Geçtiğimiz hafta uzun, bir aradan sonra tekrar Diyarbakır'daydım… Memleket hasreti insanın burnunda tütüyor, bazen 1.5 saatlik yolculuk süresi bile insana uzun gelebiliyor. Bir an önce şu havaalanına insek diye içimiz kıpır kıpır oluyor, yerimizde duramıyoruz
Milyonluk bir kentten bahsediyoruz, hemen hemen her seçimde, onca milletvekili ve mutlaka bir bakan çıkarıyoruz, ama halen sivil bir hava limanına sahip olamamak insana çok acı geliyor. Dünün ilçeleri bile bugün bu kentten daha ileri konuma geldiler, bunu anlamak inanın çok zor. Sorunlar o kadar çok ki nereden başlasak, neyi yazsak inanın insanın içi cız ediyor. Geçmişte büyüklerimiz söylenip dururdu, bugün de bizler aynı şeyi söylemekten yorulduk, "Bu memleketin sahibi gerçekten hiç yok"...
Bugün Urfa'ya bakıyorsun, her yönüyle inanılmaz bir gelişim içerisinde, Malatya, Elazığ keza öyle. Hele bir Konya, Kayseri'yi bizimle kıyaslamak bile çok abes olur.
Nedense bu kentte sadece konuşulanlar, sorunların çözümü sadece laf salatası, iş başa düşünce herkes birbirini suçlamaktan iş yapamaz durumda. Burada asla şu parti, bu parti ayrımı yapmıyorum. Oldum olası bu particilik işlerinden nefret ederim zaten. Kardeşim kim yaparsa yapsın, yeter ki şu kente bir el atsın. Ama görüp duyduklarımız, bırakın o taşı koymayı, mevcut taşlar yerinde korunsunda, demekten başka çaremiz kalmıyor… Çoğunun işi gücü eşe dosta verilecek ihale, ben başkada bir şey görmedim, gören duyan varsa beri gelsin..
Konu biraz uzanacak ama, gerçektende bu sivil havaalanı işi içimde hep bir ukde olarak kalmıştır. İnşallah ölmeden görmek bizlere nasip olur.
Gelelim dünyanın en büyük köy kenti namzetini çoktan hakketmiş Diyarbakır'ın şu haline ve özelliklede çıldırtan şu trafiğine bir göz atalım… İstanbul'da bir yerden bir yere ulaşmak gerçekten ölüm. Hele akşam trafiğine kaldın mı hapı yuttun demektir. Ya da biz öyle biliyorduk, ne zamana kadar, Diyarbakır'ın şu son halini gördükten sonra inanın İstanbul'un trafiğine şükür etmek lazım. Akşam saatleriydi, Ofis ekinciler caddesinde inanılmaz bir keşmekeş, bağrışmalar, hele o boşu boşuna dakikalarca kesintisiz çalınan korna sesleri ( zart zart o kornalara basanları, sopayla dövmek lazım), insanın sinir katsayısını ikiye katlamaya yetiyordu. Bırakın trafiği yolda yürüyecek boş yer bile yok gibi. Her şey bir yana, orada ki o gürültü bile insanı sinir katsayısına tavan yaptıracak cinsten.
Belediye'nin bu soruna acil olarak bir el atması gerekiyor. Diyarbakır'ın kalbi olan Ofis semti bu haliyle o kente hiç mi hiç yakışmayacak bir görünümde. Benim bu konuda birkaç önerim olacak. Ekinciler Caddesi bu haliyle olacağına bu yolu tamamen trafiğe kapatır ve acilen burayı yaya ve tramvay yoluna dönüştürmek lazım. Tramvay Çift kapı'dan başlar, gerekirse ileriye dönük olarak, Dicle Kente kadar planlanabilir. (Çift kapı- Kültür- Anıt Park- Kasaplar-Ofis- Koşu yolu- Vs) Bu çok zor gerçekleşecek bir şey değil. Kasaplardan, hatta eski Mit binasının oradan normal araç trafiğine kapatılır ve yol gerçek sahiplerine, yani halka bırakılmak zorundadır. O zaman işte o eski Ofis tekrar ortaya çıkar. İnsanlarda rahat rahat o güzel yerlerde yürür ve bir nefes alabilirler.
Maalesef yıllardır bu kent ihmal edilmiş durumda, kente yapılmış en önemli kavşak yapımı yıllar süren, Seyrantepe kavşağı var. Harika bir plan ve harkulede çalışma olmuş. Hepsi bu, ne bir çevre yolu, ne de başka bir düzenleme, hiçbir yatırım yok ortada. Bu konuda en büyük eksiklik başta vekillerimiz olmakla birlikte, mülki amirler, sivil kuruluşlar, karayolları, belediyeler maalesef her zamanki gibi sınıfta kalmışlar.
Diclekent, gerçekten nazım plan içerisinde Diyarbakırımıza renk ve modernliği getiren nefis bir kentleşmenin tipik bir örneği konumunda. Bu konuda katkısı olanları kutlamak lazım. Ama orada da özellikle akşam saatlerinde trafik çekilmez durumda. Bu konunun da bir an önce çözülmesi gerekiyor. Yoksa o bölgede yakında çekilmez bir hal alabilir.
Dikkat ettiyseniz, kentin kanayan yarası konumundaki Diyarbakırspor için tek bir kelime bile etmedim. Evet kulübün durumu içler acısı durumda. Bu saatten sonra artık fakir edebiyatı yapmanın anlamı yok. Bana göre, bu düşüş bu kulüp için en büyük çıkış olacaktır. Nedenlerini br daha ki yazımda sizlere daha net açıklayacağım. En azından şu kadarını şimdilik söylemek lazım, şimdi kimin bu takım için, yüreğinin ne kadar yandığını çok iyi gördük. Ama efsane mutlaka geri dönecek, bundan hiç kuşkum yok..







































