1. YAZARLAR

  2. Adnan ŞİMŞEK

  3. Diyarbakır'da Belediyecilik...
Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

Diyarbakır'da Belediyecilik...

A+A-

Daha önceki yazılarımdan birinde Kırklar Dağı'ndaki rant oyununu yazmıştım. Yazıyla ilgili çok olumlu eleştiriler aldım. Diyarbakır'ın bu konuda çok ciddi rahatsızlığı olduğunu gördüm. Geçenlerde bir twitter kullanıcısı Kırklar Dağı'na pankartıyla çıkmış, fotoğrafını da paylaşmış. Şöyle diyor pankartta:

“Kırklar Dağı'nı uzaylılar mı istila etti. Nasa'dan açıklama bekliyoruz?”

İş dönüp dolaşıp rant meselesinde kilitleniyor. Köroğlu; “Silah çıktı mertlik bozuldu” diyor. Biz de “rant çıktı mertlik bozuldu” diye günümüze uyarlayabiliriz.

Rant sadece mertliği bozmuyor, ipi kaçmış kazağa çeviriyor adamı. Biliyorsunuz, kazağın bir noktasından sarkan ipi çektiniz mi, kazak diye bir şey kalmaz ortada. Elinizde bir yumak iplik kalır sadece. Rantın da kazağı bitiren, bir uç ipten farkı yok. Rant ipinizi çeker. Bir bakarsınız ki kazağın tükendiği gibi insan da bir çırpıda tükenmiş olur. Kazaktan geriye bir yumak ip kalır, insandan geriye ise sadece utanç kalır.

2014 yılı Mart ayında yerel seçimler yapılacak. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi için çok ciddi bir yarış yaşanacak. BDP ile diğer partiler arasında yaşanacak bir yarıştan söz etmiyorum. Yarış BDP'nin kendi içerisinde yaşanacak. Yeni dönemde muhtemelen Osman Bey olmayacak. Belediyecilik açısından Diyarbakır'a çok şey veremedi ne yazık ki. Sempatisiyle Diyarbakır'ı 10 sene oyaladı.

2014 Mart seçimlerinde Diyarbakır'ın başkan adayları konusunda net bir tavır takınması lazım. Diyarbakır, sempatiyle, şirinlikle bir 10 sene daha kaybetmek istemiyorsa yumruğunu masaya vurmak zorundadır. Diyarbakır'ın, belediyecilik hizmet talep etmesi gerekir. Başkanlık yarışması, şirinlik yarışması değil, hizmet yarışıdır.

Daha önceki yazımda belediyelerimizin rantı keşfettiklerini yazmıştım. İmar, arsa, kamulaştırma vs. gibi büyük rant hamleleri yanında, küçük rant kapıları da belediyelerimizin gözünden kaçmıyor. Bu rant işi, artık sinekten yağ çıkarma sanatına dönüştü. Artık caddelerde, sokaklarda, çarşı-pazarda, elinde makbuzlar, post cihazı benzeri cihazlarla dolaşıp tahsilat yapan insanlar dolaşmaya başladı. Sokak aralarındaki apartman önlerine aracınızı park ettiğinizde hemen yanı başınızda elinde makbuz bir görevli çıkıp geliyor. On yılda park sorununa dair hiçbir gelişme sağlayamayıp, bunu vatandaşa fatura etmenin anlamı yok.

Bir diğer konu da, yeni açılan parkların durumu. Diyarbakır'da ağaçlandırma, yeşil alan oluşturma ve yeni parkların yapılması konusunda bilinçli bir çalışma var. Diyarbakır yavaş, yavaş yeşil bir kente dönüşüyor. Bu konuda hem büyükşehir, hem de ilçe belediyelerini kutlamak gerekir. Özellikle Kayapınar Belediyesi, yeşil alan konusunda net bir tavır ortaya koydu.

Belediyelerin yeni park ve bahçe yapması olumlu bir gelişme; ancak orada temel bir sorun var. Park ve bahçeler daha tamamlanmadan peşkeş çekiliyor. Sözde park ve bahçeler Diyarbakır halkı için yapılıyor. Fakat durum pek öyle değil. Buralar daha bitmeden kafelere, büfelere, çay ocaklarına verilmiş oluyor. Yani o parklar sizin olmaktan çıkıyor.

Avrupa'yı ziyaret edenler bilir. Avrupa'nın herhangi bir şehrindeki parka gittiğinizde, o parkın size ait olduğunu bilirsiniz. Sanki o park hep size aitmiş gibi. Orada dinlenenler, koşanlar, güneşlenenleri görürsünüz. Diyarbakır'da bir parka gittiğinizde, kendinizi mülteci gibi hissedersiniz. O parkın size ait olmadığını, kafe veya büfe işletmecisine ait olduğunu anlarsınız. İşte bu iki yaklaşım arasındaki farka medeniyet diyorlar.

Önümüzdeki seçimlerde halka verilen hizmeti merkez kabul eden bir belediyecilik istememiz gerekiyor. Eğer bizler, yani Diyarbakır halkı, belediyecilik hizmeti talep etmesek, karşımıza yine ağzı laf yapan ama icraatı olmayan insanları çıkaracaklar. Diyarbakır olarak “artık biz de hizmet istiyoruz” demesek, kanal kanal dolaşıp siyasi nutuklar çeken adaylarla bir 10 yıl daha ömrümüzden çalınabilir. Ben daha önce de, bu satırlarda yazdım. Mademki Diyarbakır halkı tercihini BDP'den yana koyuyor, o zaman BDP içerisinden, hizmeti ve belediyeciliği bilen adayları öne çıkaracak bir girişim başlatmak gerekir.

Diyarbakır Büyükşehir Belediye başkan adayı ile merkez ilçe adayları sağır olsun, dilsiz olsuz, hiç konuşmasın. Yakışıklı olmasınlar, tiyatrocu veya meddah gibi konuşmalarına ve şov yapmalarına da gerek yok. Saçlarının kıvır kıvır albenili olmasına da gerek yok. Bu bir sevimlilik ve şirinlik yarışması olmamalıdır. Artık iş yapan, hizmet üreten başkanlar istemeliyiz. Bu güne kadar namus belasına, kayıtsız şartsız, sorgulamadan oyumuzu verdik. Bizler, yani Diyarbakırlılar sorgulamadan desteğimizi hesapsızca ortaya koyduk. Buna karşılık yüreğimizin orta yerinden Kırklar Dağını söküp aldılar. Bu ayıp Diyarbakır'a yeter, bu ayıp bize yeter.

Bugüne kadar sorgusuz, sualsiz destek verdik. Bu günden sonra karşımıza çıkarılan her adayın yakasına yapışalım. Karşımıza çıkartılan adaylar, Diyarbakır'ın sorunlarını bilmiyorsa, belediyeciliği bilmiyorsa, sorunlara proje üretemiyorsa, rantçıya, işgalciye dur demeyecekse, çevre ve tarih bilincine sahip değilse, bizi bir 10 sene daha yormayın diyelim.

Birileri yine de, “biz siyasi albenisi olan, sevimli birini seçeceğiz” diyorsa, o zaman benim önerim, doğrudan Şirinler köyüne gidip, Şirine'ye başkanlık teklif etmektir. Böylece şirin şirin bir 10 sene daha geçinip gideriz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT