1. YAZARLAR

  2. Adnan ŞİMŞEK

  3. Diyarbakır'ın sağlığı sıkıntılı...
Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

Diyarbakır'ın sağlığı sıkıntılı...

A+A-

2 Kasım 2011 tarihinde yayımlanan 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bir yıl içerisinde Kamu Hastane Birlikleri'nin (KHB) kurulması planlanmıştı. Bir yıllık süre sona erdi. Diyarbakır'da KHB oluşturuldu, atamalar yapıldı.
KHB'nin kurulmasından çok, genel sekreterlerin seçilmesi ilgiyle karşılandı. Her ilde kamuya bağlı kuruluşların birinci derecede sorumlusu ve yetkilisi genel sekreterler olunca, dikkatler de ister istemez buraya yöneldi.
Kamu Sağlık Hizmetlerinin zamanı geldiğinde aşamalı olarak özelleştirilmesini de sağlayacak olan bu sistemin patronuna genel sekreterden çok, CEO demek daha doğru olacak. Onun için bazen genel sekreter, bazen de CEO diye dilimiz dolaşırsa kusura bakmasınlar.
Yeni sisteme göre başkanlar ve hastane yöneticiler genel sekretere bağlı olarak çalışacaklar. En önemlisi de KHB'nin bütçe ve yatırım tekliflerini hazırlama yetkisi de doğrudan genel sekreterin sorumluluğuna verildi.
Bir anlamda hem idari sorumluluk, hem de paranın patronluğu doğrudan tek bir elden yönetilecek. Bu yetkilerden dolayı genel sekreterlerin ilde bir açıdan bakan yetkisi kullandığı konusunda tartışmalar yapıldı.
Yetkilerine bakıldığında genel sekreterlerin bulundukları illerde bakan gölgesi sayılacağını söylemek mümkün. Bir diğer açıdan da sağlık alanında bir yerel yönetim tecrübesi olarak da değerlendirilebilir. Bir çok konuda yazışmaların Ankara üzerinden yapılması gerekmeyecek. Genel sekreterlikler bir yönüyle yine merkeze bağlı olacak, bir diğer yönüyle de kararlar il düzeyinde alınacağından özerk olacak.
Neredeyse bütün şehirlerdeki genel sekreterlikler için ciddi bir rekabet yaşandı. Bu kadar yetkiyle donatılmış bir unvanın tabii ki maaş açısından da tatmin edilmesi gerekir. Genel sekreterlere 20 bin TL'ye yakın maaş verilecek. Bu maaş 3 aşağı, 5 yukarı kendi kariyerlerine de bağlı olacak.
Durum böyle olunca, seçilme süresinde çok ciddi rekabet yaşandı.

Eskiden bu tip önemli görevlere gelmek isteyenler “general” avına çıkardı. Özellikle bol nişanlı, bol yıldızlı paşalardan torpil bulanların şansı yüksek olurdu. Şimdi dönem değişti. Daha önce yıldız peşinde koşup ikbal arayanlar, şimdi destur almak için o dergah senin, bu dergah benim dolaşır oldular.
Şu veya bu cemaatten destur almadan girişimde bulunan genel sekreter adaylarının atandığını sanmıyorum. Zaten biz gazeteciler de genel sekreter kimdir, nedir? Diye sorduğumuzda, ilk önce arkasında hangi cemaatin olduğunu öğrenmeye çalışıyoruz. Hoca Efendi, Zehracı, Yeni Asyacı, Menzilci vs. gibi tanımlamalar bugünün Türkiye'sinde en öne çıkan kimlikler olmaya başladı.
 Her neyse, gelelim Diyarbakır'a. Diyarbakır sağlık camiasında neler oluyor. Hep kulaktan dolma bilgiler alıyoruz. Alakasız, alakalı herkes konuşuyor.


Kamu Hastane Birlikleri Genel Sekreterlerini atama sürecinin çok sancılı geçtiğini biliyoruz.
Diyarbakır Sağlığı'nın CEO'sunu bir çoğumuz tanırız.
Muhammed Güzel Kurdoğlu. Kendileri Diyarbakırlılara çok emeği olan Şeyh Güzel'in torunu, aslen Mardin Derikli…
Konya'daki Başhekim Yardımcılığı görevinden istifa edip Diyarbakır'a geldi. Başhekimlerle toplantı yaptı, ekibini kurdu. Üniversiteden, özel hastanelerden başarılı profesörleri toplayıp, görüşmeler yaptı.

Görev yapacak personelden sözleşme öncesinde istifa mektubu alındı. Mektupta “Ailevi sebeplerden dolayı görevimden istifa ediyorum. Tazminat istemiyorum.” İfadelerinin kullanıldığı yazıyı aldıktan sonra anlaşmalarını yaptı.
Sabah Başhekim yardımcıları olarak atananların hoppp akşam istifaları devreye konuldu.
Milletvekilleri baskı yaptı. Şu Başhekim olsun, şu müdür olsun diye, direne bildiklerine direndi, direnemediklerini ise kabul etti.
Hemen koştu Vali'yi ziyaret etti. Patlattı naraları asacağım, keseceğim diye, “Sayın Valim göreceksiniz Diyarbakır'da sıkıntı kalmayacak” dedi. Döner dönmez anlaştığı yol arkadaşları kaprislerinden dolayı onu bıraktılar.
Hastaneye yönetici olarak atanan Doç. Dr. Aziz Karabulut ve Başhekim Prof. Dr. Cahfer Güloğlu  ile yardımcıları görevlerine başlamadan istifa ettiler.
İstifa depremi ardından hemen başka arayışlara girdi. Ve hem yöneticilik için hem de başhekimlik için anlaştı. Süreç sancılı devam ederken, bakanlığa istifa edeceği yönünde haberler gönderdi. Haklı bazı nedenleri olabilir ama CEO olmak kolay mı sandınız.
Gelelim hali hazırda olanlara
Diş Diyarbakır Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'nin kadrosu tamamlandı. Buna göre Dt.Hamza Koca (Başhekim), Dt.İlhami Uğur(Başhekim Yardımcısı), Dt.Kamuran Tan(Başhekim Yardımcısı), Remzi Karaaslan(Hastane Müdürü)…Yazıyı yazdığım saat 14.30 bu saate kadar öyle sabah değişmez inşallah.
Kadın Çocuk ve Doğum Hastanesine Başhekim olarak Op.Dr.Reha Sermed Aygören , yardımcılığını ise Dr. Murat Kardaş ve Dr. Mesut Karabulut üstlendi. (İnşalah değişmez-değiştirmezler)
Diyarbakır Çocuk Hastanesi'nin yöneticiliğini ise eski başhekim Dr. Atilla Yazıcıoğlu yapacak. Yardımcılık ve müdürleri öğrenemedik.(İnşallah hayırlara vesile olur)
Gelelim istifalarla çalkalanan Eğitim ve Araştırma Hastanesine CEO Muhammed Güzel Kurdoğlu Dicle Üniversitesi İntaniye bölümünde görev yapan Prof. Dr. Saim Beyan'a başhekimliği teklif etti. Görüşmeler devam ederken, Yönetici olarak ta yine Dicle Üniversitesi'nden Prof Dr. Salih Hoşoğlu'na teklif götürüldü. Sanıyorum Pazartesi gününe kadar netleşir. (Maşallah güzel olur)

Gelelim hastanelerdeki keşmekeşliğe. Şu anda patron kim, kim yöneten, kim yönetilen. Kimin eli kimin cebinde belli değil.
Hastaneye gelen hastalar bile bugün Başhekim Yardımcılarında değişiklik var mı?
Yeni istifalar var mı diye sormaya başladılar. Bu gidişli bu görevlendirmeler iddia kapsamına alınıp, tahminler yapılacak.
Mesela Yusuf Yağmur'un geri dönüşü 1'e 2 verirken, dönmeme ihtimali 1'e 3 verecek durumda.
Yönetimsel bazda koşuşturmacalar devam ederken, mahalle baskıları da artmaya başladı.
Dedikodular ayyuka çıktı. Küsenler, kızanlar vs. vs.
Bekleyip göreceğiz neler olacağını…
Gelelim eski idarecilere bir çoğu toplum merkezlerinde oturup iş yapmadan maaşlarını alacaklar
Görev alamayan idarecilerin taslarını toplamalarına bile izin verilmeden kovuldular.
Başhekimler hasta bakmaya gece nöbet tutmaya başladılar.

Yeni yapılanma dönemlerinde mutlaka sıkıntı yaşanır ama bu sıkıntılara rağmen insanları onure etmek ve nezaket göstermek mümkün olabilirdi. Bu hengamede hem onurları hem de kalemleri kırılanlar oldu. Kimileri ziyafet sofralarına, kimileri kurtlar sofrasına atıldılar.
Böylesine kırıp, dökmeden iş yapmayı öğrenemedik. Henüz vakit varken, kapanmayacak yaralar açmamak gerekir.
Sağlıklı kalın…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT