Jan Dost'un henüz yazdıklarının mürekkebi kurumadan yeni bir romana başladığı ve galiba bitirdiği haberini aldım. Bunun ne demek olduğunu bilir misiniz?.. İnsanlığın mekanik birer robot olmaya alıştırıldığı, coşkuları ve olumlu tüm enerjileri tüketmeyi hedefleyen kaotik bir çağda yaşıyoruz. O yüzden elbette bunun ne anlama gelebileceğini tahmin ediyorsunuzdur ama çoğumuzun bu çalışkanlığın gerçek göstergesi hakkında bir fikri olduğunu sanmıyorum.
Hiçbir iş kolunu ve yetenekleri, artı o iş kollarına odaklanan bilgi haznelerini, iç ve dış denge zorluklarını devre dışında bırakamam. Her birinin yaşadığımız dünyaya çok çeşitli yönlerden yararları var elbette. Her biri ayrı emek ve ayrı bir çaba gerektiriyorlar. Fakat yazar olmak… Zordan öte zor bir iş. Her şeyden önce anlık da olsa bazen bazı otomatizmalara bağlanabilseniz bile; bütünüyle insana, yani, insan duyu ve coşkularına bağlı olarak yürüyen bir yapısı olduğu için, yazarken hem kendinizle, hem dışarıyla, hem evrenle yoğun bir etkileşim içerisinde olunması zorunludur. Tüm bu taşınması ağır duygu yükü beraberinde yaşadığımız dünyaya karşı son derece özenli olunması gereken bilgece bir sorumluluk gerektirir. Ki, her şeye ama her şeye rağmen düzenli üreten bir yazar olmak, bu durumda alkışlarla karşılanmayı hak eder bence.
Bu insanların böylesi negatif üreten bir zaman ve mekanda, tüm imkansızlıklara rağmen enerjilerini nasıl olup ta bu kadar pozitif,coşkularını nasıl olup da bu kadar aktif tutabildikleri şaşırılacak bir konudur. Oysa okur bunları önemsemez. Çoğu kez görmez bile. Ben ve benim gibiler elçiliğimize zeval getirmeyecek kadar inandığımız bu hali okura aktarmakla sorumlu olduğumuzu düşünürüz işte. Çünkü okura göre, dünya zaten anlatılmayı bekleyen hikayeciklerle doludur. Öyledir. Konu kıtlığı çekecek bir yazar olduğunu özellikle bu çağda düşünmek mümkün değil. Fakat, bu karmaşadan tazeliğini koruyarak çıkabilen beyinlerin de olabileceğini kavramak, insansal düşleri ve gerçekleri bile dumura uğratabilir. Yine okura göre yazar olmak da bir seçimdir, yazarlık da doğal olarak bir iş koludur. Yani herkes nasıl bir iş kolunda çalışıyorsa, yazar da herkes gibidir. Yaklaşım doğrudur.
Ama mesele, yazarın hangi işi üstlendiği değildir, o işi nasıl ve hangi şartlarda gerçekleştirdiği ile ilgilidir. Her şeyden önce okumak, tüm doğal insani aktivitelerin içerisinde insan tarafından hayati önem arz etmeyen bir edimdir.Yani insan ne olursa olsun bir şeyler yemek, üzerine bir şeyler giymek, öğrenim görmek, temel ihtiyaçlarını gideren beyaz eşyaları ve diğerlerini edinmek , ulaşım araçlarını kullanmak zorundadır da, okumak en temel ihtiyaçlar listesinde sıraya bir türlü eklenemeyen bir boşluk olarak kalır sadece. Kısaca yazar yalnız olandır. Don Quixote gibidir yazar, duraksız bir azim ve bilinçle hiç durmadan yel değirmenleriyle savaşır.
Yalnızdır yazar. Tek başına bir odada oturup iç dengelerini denklemeye çabalayıp yazmanın zorluğunu bir yana bırakın, giderek a-sosyalleştiren bir dinamit tarafından ateşlenerek, en yakın çevresinden,en güvendiği yayıncısından bile destek görmeyendir. Aslında tek derdi; insandır, insanlıktır. Dün,bugün ve gelecek gözetmeksizin daha iyi bir dünya kurabilmenin çözümlerini arar. Zordan daha zor bir iştir yazarlık. Üstelik tüm bu çabaların sonucunda zengin olan, refah bir hayat süren, alkışlanan, çevresi insan dolan yazar sayısı da çoğunluğu oluşturmaz maalesef. Doğal olarak egoları da yalnızdır. Yazar, sanki bu dünyaya eziyet çekmek için gelmiş olandır. İşçi ve memur haklarının arayışlarında isimleri bile geçmeyenlerdir. Onlar hiçtir. Her şeydir de eş zamanda. Hele bizimki gibi en büyük zorluğu gelişmek olan toplumlarda.
Bu arayışlara en dürüst inançlarıyla en çok destek verenler yazarlardır oysa. Hakkın yerini bulmasından başka beklentileri de yoktur üstelik. Bir ışık… Bir ışık yakabilmek için didinir dururlar. Okurun eline aldığı kitaplara bakarken görmesi gereken en yalın gerçek budur her koşul bir yana.
Yazar, okur, yayınevi sorunsalı henüz tam anlamıyla ele alınmamış, halen görülmezden gelinen derin bir kara deliktir bana göre. Bu yüzden, bu konuyu elimden geldiğince detayı ile tartışmaya açmayı düşünüyorum gelecek yazılarımda. Madem toplum olarak şeffaf bir döneme geçtik, herkesin eteklerindeki taşlar bir bir dökülüyor, ben de bu zamanı olabildiğince doğru kullanmaya kararlıyım. Şimdilik okurdan ricam şudur: Lütfen sevdiğiniz yazarlara destek verin. Onları takip edin, okuyun. Ne demek istediğimi anlatabilmemin en güzel yolu, sizin anlayacaklarınız olacaktır. Çünkü edebiyatı var eden yazar değil, okurdur gerçekte ve yaşamın hallerini var eden de insan. Değerimizin farkına varma anlarındayız bence. Öyle mi değil mi, karar sizin.
SON DAKİKA:
Aylin ÜNEK
Yazar makale içeriklerinden sitemiz sorumlu değildir.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.


SON HAFTANIN SKORU



1
0
Turgutluspor
Diyarbakırspor
Copyright ©2007 Diyarın Sesi. Tüm hakları saklıdır.
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yazılım: CM Bilişim - Görsel Tasarım: Capitol Medya
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yazılım: CM Bilişim - Görsel Tasarım: Capitol Medya


































