1. YAZARLAR

  2. Ramazan TOPRAK

  3. düşişleri..
Ramazan TOPRAK

Ramazan TOPRAK

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

düşişleri..

A+A-
dinci diye suçlanan 
devrik mısır cumhurbaşkanı mursi, 
kendi eliyle bizzat göreve getirdiği
eşi tesettürlü genel kurmay başkanı ve 
milli savunma bakanı abdülfettah el-sisi tarafından 
askeri darbeyle alaşağı edildikten sonra,
geçici olarak yürürlüğe konulan 
mısır anayasası'nın ilk maddesi ne mi oldu,
müslüman mursi anayasası'nın 219.maddesi iken 
hristiyan mansur anayasası'nın 1.maddesi,
"hukukun kaynağı, şeriat" maddesi oldu.. 
buna rağmen batının, 
düpedüz askeri darbeye
niye darbe demediğini açmaya çalışalım
ve dış mihraklar! kısmını açalım biraz.. 
 
dünyanın her yerinde 
açık açık islâmofobi yaratanların 
mısır'ın yeni anayasa'nın 1. maddesinin 
"hukukun kaynağı, şeriat" olduğunu bile bile 
emsali olmayan hibe yardımlarının gerekçesini 
açıklanabilir, herhangi bir yere koyabildiniz mi..? 
yeni anayasa'yı hazırlayanların, darbe destekçisi, 
suudi destekli nur partisi(selefiler) 
olduğunu söylesek anlaşılır mı..? belki kısmen.. 
peki, selefilerin 
ihvan'dan daha katı olduklarını söylersek 
konu açıklığa kavuşur mu..? sanırım eksik kalır.. 
demekki hiç benzemezleri bir araya getiren unsurlar ve
detayları ilk bakışta meçhul gibi görünse de 
haddizâtında nedenleri! mâlum..
şimdilik.. henüz açığa kavuşmamış olsa da 
güçlü bir birlikteliğin olduğu anlamı çıkmıyor mu..?
detayları görünmese bile siluet olarak
dirty alliance/kirli ittifak görünmüyor mu..?
ilk bakışta anlaşılmazmış gibi görünen 
bu manzaranın tam merkezine oturan batı'nın, 
boş bakışlarla durumu anlamaya çalışan islâm dünyasını 
bi'güzel yönettiği apaçık ortada değil mi..?
başa çorap örmenin batıca'sı değil mi..?
 
mısır'daki askeri darbeye 
kıvıra kıvıra darbe diyemeyenler,
darbeci yeni yönetime, 
"ne iyi ettiniz de darbe yaptınız" dercesine yardım yağdırıyor..
mursi dönemindeyken 
mübarek'e verdiği desteğini bile geri çeken abd, 
adli mansur/darbe dönemine geçilir geçilmez 
3 yıl önce vaadedip yerine getirmediği
1.3 milyar dolarlık 4 adet f-16 savaş uçağı yanısıra 
mısır kıyılarında konuşlandıracağı 3 adet savaş gemisiyle 
"muhtemel bir çatışma(..!) durumunda 
mısır kara birliklerine destek vereceğini" açıkladı..
s.arabistan ve kuveyt 5'er milyar dolar olmak üzere 
toplam 10 milyar dolar nakdi yardım veriyor..
birleşik arap emirlikleriyse 2 milyar dolar veriyor..
demokrasi, seçim, evrensel değerler, 
temel insan hak ve özgürlükleri gibi kavramları 
ortadoğu'ya getirme iddiasındaki abd ile 
bu taraklarda bezi olmayan krallar ve emirler,
darbe noktasında nasıl da buluşuverdiler..!
bu kavramlarla ilişkilerinin 
nerede başladığı, nerede bittiğine dair 
sözlerini/söylemlerini bir kenara koyalım,
özlerinin/eylemlerinin hedefinin neler olduğunu.. 
taban tabana zıt kutuplarda olduğu zannedilenlerin 
hangi eksende/ortak paydada buluştuklarını.. 
dinî argümanları özel çıkarlara hizmet ettirenler ile 
savunduğu sözde evrensel değerleri 
bir çırpıda kenara itiverenlerin, 
aslında hedeflerinin mısır halkı olmadığını..
mısır'da başlatılan hamlenin domino etkisi yaratarak 
saltanatlarını/sömürü düzenlerini etkileme korkusu olduğunu.. 
bilmem daha açık göstermek mümkün olur muydu..?
 
biraz da iç mihraklara! geçelim..
mısır'daki askeri darbe için,
ezher şeyhi ahmet et-tayyip, "darbe caizdir" diye 
fetva yayınlayıp darbecilerin yanında yer alırken..
meşhur âlim yusuf el-kardavi, "darbe caiz değildir" diye 
fetva yayınlayıp darbecilerin karşısında yer aldı..
şimdi..
ortaya çıkan manzarayı okuyalım:
aynı konuda birbiriyle çatışan iki doğru olamayacağına göre.. 
birileri kendi toplumlarına büyük yalan söylüyor.. 
diğer ifadeyle geriye tek doğru kalıyor.. o da, 
dinin, siyasi emellere âlet edildiği gerçeği.. 
gerçekte ortada dinî bir sorun yok, 
dini kullananlar sorunu var.. 
son yüzyılda özellikle de son yıllarda
islâm dünyasının içine düştüğü temel sorun bu..
her ikisi de,
dediklerini doğru kabul edenleri, 
birbirleriyle ölümüne çatıştırdıklarına göre, 
"darbe caizdir" diyen ezher şeyhi et-tayyip'in 
şimdilik 84 müslümanın katledilmesi, 
300'den fazlasının yaralanmasının vebâlini taşırken
bir açıklama bile yapmaması düşündürücü değil mi..? 
sonuçlarının kimlere yaradığı ortada iken,
din âlimliği ve fetvâ müessesesini kullanarak 
. din âlimliği müessesesine büyük zarar verdiler..
. din nasıl siyasete nasıl bulaştırılır'ın örneği oldular..
. din siyasete bulaştırılırsa 
ne tür felaketlere sebep olunacağını gösterdiler..
. din ve devlet işleri konusunda olur olmaz laflar edenlerin 
gelebilecekleri son noktadaki açmazlarını gösterdiler..
. dini siyasete âlet edenlerin aslında kendilerinin 
kimlerin âleti olduklarını göremediler ama gösterdiler..
*
bâdireyi atlatma konusunda aslî görevi olanlar mı..?
dışişlerini devreye sokmaları gerekirken
düşişlerine daldılar, darbeyi göremediler..!
 
 
Ramazan Toprak
12 Temmuz 2013 - Cuma
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT