1. YAZARLAR

  2. Tanzer Polat YILMAZ

  3. Düğün - Dernek 1
Tanzer Polat YILMAZ

Tanzer Polat YILMAZ

Güneydoğu GİAD Başkanı
Yazarın Tüm Yazıları >

Düğün - Dernek 1

A+A-

Düğün törenlerine katılmak, sevdiğin, değer verdiğin ailelerin özel günlerine paydaş olmak güzel bir haslet. Ancak özellikle ekonomik açıdan dezavantajlı çiftlerin düğünlerinde tanık olduklarım benim için sarsıcı olabiliyor. Bu yazıda anlatılanların içindeki mizah, melodramatik mesajın kabulünü kolaylaştırmak için var, ortada komik bir durum olduğu için değil.

Bu tip düğün törenlerini üç ayrı evrede incelemek mümkün. İlk evre keyifli, mutlu, umutlu evre. Günün yıldızısın, alkış kıyamet, ilk dans, sis bulutu, konfeti, dev ekranda damadın sünnetinden kareler, gelinin at kuyruklu halleri, herşey yolunda, keyifler yerinde kısaca. Bu kutlu evre fotoğrafçıdan sonra kurulan konvoyla başlıyor, takı töreni bitince maalesef sona eriyor.

İkinci evre, takı töreninin ardından, arkadaki muhasebe odasına geçince başlıyor ki düğünün tadı işte tam orada kaçıyor. Anadan babadan zenginlik yoksa, kıt kanaat gelindiyse o düğün gününe, stresin tavana vurduğu an işte o an. Damat'ın hayali takıdan sonra "Himmet Ağabey" gibi "9997, 9998, 9999..." diye altını saymakken, iş kamera kayıtlarından Maşallah'ı takanı tespite kadar gidince, çiftlerin ve ailelerin nevri o zaman dönüyor. Yazının burasında araya bir mesaj sıkıştırıp öyle devam edelim.

Ey Türk Gençliği ! Aşiret mensubu ya da, önemli bir siyasinin, bürokratın çocuğu değilsen ( zaten öyleysen altına da ihtiyacın yok demektir ), onlarca halan, dayın yoksa, yani çekirdek ailenin gariban mensubuysan, üstüne de düğün zamanı memlekette ekonomik kriz varsa, çevrem geniş diye takılacak altına güvenerek ev kurma, düğün yapma !

Evet nerede kalmıştık, muhasebe odasında. Hatıra diye saklanacak birkaç parça takı kenara ayrıldıktan sonra gerisi salona, müzisyene, alınan borçlara dağıtılıp sıfıra sıfır kalınınca, üçüncü evrenin başladığı pasta kesimine kadar orkestra halay değil "Makber" çalıyor sanki. Her yer karanlık...

İşte bakın gelin ve damat hemen arkalarındaki kederleri yakınlarıyla odadan çıkıyorlar. Üzerlerine çevrilmiş yüzlerce çift göz onlardan gelen sinyali çözmeye çalışıyor. Dikkatler dağılsın diye damat papyonunu, gelin gelinliğinin kuyruğunu çekiştiriyor. Ama nafile, olmamış besbelli, bu da gol değil sevgili seyirciler...

Ve son evreye geçiş, pasta kesimi... Pastanın bi numarası olduğu için değil de çiftlerin geceyi bu moral bozukluğuyla sonlandırmamak adına artık herşeyi akışına bıraktığı bir sinir boşalması hali...

Yani amiyane tabirle "Koy g.... rahvan gitsin" prensibi bu aşamada devreye giriyor. Madem girdik gırtlağa kadar borcun içine bari hakkını verelim diye, gelinin duvak, erkeğin ceket atarak şuursuzca dans ettiği, her ailede muhakkak var olan piknik tip sevimli eniştenin şaklabanlık üstüne şaklabanlık yaptığı, ailelerin tüm meseleleri rafa kaldırıp kazasız belasız atlatıldı tesellisiyle kutlamaya giriştiği evredir bu evre.

Sonra salonda hiç olmayan amcaya yönlendirilen bahşiş talepleri, gecenin basındaki halinden eser kalmamış kostümlerle çektirilen yamuk yumuk fotoğraflar, tatsız tuzsuz uğurlama merasimi gibi birçok prosedür...

Ve düğün biter, kalabalık dağılır, kornalar susar, ışıklar söner... Herkes gerçeği ve kaygılarıyla baş başa kalır.

Çünkü düğün yalnızca kutlama, eğlence ya da altın demek değildir. Düğün, ev, eşyalar, balayı, araba, iş, kısacası evliliğe dair tüm gereksinimlerin toplamıdır. Kurulan yeni ailenin ekonomik ve sosyal geleceğinin ilk göstergesidir.

İyi başlamak hep önemlidir ya. Evlilikler için de durum aynı... Ekonomik buhranlar, iki insanın birbirlerine alışmak, geleceklerini kurgulamak ve kaliteli vakitleri ortaklaşmak için geçirecekleri zamanı, harcayacakları enerjiyi sömürünce, geriye sorundan başka birşey kalmıyor.

Konu şimdi paraya gelince benim melankolik okurlarım itirazlarını hazırlamışlardır, hissediyorum. "Para dediğimiz lanet şey bu kadar önemli midir ?"

Valla Mahmut Tuncer misali "Çek halayını, salla alayını" diyemiyorsak eğer tabi ki önemlidir. Herşey midir ? Değildir. Elbette değildir. Ancak yokluğu (azlığı demiyorum, lütfen dikkat) bütün meselelerin gerekçesidir. Köyde kendi toprağını işleyip ürettiğini satarak geçinen ve o çevrenin dışında bir hayali kurmayan çiftler değilseniz eğer, kabul etseniz de etmeseniz de,öykündüğünüz hayat için en büyük gereksiniminiz para. Para olmayınca bu devirde, çiftler bellerini uzun yıllar doğrultamıyor, sağlıklı bir beraberlik yaşayamıyor.

Son söz ister şimdi bu yazı;

Düğün dernek kurulsun,
Davullara vurulsun,
Yeter ki gün sonunda,
Herkes rahat uyusun :)))

Düğün-Dernek 2 Yakında...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT