1. YAZARLAR

  2. Adnan ŞİMŞEK

  3. Diyarbakır'ın Seçim Mesajları
Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

Diyarbakır'ın Seçim Mesajları

A+A-

30 Mart 2014 yerel seçimleri yapıldı, ancak seçim tartışmalarının devam edeceği görülüyor. Türkiye, 30 Mart'ta tarihinin en hararetli seçimlerini yaşarken, Diyarbakır, 1991 HEP-SHP ittifakından bu yana en heyecansız seçimini yaşadı.
Diyarbakır'da heyecansız ve monoton bir seçim yaşanmasının en önemli nedeni, BDP seçmeninin bu seçimdeki gönülsüz desteğiydi. Birçok BDP seçmeninden bu izlenimi aldım:
“Bu defa da verelim”,
“elim gitmeden oyumu kullandım”
“BDP'ye verdim ama çok kararsız kaldım” diyen çok sayıda seçmenle konuştum. BDP'ye çok bağlı seçmenlerin, gönül kırgınlığıyla sandığa gitmediklerini biliyorum.
13 Kasım 2013 tarihli yazımda, 2011 yerel seçimlerinde Osman Baydemir ile DTP'nin %65,6, AKP'nin 31,3 oranda oy aldığını ve arada % 35 gibi ciddi bir fark oluştuğuna dikkat çekmiştim. 30 Mart seçimlerinde ise bu farkın eriyerek % 20'lere ineceğini belirtmiştim. Buradan hareketle, Diyarbakır sonuçlarını doğru tahmin ettim gibi gereksiz bir şeye sözü getirmeyeceğim. Bunu zaten hepimiz biliyorduk. Bu aşağı yukarı Diyarbakır'daki seçmenlerin çoğunun malumuydu.
Mesele seçimin bu şekilde tahmin edilmesi değil, asıl mesele BDP'deki gerileme ve bunun nedenleriyle ilgilidir. Seçmenler BDP oylarını % 65'den % 55'e indirerek mesajlarını verdiler asılında. Eğer bu mesajlar her zaman olduğu gibi görmezden gelinecekse diyecek sözümüz yok, ancak BDP içerisinde bu sonuçları ciddi bir uyarı olarak değerlendirenler de var. Şimdi gelelim bu mesajların ne olduğuna:
1.       BDP yönetimi, ne de olsa arkamızda güçlü bir halk desteği var mantığıyla birçok şeyi halka rağmen ve oldu bittiye getirerek kararlaştırdı.

2.       BDP, belediyeciliği bir türlü gündemine almadı, belediyecilikten korktu ve 2011 seçimlerinde kazandığı 98 belediyenin hiçbirinde bir belediyecilik başarısı veya yerel yönetim tecrübesi geliştiremedi.

3.       Kadın kotası, erkek adayların yasaklanması üzerinden geliştirildi. Kadın adaylara pozitif ayrımcılık yapılması, erkek adayları yasaklamayı gerektirmez. BDP bu konuda insanları rencide etmeyecek çözümler bulma zahmetine girmedi.

4.       Proje belediyeciliği geliştirilemedi.

5.       Kırklar Dağı konutları gibi, BDP anlayışına taban tabana zıt projelere onay verilmesi, “ekolojik belediyeciliği” boşa çıkartarak özellikle genç kesimde karamsarlık yarattı. Bu samimiyetsizlik BDP'nin gündeme taşıdığı Hevsel bahçeleri eyleminin yeterince desteklenmemesine yol açtı

6.       Yerel yönetim tecrübeleri geliştirmesi gereken BDP belediyeleri imar rantı rüzgarına kapılarak özgün kimliğini kaybetti.

7.        30 Mart öncesi, yerel seçimlerin BDP tarafından, referandum olarak ilan edilmesi, özellikle belediyeciliğe hizmet ekseninden bakan seçmeni uzaklaştırdı.

8.       Bir dünya metropolü olma potansiyeline sahip Diyarbakır gibi marka bir şehir, kendi kendini tekrarlayan dar ve kısır tartışmalarla geri bırakıldı.

9.       Bugüne kadar politika, kültür, kimlik gibi nedenlerle BDP'yi destekleyen seçmenler, bu alandaki kazanımlardan dolayı artık refah, iş, gelir, çevre, çocukların geleceği, eğitim gibi konularda da BDP'nin politika geliştirmesini bekliyor.

10.   Aşırı popülist politikalarla kentsel dönüşüm gibi Diyarbakır'ın bir bütün olarak geleceğini etkileyen politikalardan taviz verilmesi. Arsa spekülasyonlarıyla kentsel dönüşümün içinin boşaltılması.

11.   BDP veya DTK'nın destekledi, başta Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası olmak üzere,  STK'lar ve meslek kuruluşlarının başarılı olamaması da seçmeni  olumsuz etkiledi.

12.   Neredeyse kariyer meslek haline gelen hırsızlık, yankesicilik, kapkaç, esrar satışı gibi konuları önlemeye yönelik sosyal politikalar geliştirmemek, konuyu görmezlikten gelmek.

13.   Her türlü işgalciliğe göz yumulması.

14.   Belediyelerin iş üretmeyen, mesai yapmayan verimsiz, aldığı ücretin hakkını vermeyen, bankomat personelle doldurulması.

15.   Liyakatı, eğitimi, bilgi ve beceriyi dikkate almadan eş dostun istihdam edilmesi.

Bunlar benim aklıma gelenler ve yazabildiklerim, bir de yazamadığım veya yazmak istemediklerim var. Yukarıda sıralanan nedenlerin tamamının 30 Mart günü seçmenin tercihlerinde etkili olduğuna emin olabilirsiniz. BDP'nin yukarıda sıraladığım her bir maddeyi seçmenin mesajı gibi alması ve buna uygun bir yol haritası çizmesi, siyasi geleceği açısından önemli olacaktır. Ancak şimdiden söyleyeyim BDP bunları dikkate almayacaktır. Çünkü bunları dikkate alan kalifiye insanları değirmen gibi öğüten bir mekanizması var. Sadece Diyarbakır'daki 10 yıllık yerel iktidardan, bir yerel yönetim tecrübesi çıkartmamış olan BDP'nin özerklik ilanı hazırlığında olması da ayrı bir tartışma konusudur.

Seçmenin diğer bir mesajı da AK Parti'ye oldu. AK Parti samimiyetsiz içi boş, balon projelerle Diyarbakır'ı etkilemeye çalıştı. 16 Kasım günü, Başbakan Diyarbakır'ı ziyaret etmeden bir ay önce şehir makyajlanmaya başlandı. Yalandan asfalt, yalandan cila, boya işlerine Diyarbakır'ın karnı tok. Sayın Başbakan'ın konuşma yapacağı Kantar meydanına yapılan yalan makyaj, iki yağmurda son nefesini verdi. Bugün o yol köstebek yuvasına dönmüş durumda. O gün Sayın Başbakan Diyarbakır'da bin küsur projenin açılışını yaptı. Diyarbakır AK Parti teşkilatının tamamını toplayıp, “bu projeleri bize bir sayın” deseniz, 20 tanesini sayabilen çıkmaz. Yalana, balona insanlar kanmıyor artık.

AK Parti için bir diğer sorun, Galip Beyin arkasında becerikli, teknik ve belediyeci bir kadronun olmamasıydı. 23 Şubat tarihinde yazdığım “Diyarbakır ve seçimler” isimli yazımda, Galip Bey'in asıl hedefinin oy oranını % 40'a taşımak olduğunu, bunu başarırsa siyasi geleceğini garantiye alacağını yazmıştım. BDP, yaklaşık % 10 puan oy kaybetmesine rağmen, bu kaybın diğer partilere dağılmadığı görülüyor.  Galip Bey ve AK Parti BDP'ye yönelik tepkiyi iyi değerlendiremediler. Galip Bey, her zaman olduğu gibi, arkasındaki verimsiz ve vasıfsız kalabalıkla, kendi ayağına kurşun sıktı. Hedeflenen % 40 düzeyine ulaşılmamasındaki en büyük nedenlerden biri de HUDAPAR'ın % 5'i bulan oy oranıydı. HUDAPAR, önümüzdeki seçimlerde, bölgede  BDP'ye rakip, AKP'ye de ikame olma kimliği geliştireceği görülüyor. İlk kez seçime giren HUDAPAR, Diyarbakır'daki oy oranıyla 90 yıllık CHP'yi dörde katladı. Diyarbakır'ı ve Kürt coğrafyasını seçim programına dahil etmeyen CHP'ye, Diyarbakırlı seçmen % 1,3'lük oyla karşılık verdi. Yüzde 1,3'lük oy aynı zamanda Birgül Ayman Güler'in Kürt halkına yaptığı terbiyesizliğin de cevabı oldu.

Geçen seçimde Diyarbakır merkezde 411 bin oy alan BDP, bu seçimde seçmen sayısı artmasına rağmen 393 bine geriledi. BDP'nin kayıp oyları diğer partilere dağılmadığı için bu seçmenin önemli bir kısmının sandığa gitmediği anlaşılıyor. Önümüzdeki genel seçimlere (ki erkene alınarak 2014 Ekim'inde yapılması konuşuluyor) kadar hem BDP'ye, hem de Gültan Hanım ve ekibine büyük bir sorumluluk düşüyor. Önümüzdeki seçimlerde, yerel yönetim ve politikasının öne çıkartılması gerekiyor. Aksi durumda, genel seçimde geri dönülmez yollara girilebilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT