1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Ersun Yanal ve S. Biliç!
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Ersun Yanal ve S. Biliç!

A+A-

Potansiyel olarak Biliç tipik bir Mourinho öğrencisi gibi davranıyor; Mourinho'yu Mourinho yapan temel oyun stratejisine tıpkı bir fundamentalistin yazıya ''sadık'' kalması gibi, sadık kalıyor. Biliç, Morinho'un oyun felsefesine iman etmiş görünüyor. Dolayısıyla bu durumu sahası hazır olmayan bir teknik adamın, deplasman üstüne inşa ettiği geçici bir oyun olarak Görmek pek olası değil. Vodafone Arena da yani iç sahada da bunun değişeceğine ben kanaat getiremiyorum.

 Bu takım benim takımım ama doğrusunu isterseniz bu oyundan hiç hazz etmiyorum. Tipik Mourinho gibi rakip üstüne geldikçe onu ısırmak bana hiç şövalyece gelmiyor! Bernd Schuster özlüyorum. Ayrıca ''sosyalist'' futbol oyun etiğinde bu kadar makyavelist olmak bir Beşiktaşlı olarak ağrıma gidiyor. Özgün hiç bir düşünce kurgulamadan salt rakibin hata ve zaafları üstüne bina edilmiş fırsatçı bir oyun aklı,kim ne derse desin, Makyavelisttir.Bir de buna Veli, Ersan Gülüm, motta ve Sosa'nın sertliğini eklerseniz tablo ortaya çıkar.  Ve Biliç, Demba ba'yı Makyavel'in prensi gibi kullanıyor. Pusuya yatmış bir yılan burkulması gibi, tek topla ''tık''!

 Bugün Ersun Yanal, Mehmet Ekinci ve Özer Hurmacının top ''severliğine'' Kurban gitti. Top bu iki oyuncuya atıldığında takım ikinci pozisyon için hazırlık yapıyordu. Pozisyonun ikinci hamlesi için hareketlenen takım her zaman, Mehmet ve Özer'den zamanında çıkmayan toplan yüzünden Arafta yakalandı. Buna rağmen  bu ''oyuncakçı bebeler'' toptan bir türlü ayrılmayı bilemediler. Ve Ersun Yanal'ın düşünsel üstünlüğü berhava oldu. Futbolda o tür hatalar her zaman olabilir. ama iki temel oyuncu, topla oynama hazzını birlikte oynama hazzı yerine ikame etse, Guardiola bile olsanız çare üretemezsiniz.

Ersun Yanal, orta sahayı baypass eden bir oyun anlayışıyla maça başladı. Orta sahadan çok; önde basarak topun Beşiktaş yarı sahasında oynanmasını öngörmüştü. Ama bu düşünceyi uygulayacak oyuncular hem ''çoklu'' pres yapmayınca hem de zamanlama hataları yapıp çok top ezince, Biliç in kontra oyunu için inanılmaz fırsatlar oluştu.

Orta sahadan çok hızlı olarak kenarlara top atmak ve kenardan gelerek Cardozo'yu tek vuruşlu final pasları ile buluşturmak, Ersun Yanal'ın ölümcül taktik planıydı. Bu plan işlemedi. Hiç kuşku yok ki Biliç, bu planın farkındaydı çünkü Sosa ve Olcay'la oyuna başlaması ve Veli ile Atiba'nın bu ikili ile dörtlü bir top ''kapma'' bloku oluşturması bu bilişin ürünüydü.

Ersun Yanal'ın takımı henüz fiziksel olarak bu tempoda oynanan oyunları 90 dakika oynayabilecek fiziksel yeterlilikte değil. Geniş alan oyunu fiziksel tamlık gerektirdiği gibi aynı ölçüde inanılmaz sıkı bir oyun disiplini de gerektiriyor. Trabzonspor'un genç oyuncuları özelikle de yerlileri, bu atmosferlerde, topla oynama ''arzularına'' yenik düşüyor.

Temel olarak Ersun Yanal'ın oyununa bir itirazım yok. Bu oyun doğru ve zamanla mükemmelleşebilir. Ama Biliç'in oyun anlayışına temelde itirazım var, çünkü bu oyun özgün değil. Rakibin hatasına bakıyor. Peki ama bir gün rakibin biri 'hiç'' hata yapmasa ne olacak!

Bu yazı toplam 7654 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT