğiniz oyuncularınızın alan bazlı geçişkenliklerini doğru tarif etmemişseniz, hücumda ve savunmada bu yapıları organize etmemişseniz oyunda inisiyatif her zaman rakipte olur ve aslında sizin dizilişinize rakip karar vermiş olur, siz değil. 

İkinci gole kadar, Galatasaray dörtlü defansının önündeki geniş alan bir cehennem çukuru gibi sadece Atletico Madrid'e hizmet etti. Topun arkasında olan dörtlü defans ile topa ihtiyaç duran orta-saha arasında öylesine anlamsız, derin bir boşluk bırakılıyordu ki bu boşluktan ötürü defans ne topu orta-sahaya aktarabiliyordu ne de orta-saha ile birlikte oyuna katılabiliyordu. 

Şöyle düşünün: karşınızda oyunu iki blok halinde oynayan bir rakip var ve bu iki blok ortak bir akılla size oynayabilecek bir alan bırakmıyor ve siz, kekeme çocuklar gibi, en geride, üstelik orta saha ile aranızda derin boşluk bırakarak topu eveleyip geveliyorsunuz. Bu durumunuzdan rakip harika bir şekilde faydalanıyor ve size oynayacak hiçbir alan bırakmıyor. Sadece alan bırakmamakla kalmıyor, sizi bütün gücüyle kuşatıyor ve elbette goller kaçınılmaz oluyor. 

Futbol oyununda, oyunun düşünsel ve pratik etkinliklerini işlevsel kılan iki temel olgu var: Birincisi, topun sizde olma durumudur-ki bu durumun sizden talep ettiği düşünce ve pratik rakibin varlığına rağmen alanı nasıl katedeceğinizdir. İkincisi, topun rakipte olma durumudur; burada da temel mesele topu kapmak üzere alanı rakibe nasıl kapatacağınızdır. 

İkinci yarının ilk 20 dakikasında Galatasaray'ın inisiyatif kazanmış gibi görünmesinin sebebi, yapılan oyuncu değişiklikleri değildi, 2-0'dan sonra kaybedecek bir şeyi kalmamış olan birinin ruh haliyle, Galatasaray'ın bir bütün olarak, rakibin yarı-sahasına yerleşme arzusuydu. 2-0'lık malubiyetin konjonktüründen kaynaklanan bu öngörülmemiş, bu doğaçlama durum, eğer cesaret gösterip önceden kurgulanmış olarak sahaya yansıtılsaydı, belki Galatasaray'ın küçük bir şansı olabilirdi. 

Şampiyonlar Ligi seviyesi bir kurgulararası mücadele seviyesidir. Alanı ve zamanı maksimum düzeyde kurgulama yeteneğini gösteremezseniz, hiç kimse döktüğünüz gözyaşına bakmaz. Bunun için, tıpkı Atletico Madrid veya diğer Şampiyonlar Ligi favorisi takımlar gibi, belirli bir pas tipine karar vermelisiniz. Bu pas tipine bağlı olarak bir top dolaşım modeline karar vermelisiniz. Ve hem bu pas tipini hem de bu pas dolaşım modeline hayat verecek olan oyun-içi - hem hücum hem defansif- yapı ve örüntüler inşa etmelisiniz. Ve enson olarak da, bütün bunları esas alarak, taktik düşünce ve oyun stratejisine karar vermelisiniz. Son tahlilde, başka türlüsü, hakikaten, “saldım çayıra mevlam kayıra “ olur. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT