1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Fenerbahçe-Braga
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Fenerbahçe-Braga

A+A-

Dakikalar 32'yi gösterdiğinde maçın anlatıcı spikeri Ersin Düzen ile Türk futbolunun açık ara, bir numaralı “duayen yorumcusu” Rıdvan Dilmen, Fenerbahçe'nin Braga karşısında sergilediği oyundan umudu kesmişlerdi bile. Onlara göre futbol denilen şey, Türkiye'de oynanan ve her zaman Fenerbahçe'nin kazandığı bir oyundan ibarettir. Yine onlara göre; Fenerbahçe'nin olası bütün rakipleri, Fenerbahçe'li star topçuların olağanüstü hamleleri karşısında silikleşir, siner ve bu oyunu asla kazanamayacaklarını çok iyi bildiklerinden, Fenerbahçe karşısında diz çöker, biat ederler.

Doğrusu Türkiye'de futbol, üç aşağı-beş yukarı böyle oynanıyor ve hem Rıdvan Dilmen hem de Ersin Düzen kelimenin tam anlamıyla bu futbolu en iyi bilenlerdir. Ama onların bilmedikleri dünya futbolunun ne tür değişimler geçirdiği ve genel olarak Portekiz futbolunun bu duruma kendisini nasıl adapte ettiği ve esasen Portekizli olan Vitor Pereira'nın da bu durumun çok ciddiyetle farkında olduğudur. Dolayısıyla Rıdvan Dilmen'in “Fenerbahçe beklentilerin altında kaldı” cümlesiyle kasdettiği şey, sadece kendi cehaletini ifade etmekten öteye gidemeyen, rakip bir Portekiz futbol temsilcisi olmasına rağmen Dilmen'in Braga'yı herhangi bir Türk takımı gibi düşünüp,  bundan hareketle sonuçlar çıkarmaya çalışma gafletiydi.

Aynı Dilmen “Fenerbahçe güçlü bir orta sahayla oynuyor” dedi. Bu belirlemeyle Dilmen, Vitor Pereira'nın Fenerbahçe'de neler yaptığını anlamadığını da dışa vurdu. Çünkü Vitor Pereira, güçlü bir orta sahayla oynamıyor, Pereira orta saha kavramına inanmıyor, Pereira Fenerbahçe takımını tek bir blok olarak sahaya sürüyor ve bu yoğun blok aracılığıyla yaptığı presten kontrataklar çıkarmaya çalışıyor. Özel olarak orta saha görevlerini tasfiye etmesi çağdaş ve doğru bir karardır. Orta saha görevi yerine ikame ettiği defans ve orta saha oyuncu bloğu doğru bir konumlandırmadır. Böyle yaparak savunmada direnci çok yüksek bir takım elde edersiniz, alanları daraltıp rakibinizin oyun oynamasına izin vermezsiniz. Fenerbahçe'nin yaptığı budur.

Sezon başı, iki üç maç hariç, Vitor Pereira hücumcu bir oyun planlamasından vazgeçip, takım oyununu savunma ağırlıklı ve yine savunma prensipleri içinde kalarak hücum eden bir organizasyon içinde yeniden yorumladı. Bunun anlamı şudur: Pereira, Türkiye'de oynanan üç bölgeli oyundan vazgeçerek takımını iki bölgede konumlandırıp, hücum versiyonlarının tümünü iki bölgeyle daralttığı alanlarda presle kaptığı toplardan oluşan kontratak hücum planına döndü. Buna göre Fenerbahçe takımı esasen hem defans hem de orta saha oyuncularından oluşan bir blok halinde rakibi karşılayacak, rakibi karşılayan bu blok elde ettiği bütün topları dikey olarak kanatlara, oradan da orta şeklinde rakip ceza sahasına göndererek skor üretmeye çalışacak.

Pereira'nın bu planı Süperlig'de sadece iyi sonuçlar almasına imkan sağlamıyor, aynı zamanda Süperlig takımlarının yetersizliğinden kaynaklanan, ciddi oyun yanlışlıkları nedeniyle de, oyunun hem inisiyatifini hem de iktidarını ele geçirme imkanı buluyor. Ama esasen Vitor Pereira da çok iyi biliyor ki bu planlama asla ve kat'a oyunu domine edecek bir planlama değildir. Bu planlama size maçın ve oyunun üstünlüğünü garantilemez. Türkiye Süperligi hariç, Avrupa'nın, Braga dahil, futbolun prensiplerine göre oyunu doğru oynayan her takımı, bu akşam Braga'nın yaptığı gibi sadece oyuna ortak olmakla kendini sınırlamaz, yine bu akşam Braga'nın yaptığı gibi oyun üstünlüğünü Fenerbahçe'ye kaptırmaz.

Fenerbahçe ve Braga arasındaki en belirgin fark; iki takımın pas tipi ve top dolaşım modellerinden kaynaklanıyor. Fenerbahçe hem savunmada hem hücumda uzun ve dik vuruşları tercih ederken; Braga, her ne yaptığını iyi bilen futbol takımı gibi, ihtiyaç duyduğunda kısa ve kesik paslar, gerekli gördüğünde ise uzun ve yatay paslarla oynadı. Fenerbahçe bu pas tipi yüzünden, gol pozisyonu dahil, hiç bir pozisyonda Braga ceza sahası içinde Braga defansından daha fazla çoğalma imkanı bulamadı, esasında tercih böyle olduğu için de bulamazdı da.

Fenerbahçe topun rakipte olma hali üzerine Türkiye'nin açık ara en iyi takımı, ama top Fenerbahçe'de olduğunda, Fenerbahçe Süperlig'in sıradan bir takımına dönüşüyor. Pereira bu zaman dlimi içinde savunmacı bir takım yaratmayı başardı. Kim bilir belki de önümüzdeki sezon oyunun hücum organizasyonuna ilgi gösterecek zamanı bulabilir. Fenerbahçe'nin en iyi yaptığı şey savunma futbolu olduğu için, hiç kuşkusuz, Portekiz'deki maçta da bugün izlediğimiz Fenerbahçe'yi izleyeceğiz. Ama Braga'nın aynı Braga olacağını söylemek doğru değil ve şimdiden Portekiz'deki maçta Fenerbahçe'nin bir hayli terleyeceğini söylemek kehanet olmaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT