SON DAKİKA:

Kadri GÖRAL

DİYARBAKIR'IN BABA NASİHATLARI

25 Mart 2010 Perşembe 08:54

Babalar, “HAYIRLI EVLAT ANASINA BABASINA RAHMET OKUTTURAN EVLATTIR” dediler. Demekle yetinmeyip, hayırlı evlat yetiştirmeye gayret ettiler.
“EVLAT AZİZ, TERBİYE EVLATTAN DA AZİZDİR. ” dediler. Bildikleri öğütleri “BABA NASİHATI” diye evlatlarına vasiyet ettiler:
 
Eşek sıpası
 
Diyarbakır'da evlatlar babalarının önünde çocuklarını sevmezlerdi. Bunun nedeni, evladın bu hareketi baba tarafından “Bak! Bende artık baba oldum” şeklinde yanlış bir yoruma yol açmaması içindi.
Bir gün Fuat efendi (merhum Fuat ERTEN) eve gelir, küçe kapısından içeri girer, aralığı geçip avluya çıktığı anda olduğu yerde çakılıp kalır. Çünkü Sadettin bey, babasının geldiğinden habersiz oğlu Kutlu'yu avlunun orta yerinde havaya atıp tutarak sevmektedir. Fuat efendi karşılaştığı bu manzara karşısında:
“EHLİ KEYFE KEYİF VERİR KAHVENİN KAYNAMASI
EŞŞEĞİ BAŞTAN ÇIKARIR SIPANIN OYNAMASI", diyerek oğluna laf çakar. Sadettin bey ise, bu olaydan sonra günlerce babasının yüzüne bakamaz.
 
İtimad
 
Beylerden birinin güzel ve de güzel olduğu kadar da değerli bir atı varmış. Ona değil binmek, onu seyretmek dahi insanlara büyük zevk verirmiş. Birgün gencin biri beye gelerek:
-Beyim! İki dakikalığına da olsa atınıza binebilirmiyim? Demiş. Bey de:
-Senin gibi bir delikanlıyı mı kıracağım evladım! Tabi binebilirsin, diye karşılık vermiş.
Genç sevinçle ata binmiş oracıkta tur atmaya başlamış. Fakat atın şahlanışı, sağa sola kıvrılışı gencin aklını başından almış. Ne pahasına olursa olsun atı kaçırmaya karar vermiş. Hızla oradan uzaklaşırken bey, gence arkasından seslenir:
-Evladım! Getir atımı. Sen benim atımı değil itimadımı çaldın, onun için getir atımı. Ben bundan sonra insanlara artık nasıl güvenebilirim? Onun için getir atımı, diyerek seslenmiş.
 
Mirasyedi evlat
 
Babalar oğullarının ne karakterde olduğunu, ne işler peşinde koştuğunu herkesten daha iyi bilirler. Oğlunun kötü arkadaşlarla gezip tozduğunu, parasını onlara yedirdiğini gören bir baba, oğlunu iyi gün dostu sahte dostların elinden çekip almak için çok gayret sarfeder fakat başarılı olamaz.
Bu dünyadan göçüp giderse bırakacağı servetin oğlu tarafından kısa zamanda tüketileceğini, evladının sonunda ele güne muhtaç olacağını düşünür ve üzülür. “Ne yapsam, ne etsem” diye çözüm ararken aklına bir plan gelir. Planını hasta yatağına düştüğü zaman uygulamaya koyar. Oğlunu yanına çağırır ona der ki:
-Bak oğlum! Senin sonunu şimdiden görebilmek için kehanet sahibi olmaya gerek yoktur. Gün gelecek bir lokma kuru ekmeğe muhtaç olacaksın, etrafında sana selâm verecek, elini uzatacak tek kişi bulamıyacaksın. Dayanamayıp birgün canına kıymaya karar verirsen, bir baba olarak sana vasiyetim, kendini asacağın ipi tavandaki şu halkadan geçir öyle as, demiş.
Babanın dedikleri birer birer gerçekleşmiş oğlan son çareyi kendini asmakta bulmuş. “Babamın hiçbir sözünü tutmadım bari son vasiyetini yerine getireyim” diyerek kendini asacağı ipi babasının gösterdiği halkadan geçirmiş. İlmeği boynuna takmış. Kendini boşluğa bırakmış. Bırakmasıyla beraber halkanın takılı olduğu tavan tahtası yerinden çıkmış, çil çil altınlar dökülmeye başlamış.
Yeniden servete kavuşan oğlan başına gelenlerden yeterince ders almış olarak babasını rahmetle anmış, iyigün dostlarına sırtını dönmüş ve yeni bir hayata başlamış.
 
Buna değdi, buna değmedi
 
Baba oğul köyden şehire giderken bir ağacın altında mola verirler. Heybeden çıkardıkları karpuz, ekmek peynirlerini  yedikten sonra, oğlan karpuz kabuklarının üzerine çişini yapar. Baba her ne kadar:
-Oğlum yapma! Köpek bile yemek yediği kaba işemez, dese de oğluna dinletemez.
Baba- oğul şehire varıp alışverişlerini yaptıktan sonra köye dönerken daha önce mola verdikleri yere geldiklerinde oğlanın susuzluktan içi geçer. Yanlarında içecek suları da olmadığından susuzluğunu gidermek için, daha önce üzerine işediği karpuz kabuklarını “Buna değdi, buna değmedi” diyerek bir güzel yiyer. O zaman babası:
- Karpuzun içi de dışı da Allah'ın bir nimetidir. Sen nimete saygısızlık yaptın ve nankörlüğünün cezasını çektin. Sakın bir daha yapma! Diyerek oğlunu uyarır.
 
Tarladaki sandık
 
Bir baba parasının kıymetini bilmeyip har vurup harman savuran oğlunu karşısına alır ona şu vasiyette bulunur:
-Bak oğlum, baba mirası yanan mum gibidir birgün eriyip biter. Benim sana bırakacığım mal da birgün tükenip gidecek. Onun için tarlamızın bir yerine bir sandık altın gömdüm parasız kalınca tarlayı kazıp o sandığı çıkarırsın.”
Babasının vefatından sonra oğlan babasından kalan mirasın altından girip üstünden çıkmış, elde etekte ne varsa hepisini harcayıp sonunda meteliksiz kalmış. Birgün başını ellerinin arasına almış kara kara düşünürken babasının vasiyeti aklına gelmiş başlamış tarlayı kazmaya. Tarlada kazılmadık yer bırakmamış fakat sandığı bulamamış.
Kendisini aldattığı için içten içe babasına kızarken, kendi kendine de   “Bu koskoca tarlayı hazır kazmışken bari tohum atayım da bir işe yarasın” demiş ve tarlaya buğday ekmiş.
O yıl öyle bereketli bir mahsul almış ki kazancı kendisine de çevresindekilere de yetmiş. Alın teri ile kazandığı bu paranın değerini bilmiş. Babasının tarlaya altın gömmediğini altından daha değerli bir nasihatta bulunduğunu idrak etmiş.
 
Alın teri
 
Her gün babasından bolca harçlık alan, aldığı parayı hesapsız kitapsız harcayan bir gence babası ders vermeye karar verir. Oğluna der ki:
- Oğlum, bu gün sana para veremiyeceğim. Bir günlük de olsa sen çalışıp para kazan bende oğlumla iftihar edeyim.
Bu teklif oğlanı pek rahatsız etmemiş. “Nasıl olsa bir günlüktür” deyip işe koyulmuş.
Gün boyu çalışıp cabaladıktan sonra akşam eve dönmüş. Babası “o gün ne işler yaptığını, ne kadar para kazandığını sorduktan sonra kazandığı parayı kendisine vermesini” istemiş. Oğlan da “1 madeni lira kazandım” demiş ve parayı babasına uzatmış. Babası parayı aldığı gibi odanın bir köşesine fırlatmış.
Oğlan bir hışımla babasına:
-Baba! Ne yapıyorsun? Ben o parayı kazanıncaya kadar bütün gün anam dinim ağladı! Deyince, babası gülerekten:
-Peki oğlum! Ben parayı sokaktan mı topluyordum? Senin sorumsuzca harcadığın parayı benim ne şartlar altında kazandığımı hiç düşündüğün oldu mu? Diyerek oğlunun bir yandan başını okşamış, bir yandan da oğlunun kazandığı para kadar da kendisi para vermiş.
 
İhmalin bedeli
 
Ordu sefer halinde iken süvarilerden birinin atının nalının çivisi düşmüş. Arkadan gelenin uyarısına rağmen aldırmayıp yoluna devam etmiş. Biraz sonra diğer çivilerin de gevşeyip düşmesi sonucu nal da düşmüş. At tökezleye tökezleye, ağır aksak yürüyünce süvari de birliğinden geride kalmış. Bir müddet sonra hepten onları kaybetmiş.
“Sürüden ayrılanı kurt kapar” misali düşman askerleri süvariyi yakalayıp götürmüşler. Esir süvariden askeri birlik hakkında bilgiler edinen düşman kuvvetleri ani bir baskın ile orduyu bozmuş ve yenilgiye uğratmış. Bunun için denir ki:
“BİR ÇİVİ BİR NALI, BİR NAL BİR ATI, BİR ATTA BİR ORDUYU BOZAR" 
 
Kiraz
 
Baba ile oğul köyden şehire gelirlerken yolda bir at nalı görürler. Baba, oğluna eğilip yerden nalı almasını söyler. Oğlan hiç oralı oralı olmaz, bunun üzerine baba eğilerek yerden “nal”ı alır. Şehire varınca da nalı satar, nal parasıyla bir kilo kiraz alır. 
Köye dönerlerken, oğluna ders vermek isteyen baba, aldığı kirazdan oğluna vermemeye karar verir. Kendisi bir yandan kirazı yiyor, öte yandan birer tane kirazı da bile bile yere düşürüyormuş. Düşürdüğü kirazları da oğlu yerden alıp yiyormuş. Kirazlar bitince baba oğluna dönerek:
-Oğlum! Eğer nalı almak için bir kere eğilseydin, şimdi kirazları almak için defalarca eğilmezdin, der.
 
CEVAHİR ÇIKINI devam edecek…

Bu yazı toplam 5439 defa okunmuştur
Yazar makale içeriklerinden sitemiz sorumlu değildir.
YORUMLAR
Tek eksigimiz fedoalizm
Serhat Günes
Degerli büyügümüz,tanri size saglikli,uzun ömür versin.Cevahir Cikinini ilgiyle okuyorum.Bizde Diyarbakir Melikahmetin en eski ailelerindeyiz.Aile kökümüz Diyarbakir bendenleri gibi eski.Bununla beraber D.Bakirla ilgili okumadigim bir kitap,makale,arsiv pek azdir.Gercekten Diyerbekir basli basina bir medeniyet.Bu medeniyetin bir evladi olmaktan gurur duyuyorum.Yalniz belki avrupda dogmus olmanin verdigi etkiyle,bizim bazi fedoal adetlerimizi benimsemiyorum.Cocugunu babanin yaninda sevememe gibi.
25 Mart 2010 Perşembe 19:10
62.206.124.56
yüreğine sağlık
MEHMET GERŞ
eline yüreğine sağlık değerli büyügüm sizin gibi değerli büyüklerimin ve bu aziz kenti en güzel şekilde anlattığınz için canı gönülden kutlarım ellerinizden öperim...
25 Mart 2010 Perşembe 15:34
78.161.88.23

SON HAFTANIN SKORU

1
0
Turgutluspor
Diyarbakırspor


Copyright ©2007 Diyarın Sesi. Tüm hakları saklıdır.
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yazılım: CM Bilişim - Görsel Tasarım: Capitol Medya