“Zemini kayalıktır, iklimi serttir
İnsanları cesurdur, merttir, erkektir.”
Cesaret mert insanların, korkaklık ise hain kişilerin kârıdır.
Cesur kişi, tanıdığı veya tanımadığı kimselerin haklı davaları için mücadeleden kaçmayandır. Bütün kahramanlar cesurlardan çıkmıştır. Bunlardan biri de Diyarbakır'ın cesur evladı Süleyman Nazif'tir.
“Karagün” başlıklı yazısıyla 1918 de işgal altındaki İstanbul ufuklarını çınlatan ve işgal kuvvetlerinin kumandanlarını çileden çıkaran Süleyman Nazif, kurşuna dizilmek üzere aranırken, bastonunu sallayarak pervasızca işgal kuvvetlerinin kumandanına gidip “Beni arıyormuşsunuz işte karşınızdayım!” diyebilmiştir. Bu medeni cesareti gösteren Diyarbakır'ın mert evladı Süleyman Nazif, doğduğu memleketin hüviyetini dünyaya ilan ederek, Mustafa Kemal'in de takdirlerine mazhar olmuştur.
“Konuşan cesaret” diye adlandırılan, sözünü kimselerden esirgemiyen, sevilmeye layık olmayanları eline, diline ve kalemine doladı mı yerden yere vuran, sevilmeye layık olanları ise azizlerin azizi kılan Süleyman Nazif:
KORKMA DÜŞMANDAN Kİ ATEŞ OLSA YANDIRMAZ SENİ
MÜSTAKİM OL HAZRETİ ALLAH UTANDIRMAZ SENİ, diyerek halkını yüreklendirmesini de bilmiştir.
Diyarbakırlı'ya zorbalıkla kimse bir şey yaptıramaz. Fakat hoşlukla, güzellikle elindeki ekmeğini, sırtındaki giysisini, altına serdiği kilimini bile alabilir.
Diyarbakırlı kimsenin arkasından gitmez ama doğru bildiği yolda “el ele, kol kola, omuz omuza ölüme bile gider.” Bu yüzden Diyarbakırlı'yı “yiğit diye diye canından, cömert diye diye de malından” etmişlerdir.
Abbasiler'in “Benim ki ben” dedikleri dönemde bile Bekr boyunun Şeybanlı oymağından Şeyhoğlu İsa'nın Abbasi merkezini tanımaması ile Diyarbakır'da ilk islam beyliği olan ŞEYHOĞULLARI (870-899) adı altında 30 senelik bir hükümet kurulmuştur. El Şeyh'in kendi soyundan üç hükümdar gelmiş her üçününde hükümet merkezi idaresi “Amid” olmuştur. Asla müstemlekeci bir tavır takınmamışlar, Diyarbakır havalisinin dışına gitmemişlerdir. Kendilerinin özgürce yaşama hakkına saygı gösterilmesini istedikleri gibi, kendileri de başkalarının özgür yaşama hakkına saygı göstermiştirlerdir.
Osmanlı İmparatorluğunu tanımaları, Yavuz Sultan Selim'e şehrin anahtarını vermeleri gene kendi rızalarıyla olmuştur.
Kimseye tutsak olmadıklarından, kimseden “AMAN” da dilememişlerdir. Babalarının, dedelerinin:
BAHTIN Kİ ŞER GELİ DE Kİ: DUR!
BAHTIN Kİ İÇERİ GİRİ, O ZAMAN VUR!
Vasiyetine uyarak, şehrin etrafını surlarla çevirmişler, düşmanlarına önce “Dur!” demişler, içeriye girmeye kalkışanlara da dünyayı zindan etmişlerdir.
DİYARBAKIRLI'NIN VATAN SEVGİSİ
1900 yılında dünyaya gelen Mülkiye Mektebi mezunu Diyarbakırlı “Şair ve Devlet adamı” Cemal YEŞİL'in bestelenerek MÜLKİYE MARŞI olarak da ünlenen şiiri Diyarbakır insanının kalbindeki vatan sevgisinin mısralara yansımış en güzel ifadesidir:
Başka bir aşk istemez, aşkınla çarpar kalbimiz,
Ey Vatan! Gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz,
Gül ki sen, neş'enle gülsün ay, güneş, toprak, deniz,
Ey Vatan! Gözyaşların dinsin yetiştik çünkü biz.
Vatanın kurtuluşu için cepheden cepheye koşan, canlarını feda eden bu kahraman insanlar, memleketlerine hicret eden savaş mağduru muhacirlerei de kucak açmışlar onları bağırlarına basmışlardır. Cami avlularında kazan kazan yemekler pişirmek suretiyle ekmeklerini ve aşlarını onlarla paylaşmışlardır.
Bir muhacir kızıyam
İntikam yıldızıyam
Acı benim halime
Yüreklere sızıyam.
Küçüktür benim yaşım
Neler görmüştür başım
Ne anam var ne babam
Ne acıyan kardaşım.
Kul al beni evine
Öksüz gönlüm sevine
Beni göçe zorlayan
Sürüm sürüm sürüne.
Atma beni efendim
Bende senin gibiydim
Has bahçeli evimde
Gonca güller gibiydim
Birden ışıklar söndü
Her yer zindana döndü
Anladım ki o zaman
Dünyam tersine döndü.
Diyen muhacir kızı gibi nicesini bağırlarına basmışlar, onları öz evlatlarından ayırd etmemişlerdir.
DİYARBAKIRLI'NIN HÜRRİYET AŞKI
Diyarbakır insanı hürriyet aşığıdır. Süleyman Nazif'in küçük kardeşi Ali Faik Ozansoy içindeki hürriyet aşkını şu sözlerle dile getirmeye çalışmıştır.
"Ömrümde hiçbir şeye feda etmediğim hürriyet aşkını, o vadinin havasında daha beşikte iken teneffüs ettim.
Dûradûr mesafelerden vâdiye vakar ve azametle bakan ve nehre memba olan LİCE DAĞLARI'NDAN ESİP GELEN HAVA, HÜRRİYETİN HAVASIDIR, HAVASIDIR Kİ; DİYARBEKİRLİLER'İN FITRİ HÜRRİYET AŞKINI VE İHTİYACINI BUNUNLA İZAH ETMEK FİKRİMCE YANLIŞ BİRŞEY OLMAZ."
CEVAHİR ÇIKINI devam edecek
SON DAKİKA:
Kadri GÖRAL
Yazar makale içeriklerinden sitemiz sorumlu değildir.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.


SON HAFTANIN SKORU



1
0
Turgutluspor
Diyarbakırspor
Copyright ©2007 Diyarın Sesi. Tüm hakları saklıdır.
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yazılım: CM Bilişim - Görsel Tasarım: Capitol Medya
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yazılım: CM Bilişim - Görsel Tasarım: Capitol Medya



































