1. YAZARLAR

  2. Ramazan TOPRAK

  3. empati-sempati..
Ramazan TOPRAK

Ramazan TOPRAK

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

empati-sempati..

A+A-

empati ile sempatiyi,
lâf-ı güzâf ile edebiyatını yapanlara inat,
bizâtihî kendisini, bihakkın izaha çalışalım,
kültürel mirasımızın eşsiz hazineleriyle,
birbirini bütünleyen hadis-i şeriflerle açıklayalım:
* kendiniz için istediğinizi
mü'min kardeşiniz için de istemedikçe
gerçek mü'min olmazsınız..
* birbirinizi sevmedikçe tam iman etmiş olmazsınız..
* iman etmedikçe de cennete giremezsiniz..
budur işte, var mı gerisi..

birazcık açalım..
empati-sempati ilişkisi,
et-tırnak misâli, ayrılmaz ikili..
empatisi yoksa sempati riyâ, gösteriş,
empatisi varsa sempati ihlâs, samimiyet'tir..
nasıl mı?

karlı bir kış günü..
gürül gürül soba yanıyor,
almışsınız eşinizi yanınıza,
oturmuşsunuz pencerenin önüne..
keyifle tavşan kanı çayınızı yudumlarken,
bir yandan lapa lapa yağan karı seyrediyorsunuz..
bir yandan da gocukları, başlıkları ve eldivenleriyle
güle-oynaya kartopu oynayan çocukları seyrediyorsunuz..
târifsiz mutluluğunuz yüzlerinizden okunuyor..
sokakta ne varsa herşeyin üzeri, karbeyazı..
gerçek değil sanki kartpostal manzarası..
daha fazla uzatmayalım, dilerseniz..
aynen masallarda tasvir ve tafsil edildiği gibi..
ne doyumsuz bi'manzara değil mi?
ama bu sizin pencerenizden görünen..
sizin baktığınız yerden böyle görünüyor..

manzaraya bakmaya devam edin..
bakın bakın, sokağın başında hiç tanımadığınız
hırpânî kıyâfetli, soğuktan beli bükülmüş
garibanın biri göründü.. başı önde, dalgın dalgın,
ağır ağır yürüyor, daha doğrusu yürümeye çalışıyor..
sırtında nevâlesi dâhil herşeyini taşıdığı,
daha doğrusu taşıyamadığı bir de torbası..
yere bastıkça ayakları kara gömülüyor..
adımları gittikçe zorlaşıyor... ilââhir..

şimdi.. manzaraya daha yakından bakın..
yere bastıkça ayakları kara gömülen garibim
ayaklarını yerden kaldırdığında dikkatlice bakın..
ayağında çorap bulunmadığını,
karı ve soğuğu olduğu gibi içine alan yırtık ayakkabısını,
alt ve üst tarafında bedenini sarmaktan uzak,
değil garibimi kendini bile ısıtamayan, dökülen kıyafetini..
soğuktan donmaya yüz tutmuş ellerini, ayaklarını..
buz gibi soğuktan tir tir titreyen yüreğini..
buz gibi soğuğun sesini, soluğunu kestiği,
çilesi, acısı ve açlığının soğuk çizgilerini,
yüzüne resmedilmiş izlerini taşıyan garibimi düşünün..
bi'empati yapın,
gerçek anlamda kendinizi onun yerine koyun
ve bir de böyle bakın bakalım,
uzaktan değil, yakından değil, içinden..
az önceki doyumsuz manzaranın tadı nasılmış,
bi'görün.. bi'yaşayın.. bi'hissedin..

evin penceresinden seyredilen doyumsuz manzara ile
garibimin penceresinden yaşanılan manzara aynı mı?

oysa, manzara aynı manzara..
sadece baktığınız pencere değişti..
içeriden, kendi sıcacık pencerenizden
garibime bakarken hissettikleriniz, sempati..
dışarıdan, garibin buz kesen penceresinden,
kış-kıyamet yaşarken bakıp hissettikleriniz, empati..
işte, baktığınızda bütün bunları görebiliyor,
garibimin hissettiklerini yüreğinizde hissedebiliyor,
ve en önemlisi, gereğini yapabiliyorsanız,
bunu da her durumda gösterebiliyorsanız,
gerçek anlamda empati ve sempatiyi birlikte yapan
riyâsız, samimi, ihlâslı, müstesnâ bir kişisiniz demektir..
Rızâ-i Bâri'ye muvâfık kişiliğiniz karşısında,
Kâinatın Efendisi'ne komşu olmanızı diler,
riyâsız, samimi, hâlis duygularımı ve
takdirlerimi sunarım,
dua ümidiyle..

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT