1. YAZARLAR

  2. Celal GÜNEY

  3. Diyarbekirspor 4 yıldır bir arpa boyu gidemedi?
Celal GÜNEY

Celal GÜNEY

Yazarın Tüm Yazıları >

Diyarbekirspor 4 yıldır bir arpa boyu gidemedi?

A+A-

Dost acı söyler, düşman sürekli pofpoflar, doğru söyleyen sürekli kötü olur, yalakalar sürekli kazanır.

Bu kulübün şirketleşmesini, Feyzi İlhanlı'nın Diyarbakırspor aşkını, sevdasını ve yaptıklarını takdir etmemek elbette mümkün değil.

Sayın İlhanlı'yı 2008 yılından beri tanırım, bu kent için nasıl yanıp tutuşan bir sevdası olduğunu çok iyi bilirim. Kendisi ile ilk röportajı yapan, Diyarbakır'da ki spor camiasına tanıtan ilk kişilerden biri olarak aşağıda yazılanları lütfen dikkatlice okuyun.

Bu takım Türkiye liglerinin tek borçsuz kulübü, çünkü kulübe destek veren sayın İlhanlı kulübün tek finansörü verdiği tek bir kuruşu bile, kulüp hanesine borç yazmıyor,  cebinden veriyor, hibe ediyor.

Bu kulübün şirketleşme kararını en fazla destekleyenlerden biri olarak bundan 5 yıl önce yine bu köşelerden yazdığım, uyarı aynen şuydu: "Şirketleşme kararı çok güzel, yıllardır duymak istediğimiz büyük bir gelişme ancak bu gelişmenin içinin doldurulması adına kulübü aile şirketine çevirerek, "Bu benim amcamın oğlu, bu benim dayımın torunu, bu yiğenim" diyerek görev dağılımı yapılırsa , kapanan Diyarbakırspor'dan çok bir farkı kalmayacağı gibi asla bir başarıyı da kimse beklemesin. Bu işi ehillerine, bilenlere profesyonellere bırakmak en doğru karardır" diye yazmıştık.

Gelinen noktada bir arpa boyu yol alınamadı, neden çünkü idare profesyonellere bırakılmadı. Resmen aile şirketine dönen bir kulübün, ne bir yönetim kurulu, ne dış ilişkileri sürekli kör topal  ilerledi ve bu günlere gelindi. Başarı adına elde var sıfır.

4 yılda değişen bir şey olmadığı gibi 44 sene de geçse , bu kafayla en küçük bir değişme olmayacaktır. Çünkü 2 çarpı 2 her zaman 4'dür, bu işlemin sonucunu 5 ya da 3 çıkarmak nafile bir bekleyiştir.

Sayın İlhanlı'nın çabasını verdiği emekleri, takdirle karşılıyorum, ancak başlatmış olduğu büyük heyecanı ve bir kentin ondan beklentilerini maalesef karşılayacak gerekli adımları atmadı.

Bu sezon sonu kendisiyle çok uzun aradan sonra İstanbul'da oynanan Play-Off finalinde karşılaştık, bu kent için olan heyecanını gözlerindeki ışıltıyı bir kez daha gördük. Bu kadar gönül verilen böylesine bir iş neden profesyonellere bırakılmaz, yıllardır bu işin içinde olan biri olarak açıkçası anlam vermekte zorlanıyorum.

Futbol artık,  dünyanın en büyük global ticaret kapısı, devasa bütçelerin bu pasta etrafında döndüğü böylesine ciddi bir iş olmuşken, Real Madrid, Barcelona, Arsenal, Bayern, United gibi dünya çapında marka olmuş bu kulüpler, bu işi bilmiyorlar mı, bu kulüplerin neredeyse tamamı profesyonellerin elinde, kulüplerini geliştirmek için AR-GE'ye ayırdıkları bütçe, Türkiyedeki kulüplerin toplam bütçesinden fazla. Kulüp başkanları veya sahipleri sadece purolarını tüttürmelerinin tek nedeni budur.

Dünya futbolunda söz sahibi bu kulüplerin birbirleriyle olan yarışı sadece saha içinde değil elbette, bir de bunun geri planda olan kulüp işleyiş ve tarzları aşağı yukarı aynı mantık ölçüsündedir.

Bu sezon daha biter bitmez, Diyarbekirspor'da büyük bir yapılanmanın haberlerini duymaya başladık. işi bilen isimlerin hiç vakit kaybetmeden kulübe kazandırılması doğrusu, çok sürpriz olmuştu. Nesim Argun ve Nurhan Özcüer. 

Bu genç arkadaşların daha sezon biter bitmez göreve getirilmesi yazıp çizdiğimiz profesyonllerin göreve getirilmesi adına çok güzel gelişmelerdi. Kariyerlerini okuyunca bu işi bilenler olduğuna en ufak bir itiraz yok. Elbette bu arkadaşlara tam yetki ile güven ve zaman tanımak burada en önemli başlangıçtır. Elbette bu kulübün tek sahibi sizsiniz, ancak bu arkadaşlar madem göreve getirildiyse işlerine müdahale etmek, yine aynı tas, aynı hamam hesabı değişen hiç bir şeyin olmayacağını belirtmekte fayda var. Ancak ortada yanlış giden bir şeyler varsa hatalarla yüzleşme ve o acı şurubu mutlaka zehirde olsa boğaza boşaltmaktan başka çare yok. Hatalara direnmek ve düzelmesini beklemek nafile boş bir bekleyiştir. 

Nesim Argun beyle çok uzun görüştük, bana anlattıkları karşısında teoride hayran olmamak mümkün değil,  Argun'un kafasında ki projeleri dinleyince İlhanlı için tam aranan kan diye düşünmüştüm. Nurhan hanımla da görüştüm, onunda vizyon ve düşündüklerini bu kulübü çok kısa sürede sahiplenmeleri karşısında açıkçası işte bizim yıllardır yazıp dile getirdiğimiz şeyleri sanırım Başkan İlhanlı hayata geçiriyor diye sevindim.

Sayın İlhanlı'yı bu kararlarından dolayı kutluyorum. Bu arkadaşlar için zaman lazım, yepyeni bir sistem, yenileşme kulübün herşeyini baştan sona bir sistem mantalitesi ile elden geçirecekler. 4 yıldır arayıp bulmadığımız o sistemi, yönetimsel işleyişi getireceklerine inanıyorum.

Ali Fikri Işık:
Türkiye'de futbol bilgi beceri ve yönetimsel işleyiş olarak çok inandığım isimlerin başında geliyor. Türkiye'de ki futbolun bir aldatmaca olduğunu sürekli yazan ifade eden, dünya ve avrupa futbolunu çok iyi bilen bu isimden neden faydalanılmaz doğrusu anlamıyorum. Bu kulübü gözü kapalı teslim et, tek şartla işine karışma sana Türkiyenin en iyi bir takımını yapsın. Ali Fikri Işık, Diyarbekirspor'un arayıpta bulamayacağı ender isimlerden biridir.

Mehmethan Akan
Diyarbekirspor'un profesyonlliğe adım atmasının baş mimarlarından biridir, 4 yıl önce bu kulübü omuzlarında 3.lige taşıyan ekibi tek başına idare eden isimdi. maalesef kulübün işleyişi ve yönetimsel hatalardan dolayı bir türlü istenilen düzeyde çalışma ortamı bulamadı. Ancak ne zaman görev düştüyse, koşa koşa gelip görevini layıkıyla yapan çok ehil biridir. Ayrıca hayatımda gördüğüm tanıdığım en güvenilir, en dürüst insanlardan biridir. Çok yanlız bırakıldı, istediği ortamı bir türlü tam anlamıyla yakalayamadı.

Diyarbekirspor sevdası içimizdeki en büyük uktelerden biridir. Her yıl sonu sayın İlhanlı'ya şapkanı al önüne nerede hata yaptığını düşün ve doğru kararlar ver diye, her sezon sonu yazıp çiziyoruz. Bu sezonda farklı olmadı, bu yazı diğerlerinden farklı olarak bir kez daha doğru yolun neler olduğunu ve o şapkanın yönünü anlattık.

Kendisine ve şahsına karşı her zaman saygımı koruduğum sayın İlhanlı'ya son sözüm şu: Kulüp 4 yıldır gidip, gidip duvara tosluyor, bu kulübün 4 yıldır ne bir yönetimi, ne bir işleyişi, ne de bir sistemi yok. Yukarıda saydığım isimleri topla bir araya, buna gücünde var, imkanın da. ben yılda 1-2 yazar giderim bu renkleri nasıl sevdiğimi en iyi bilenlerdensin.

Önümüzdeki yıl başka bir Diyarbekirspor yazısı ile görüşmek üzere..

saygı ve sevgilerimle... 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT