1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. El Clasico: Topun Şarkısı
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

El Clasico: Topun Şarkısı

A+A-

9. dakikada Suarez'in acemi bir santrafor gibi topu boş kaleye yuvarlamak yerine ayağının altından kaçırmasına göz yumup  görmemezlikte gelirsek ve bir de buna Ramos'un Messi'yi ceza sahası çizgisinin hemen üstünde iki bileğini hedef alarak kesip biçmesine, tıpkı benim Suarez'in acemliğine göz yummam gibi, hakemin de bu açık penaltıya göz yummasını ayrıkotu gibi ayrıştırıp bir tarafa bırakırsak; bu El Clasico'yu  diğer El Clasico'lardan ayıran kayda değer bir yenilik yoktu.

 

Yine, her zamanki gibi, oynayarak kazanmayı düşünen bir Barselona vardı sahada;  buna mukabil Real Madrid sahada, her zamanki formatında, sadece kazanmanın yollarını zorlayan bir ekip olarak yerini almıştı. Barselona sahanın  her santimetrekaresini dört boyutlu düşünüp her alanda top ve alan hakimiyetini sağlamak amacıyla Real Madrid'den bir kişi daha fazla çoğalmayı sağlarken; Real Madrid topun ve alanın egemenliğini rakibine peşin olarak bırakmış her kontratak takımı gibi, oyunun ilahi tesadüflerine bel bağlamıştı.

 

Barselona arkasına adam kaçırmaktan korkmayan dengeli bir şovalye gibi, hasmının top oynama alanını daraltıp, Real Madrid'i her pozisyonda baskılayıp sıkıştırırken; Real Madrid özgün hiçbir yaratıcılık ve oyun bulmacasına sahip olmayan sıradan takımlar gibi topun arkasına geçerek dörtlü beton savunma blokları döşemekle meşguldü.

 

Top Barselona'lı oyuncuların ayağında sakinleşip, akıl kazanırken; Real Madrid topun serseri dengesizliğine her fırsatta, aklın almayacağı katma değer katarak topun kaosuna yeni krediler açıyordu. Top, Barselona'lı oyuncularla buluştuğunda, ben dahil bütün izleyenler önceden tasarlanmış, provası yapılmış şaşmaz bir senfonik müziğin notalarına dönüşürken; top karakter değiştirip Real Madrid'li oyunculara geçtiğinde, kötü bir arabesk müziğin halay ve caz ritimlerinden oluşan titrek, uyumsuz bir gürültü kirliliğine dönüşüyordu.

 

Bütün maç boyunca Barselona bir flamengo dansçısı ve bir matadorun büyülü karışı olarak hünerli zerafetiyle, futbol adına herkese bu oyunun başka türlü olabileceğini hissettirirken; Real Madrid kırmızı renge saldıran kızgın bir boğanın öfkesiyle bu oyunun hem estetiğinden hem de akliliğinden kuşku duymamıza neden oluyordu.

 

Formel olarak oynayan kazanamadı; ama ahlaki, kültürel ve akli olarak oynayan büyüledi.

 

İlahi tesadüf mü? Boşverin, tekrarlanabilir birşey değil. Dolayısıyla kayda değer değil.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT