1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Fatih Terim Fiyaskosu
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Fatih Terim Fiyaskosu

A+A-

Bir teknik adamın yeterli oyun bilgisine sahip olup olmadığı, sahaya sürdüğü yetenekli oyuncuların yeteneklerini daha kolay kullanıp, sergileyebilecekleri planlamalar yapmasından anlaşılır. Eğer bu doğru ve geçerli bir kriter ise; Fatih Terim'in zemzem suyuyla yıkanan futbol kariyerinin tümünden kuşkulanmak için elimizde çok somut ve çok da ikna edici gerekçelerimiz var. Türkiye - Ukrayna maçını izleyen herkes Emre Mor'un ne kadar yetenekli bir oyuncu olduğunu gördü; ama aynı zamanda aynı Emre Mor'un yeteneklerini maçın ve oyunun talepleri doğrultusunda kullanabilmesi için Fatih Terim'in hiçbir şey yapmadığını da gördü. İlk 45 dakikada Emre Mor ne yaptıysa, annesinden öğrendiği şeylerle yaptı. Eğer Emre Mor kendi bildiği gibi oynayacaksa ayrıca o'nun emeğini bir sülük gibi emen “imparator”lara ihtiyaç yok ki.

Terim'in bir teknik direktör olarak yetersizliğini gösteren örnek sadece bu değil elbet. Cenk ve Enes'i çift santrafor olarak sahaya sürüp, sol taraftan Caner'in onlara keseceği toplar ile, sağ taraftan yine Emre Mor'un onları beslemesinden ibaret hücum planının, esasen bu maçın tek planı olduğu ilk 45 dakikada anlaşıldı. Bu absürd plan, ancak Ukrayna milli takımını deplasmandaki Maltepespor ile özdeşleştirdiğinizde bir anlam taşıyabilir. Terim bu çağdışı planı kusursuz şekilde uygulayacak da Ukrayna milli takımı Kadıköy çarşısında rakı-balık yapacak... Ayıptır, ayıp! Rakibi bu kadar küçümsemek ancak kapkara bir cehaletle mümkün olabilir.

Şimdi soruyorum; Ukrayna maçının ilk 45 dakikasında Türkiye milli takımı alanı, zamanı ve topu doğru kullanmak için hangi futbol doğrularını ısrarla uygulamaya çalıştı? Siz alan katetmek için 3, hadi vazgeçtim 2, oyuncu arasında bile üst üste yapılan üç pas alışverişine şahit oldunuz mu? Ben şahit olmadım. Defansın orta sahayla ilişkisini sağlayan açılış paslarından eser yoktu. Orta sahanın, hücumcuları gol pozisyonunun içine sokmak için kenarlar ve merkezle kurdukları hiçbir ilişki yoktu. Durum böyle olunca, Türk milli takımı hiçbir oyun oynayamadı. Aynı şeyleri topun rakipte hali üzerine de söyleyebiliriz; top Ukrayna'ya geçtiğinde Türk milli takımı sahanın hiçbir yerinde ne direnç merkezleri üretebiliyordu, ne de alan daraltıp Ukrayna'nın kaleye yaklaşmasına engel olabiliyordu.

Futbol oyunu İstanbul trafiğine benzemez; İstanbul trafiğinde kısa yollar bulmak mümkündür, ama futbol oyununda kısa kestirme yollar yoktur, ağzınızla kuş tutsanız 90 dakikayı ve 105x65 m2'lik alanı tümüyle kullanmak zorundasınız. Siz kullanmazsanız, rakibiniz güle oynaya kullanır. Fatih Terim'in sonuca bağımlı, kestirmeci tuhaf oyunu esasen futbol oynamanın önündeki en büyük engel. Şimdi çok rahatlıkla şunu söylemek mümkün ki; Türkiye'de oyun olgusunun gelişmiyor olmasının sebebi bizzat Fatih Terim ve o'nun temsil ettiği oyun zihniyetinin ta kendisidir.

Futbol oyununu Rus ruletine dönüştürürseniz, ortaya futbolun estetiği yerine intihara meyilli kamikazeler çıkar.

Milli maçlar için Konya stadının seçiliyor olması, hamaset fiyaskosundan başka bir şey değil. Hamaset ile futbol oynayacağını sanan Terim, Konya'daki salt milliyetçi duygularla herkesin aklını tutsak ettiğini sanıyor. Ama hamaset bir yere kadar. Ukrayna gelir sizi Konya'da eze eze paçavraya dönüştürür. Çiçeği burnunda acemi Shevchenko, imparator apoletlerinizi tek tek söker ve ayağında bir süre sektirdikten sonra bir güzel dalgasını geçip, cebine de 1 puanını koyup evine döner. Bu maçın özeti budur.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT