1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Futbol mu Harman Dalı mı?
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Futbol mu Harman Dalı mı?

A+A-

FUTBOL MU HARMAN DALI MI? 

Vitor Pereira çok yakından izlediğim ve hakkında çok şey bildiğim teknik adamlardan biri değil maalesef. Durum böyle olunca Vitor Pereira'ya haksızlık yapmamak için, Fenerbahçe'ye transfer olduğu günden bugüne o'nun hakkında olumlu veya olumsuz bir yargıda bulunmadım. 

Hazırlık maçlarını, Şampiyonlar Ligi ön eleme maçını  ve geçen hafta oynanan Eskişehirspor maçını dikkatle izleyip notlar aldım. Elbette Fenerbahçe için imza attıktan sonra Türkiye'de nasıl bir oyun kurgulayacağını ondan okuma ve dinleme fırsatı buldum. Doğrusu okuyup dinlediklerim, hiç saklamama gerek yok, beni heyecanlandırmıştı. 

Bugün bu maçı Vitor Pereira'nın kendi ağzından vadettikleri ile ve yine o'nun ürünü olan uygulamalarıyla kıyaslayarak bazı sonuçlara ulaşmaya çalışacağım. Hiç kuşku yok ki sezon başı olduğunun bilincindeyim ve Fenerbahçe'nin yaptığı transferler de dikkate alındığında, takım uyumu için ciddi bir zamana ihtiyaç olduğunu da biliyorum. Siz de kimi bulgu ve yargılarımı kesin olmayan yargı ve sonuçlar olarak okuyun lütfen. 

Türkiye'de oynanan maçların maç başlangıçlarının İstanbul trafiğinden bir farkı yok; agresif, sinirli ve saldırgan sürücülerin hiçbir trafik kuralına riayet etmemeye yemin etmiş halleri trafik kaosunun birincil nedeni... Türk usulü futbol oynama tarzı, oyunun başlangıç paslarından diğer deyimle, açılış, yerleşme ve topla alan katetme gelenek ve ekolünden yoksundur. Maçın ilk 20 dakikasının, tenefüs ziliyle okul bahçesine koşan çocukların o sağır edici, çığlık çığlığa, denetimsiz coşkulu enerjilerinden hiçbir farkı yok. Galiba bu görüntünün akılla, tecrübe ile çok fazla bir alakası yok, sanırım bu topraklara özgü bir tür ruhsal şekillenme, bir tür kültürel psikoloji ile ilgili olması lazım gelir. 

Vitor Pereira'nın, bu maç oynanmadan, bu maçı nasıl oynayacağını, nasıl düşündüğünü bilmiyorum ama sahada gördüklerim Vitor Pereira'nın daha önce söyledikleri ile Ç. Rizespor maçı uygulamaları arasında büyük çelişkiler var. Eğer Pereira Fenerbahçe oyunlarının boyunu bu kadar uzun tutacaksa, önde basan bir takım yaratması, sanırım, uzak bir hayal. 

Oyunu uzun ve geniş bir alanda oynama kararı, esasen, üç bölgeli oyun formatının ilanından başka birşey değil. Tercih üç bölgeli bir oyunsa, bu oyun tarzı,  önde baskı yapma imkanı vermez size. Böyle oynamakta ısrarlı iseniz, en yetenekli oyuncularınız sıradanlaşır ve kariyerlerine sığdırdıkları o hayran olunası nitelikleri işlevsizleşir. 

Bu maçta Diego, Nani ve Van Persie gibi yetenekleri, kariyerleri tartışma dışı olan bu oyuncular, tecrübelerine sığdırdıkları değerli niteliklerini sanki evde unutmuş gibiydiler. Hiç kuşku yok ki bu durumun sorumlusu sözkonusu oyuncular değil, Pereira'nın kafasındaki karmaşadır. 

İlk yarıda atılan tek gol bir kurgusallığın ürünü değil, tuhaf bir rastlantısallığın Van Persie gibi yetenekli bir ayakla buluşması sonucuydu. Volkan Demirel'in kurtardığı penaltı bir bakıma Volkan'ın tecrübesine bağlansa da, bence, o başarısız penaltının asıl nedeni geçen hafta Ç. Rizespor takımında yine bir penaltı nedeniyle teknik direktör ve oyuncu arasında yaşanan sevimsiz gerginliğin psikolojik olarak bu haftaya taşınmasıydı. 

İlk yarıyı toparlayıp özetlersek; iki takım açısından da kötü bir oyun, Rizespor açısından kötü bir penaltı tecrübesi, Fenerbahçe cephesinden ise Van Persie transferine neden olan soğukkanlı bir gol.. hepsi bu. 

Futbol yazılarımı yakından takip eden okuyucuların bildiğini umduğum bir tespitten sözetmek istiyorum, belki de ilke demek daha doğru; hakemin başlama düdüğünden sonra teknik direktörlerin “hamle” denilen ve Türkiye'de bir tür mucize olarak algılanan, başlamış oyuna müdahalelerine inanmam. Ben bir hafta boyunca bütün takımın birlikte yaptıkları hafta arası maç hazırlıklarına inanırım. Bir atasözü var “ dere geçilirken at değiştirilmez ”; prensip olarak çok doğru bir laftır bu. 

Bir hafta boyunca oyuncularla birlikte kurguladığı oyun stratejisine oyun başladıktan sonra sırtını dönüp, bu stratejiyi değiştiren teknik direktöre ben “mucize yarattı” payesi ödülünü vermem. Benim kitabımda bu teknik direktör güvenilmez, şaşkın ve esas olarak da bu oyun için yetersizdir. 

Vitor Pereisa, boyu uzun, eni geniş bir oyunda israr etti. Doğrusu ben bu anlamsız israrı bütün çabalarıma rağmen anlamakta sıkıntı çektim. Benim bu durumumun önemi yok, ama Vitor Pereira'nın rakibi olan Hikmet Karaman'ın benimkinden daha kötü bir anlamsızlık içinde olmasına ne demeli, doğrusu bilemiyorum. 

Bu maç diğer bütün Türk tarzı oynanan maçlar gibi çok sıkıcı, çok akıl dışı ve çok yetenek fukarasıydı. Ağır çekim, ağdalı Yeşilçam filmleri gibi hantal olan bu maçlar, bana kalırsa, adı futbol olan bu oyuna dahil edilmemeli. Çünkü futbol bu değil. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT