1. YAZARLAR

  2. Arda Alan IŞIK

  3. Fatih Terim'in Hırvatistan'ı yenme şansı yok
Arda Alan IŞIK

Arda Alan IŞIK

Gazeteci ve Spor yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Fatih Terim'in Hırvatistan'ı yenme şansı yok

A+A-

Evet, lafı uzatmadan söyleyelim, yaptığını iddia ettiği sözde revizyon ve radikal değişimlere rağmen, Fatih Terim'in Türk milli takımı EURO2016'da bıraktığı yerden de daha kötü bir konumda ve Hırvatistan'ı yenecek stratejik, taktiksel veya fiziksel güçten çok uzakta. Bir köşe yazarı tahmin yazıları yazarken tehlikelerin her zaman farkında olmalıdır, ancak Türkiye'nin geçtiğimiz hafta Rusya'ya karşı gösterdiği korkunç performans, hem kolektif olarak hem de bireysel olarak Türkiye'nin bu maçtan en fazla mucizevi bir beraberlik çıkarma şansının olduğunu açık bir şekilde gösterdi. Argümanımı yazı boyunca iki katmanda açıklayacağım; birincisi, neden ve nasıl Fatih Terim Haziran ayından bu yana hiçbir gelişim kaydedemedi ve ikincisi, neden Hırvatistan'ın neredeyse her alanda Türkiye'den daha iyi bir takım?

Yazıya başlamadan önce bana çok ilginç ve bir o kadar eğlenceli gelen, online bahis sitelerinin forumlarındaki bir gözlemimi sizinle paylaşmak istiyorum. Her ne kadar Türk insanı oldukça vatansever ve ülkesine bağlı olarak bilinse de, bu sitelerde Hırvatistan maçı üzerine yapılan yorumların gerçekçiliği ve isabeti beni büyüledi. Burada ismini veremeyeceğim ancak en popüler sitelerin forumlarında bir tane bile Türkiye lehine yoruma veya Türkiye'nin maçı kazanabileceğine dair bir tahmine rastlamadığım gibi, birçok kullanıcının başkalarını Hırvatistan'ın çok gollü galibiyetine oynamaya teşvik ettiğini gördüm. 

Her ne kadar bu bilimsel olmaktan oldukça uzak bir gözlem olsa da, bize Türk insanının Fatih Terim'e duyduğu güvensizliği göstermek adına oldukça ciddi bir kanıt olma özelliği taşıyor. Maddi çıkarlar işin içine girdiği zaman adeta dikkatli her göz Terim'in ve Türkiye'nin, stratejik ve insan kapasitesi olarak kadrosu dünyaca saygı duyulan ve kolektif bir biçimde oynayabilen Hırvatistan'ı yenme ihtimalinin bulunmadığı görülüyor. 

Fatih Terim'in stratejik yetersizliğinin Türkiye kamuoyunda artık bir fikir birliği olmasının sebepleri milli takımın geçtiğimiz hafta Rusya ile oynadığı maçta oldukça belirgindi. Türkiye'nin topa sahip olduğu durumlarda üretebildiği tek hücum aksiyonu genç Emre Mor'a topu teslim etmek ve gerisini genç yeteneğin bileklerinin çözmesini beklemekti. Nitekim Emre Mor maç boyunca etrafındakileri veya, varsa, oyun planını hiç düşünmeden kalabalık Rusya defansının içine daldı, bolca top kaybetti ve ofansif aksiyonun tek öznesi haline geldi. Emre'nin bu tavrı maç boyunca sürdürmüş olmasından anlıyoruz ki bu, ona Terim tarafından verilmiş bir talimattı ve acı bir şekilde "kurt" teknik adamın 19 yaşındaki bir çocuğun mucize yaratmasını beklemekten başka da bir hücum silahı yoktu. 

Peki ya oyun kurmaya, sabırlı bir şekilde topu dolaştırmaya ne olmuştu? Veya ani karşı presler ile rakibin oyununu bozup ölümcül kontra-ataklar ile rakibi vurmaya? Anlaşılan o ki Terim futbolun bu modern gereksinimlerini reddediyor ve oldukça dindar bir biçimde yalnızca oyuncu odaklı olan ilkel futbola biat ediyor. Ancak bu konuda da maalesef milli takım ve Fatih Terim umut vaat etmiyor, zira Hırvat milli takımı bireysel olarak neredeyse her bölgede Türk milli takımından daha teknik, soğukkanlı ve diri oyunculara sahip. Antrenör Ante Cacic'in elinde Ivan Perisic (Inter), Mario Mandzukic (Juventus), Ivan Rakitic (Barcelona), Marcelo Brozovic (Inter) ve Luka Modric'ten (Real Madrid) oluşan bir hücum hattı ve bir o kadar deneyimli bir savunma varken, Türk milli takımı sırf Terim revizyon istediği için birbiri ile hiç oynamamış ve oldukça sakar isimlerden oluşan bir defans dörtlüsü (İsmail Köybaşı, Çağlar Söyüncü, Serdar Aziz ve Şener Özbayraklı) ile maça çıkıyor. 

Bunlara ek olarak, değişim vaat etmesine rağmen Terim'in iki ön liberodan biri olan Mehmet Topal'ı bir stoper olarak kullanmaya devam ettiği ve orta sahada rakiplere oldukça cömert bir alan bıraktığı görülüyor. Böylece ileride dört hücumcu ve geride beş savunmacı varken, bu kopuk iki takımı birleştirme görevi zavallı Ozan Tufan'a kalıyor, ama o da rakiplerin bu bölgeyi doldurması sebebiyle çoğu zaman bu görevi başaramıyor. Sonuç olarak, elde yalnızca topu ileriye vurmasını bilen, ondan sonra da topun Emre Mor'un önüne düşmesi için dua eden kafası karışık, tedirgin ve dağınık bir milli takımla karşı karşıyayız. Bu resme bakarak Türkiye'nin ne defansif ve ne de ofansif bir oyun planında bahsedebileceğini, çünkü bu tür bir yönelimin gelişmiş bir kolektif organizasyon yeteneği gerektirdiğini ve bunun var olmamasının sorumlusunun Fatih Terim olduğunu söylemek yanlış olmaz. Eğer Terim EURO 2016 faciasını için oyuncularını suçlamakla ve gereksiz ve orantısız spekülasyonlarla ortalığı karıştırmakla bu kadar vakit harcamasaydı ve samimi bir şekilde öz eleştiri yapsaydı, Türkiye şu an daha iyi bir yerde olurdu.

Son olarak, Hırvat antrenör Ante Cacic takımındaki sükseli isimleri organize bir oyun içerisinde kullanabileceğini EURO2016'da Türkiye ve İspanya'ya karşı herkese gösterdi. Stratejik ve taktiksel olarak çok daha tecrübeli ve yetenekli bir ekip olduklarını göz önünde bulundurursak oyunun doğasının galibiyeti onlara getireceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Önceki ve Sonraki Yazılar