1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Futbolun sefaleti veya Beyaz Mendil Salla!
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Futbolun sefaleti veya Beyaz Mendil Salla!

A+A-

Bir teknik adam neden iki hücumcusunu iki kenara sürer? Ve neden orada pozisyon almalarında ısrar eder? Amaç bellidir; rakibi geniş alanda savunma yapmaya zorlamak. Geniş “alanı” kontrol etmeye çalışan rakip üç önemli handikap yaşar.

İlkin rakibin alan savunması zaafa uğrar, çünkü orta saha oyuncuları dengeli bir alan savunması için daha geride durarak o geniş alan “koridorlarını” daraltmaya çalışırlar.
İkinci olarak defans ve önündeki orta saha oyuncularının oyun örüntüsünü bozulur. Bu ikili sonuç doğal olarak takımın biraz daha geriye “yaslanmasıyla” sonuçlanır. Ve son olarak da rakip bütün bunlardan ötürü “etkili” bir başlangıç ve baskı kurma imkânı bulamaz.
Ama bu planın işleyebilmesi için, daha doğrusu rakibin sizi ciddiye alması için, sizin “ikna”edici olmanız lazım. Eğer ikna edici değilseniz başınız “belada” demektir.
Sözü edilen oyun planının en ikna edici göstergesi defansınızın “nerede” durduğudur. Eğer rakibi geriye doğru itme düşüncesiyle saha çıkıyorsanız, rakibin, –sizin düşünceniz sonucu boşalttığı– alanları doldurmanız gerekir.

Defansınızı öne çıkararak rakibi tehdit etmiyorsanız hiçbir inandırıcılığınız kalmaz. Tam tersine iki uç oyuncunuzu iki kenara yollandığınızdan ötürü rakip için de –kullanabileceği– geniş alan “üretmiş” olursunuz.
O geniş alanı ya defansınızın desteğiyle siz doldurursunuz ya da o alanı “altın” tepside rakibe sunarsınız

Sonuç itibariyle Fatih Terim çağdaş futbolun hiçbir beklentisi için hiçbir hazırlık yapmadı. Ezberine aldığı kaotik, defansif ve kontracı oyunla İzlanda'yı alt edeceğini düşündü. Olmadı. Olamazdı. Ve bu zihniyet ve mentaliteyle de asla olmayacak! Dolayısıyla artık iflas ettiği kesinleşen bu zihniyetin iflasını ilan etmek lazım gelir.

Haydi hep birlikte beyaz mendil sallayalım. Yüz yıldır kendini yenilemeyen bu anlayışı hak ettiği yere tarihin çöplüğüne atalım. Bu sefalete son verelim.

Maç sonunda değerlendirmeler yapan Fatih Terim, dolaylı yönlendirme tekniğine sıkça baş vurarak, ''rüzgara, deplasman oyununa ve maçta, performansının yüzde yüzünün üstüne çıkamayan oyunculara'' göndermeler yaparak, ihaleyi kimlere çıkardığını ima etti. Öte taraftan da ezcümle ''yorumcuların'' neredeyse tümü söz birliği etmişçesine,  Kök saldıkları ekranlardan, oyuncuların kötü futbolunu öne çıkararak, hem kendi konumlarına hem de Fatih Terimin pozisyonuna ilişkin meşru gerekçeler üretmeye başladı.

  Bu maçın analizini daha önce yazdığım için bakınız ilgili yazı (http://www.diyarinsesi.org/yazi/izlanda-maci-ve-fatih-terim-15064.htm) o nedenle oyunun ve maçın iç ilişkilerine fazla zaman ayırmayacağım. Fatih Terim ve futbolcu eskisi yorumcuların şaşkınlığı çok önemli bir şeye işaret ediyor; çünkü hem Fatih Terim hem de yorumcu gurubu, maç sonunda yaptıkları değerlendirme ile bu maçın neden böyle sonuçlandığına dair en küçük fikre sahip olmadıklarını kanıtladılar.

Araba arızalanmış ama şoförün arıza konusunda en ufak fikri yok! Ne yazık ki durum budur.

İzlanda maçı oyuncuların yetenek ve performansı ile açıklanabilecek bir maç değil. İzlanda maçı, oyuncu gurubunun yeteneklerinden daha çok ve kesinlikle oyunun yeteneksizliğiyle ilgilidir. Eğer oyun yeteneksiz ise oyuncu o oyuna yetenek kazandıramaz!

İzlanda maçı taktik farklılıklardan kaynaklanan bir maç da değildi. Maçın kaderi ve seyri  daha temel bir sorunla, oyunun özünü oluşturan sistem sorunuyla ilgiliydi. Şöyle düşünün bir tarafta iki bölgeli ve bütünlüklü bir oyun oynayan takım(İzlanda) ile öte taraftan üç bölgeli ve kopuk kopuk oynayan yekdiğer takım(Türkiye). Bu bir nicelik farkı değil. Kelimenin tam anlamıyla nitelik farkıdır.

Yeri gelmişken küçük bir palavrayı da deşifre edelim. Türk milli takımı bu oyunu üçlü defansla oynamadı. Öyle ki Ömer' Toprak'ın Kırmızı kartından sonra, takım on kişi kalmasına rağmen, Fatih Terim üçlü defans oynamaya cesaret edemedi. Fatih Terim bütün futbol kariyerini defans oyunları üstüne bina etmiş bir teknik adamdır. Terim'in futbol terminolojisinde Hücum, salt kontratak  oyunlarından ibaret bir kavram oldu!!

İzlanda maçı futbol oynama pratiğinin keyfi  kararlar dizisi olmadığını yeniden kanıtladı. Futbol oyunu artık futbol ufku kendi deneyiminden ibaret olanların tasarlayıp kurgulayacağı bir faaliyet değil. Bedensel bir faaliyet olmaktan çıkan futbol oyunu, alanı, zamanı ve oyuncu gurubunun bedensel niteliklerini aynı paradigma içinde inşa edecek bir düşünsel faaliyete dönüştü.

Bu yazı toplam 6993 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT