1. YAZARLAR

  2. Adnan ŞİMŞEK

  3. Diyarbakır ve uyuşturucu
Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

Diyarbakır ve uyuşturucu

A+A-

Diyarbakır, Türkiye'nin ve dünyanın gözünün üzerinde olduğu bir şehir. Son yıllardaki popülerliğini Kürt sorununa ilişkin politikaların belirlendiği bir merkez olmasından alıyor. Sadece politik bir merkez değil Diyarbakır, aynı zaman tarih, kültür, uygarlık ve inanç merkezidir.

Dünyada çok az şehir, Diyarbakır'ın sahip olduğu özelliklere sahiptir. Bu özelliklerin her biri başlı başına bu şehri bir dünya markasına, binlerce yıllık medeniyetiyle tarih, kültür ve turizm merkezine, bereketli topraklarıyla bir tarım kaynağına dönüşebilir.

Bu kadar seçkin özelliklere ve avantajlara sahip olan şehrimiz özellikle son iki yıl içerisinde uyuşturucu ticaretiyle ön plana çıkmaya başladı. İki yıl içerisinde, resmi açıklamalara göre 40 milyona yakın hint keneviri kökü imha edildi, yüzlerce ton esrar ve eroin yakalandı.

Açıkçası, uyuşturucu konusu, kirli bir konu. İşin içerisinde neredeyse herkes var. Dolayısıyla böyle bir yazıyı yazdığınızda, devletler, resmi görevliler, örgütler, siyasetçiler, bürokratlar, aşiretler, kaçakçılar, köylüler, kullanıcılardan oluşan herkesi karşınıza alırsınız.

Diyarbakır'da ve bölgede uyuşturucu yetiştiriciliği ile ticaretinin bu kadar yaygın olmasının en önemli nedeni, bu işin bazı ailelere ve aşiretlere hizmetlerine karşılık verilen bir imtiyaza dönüşmesidir.

Uyuşturucu işinin, verilen hizmetlerin bir ödülü olmasının en çarpıcı örneği Mustafa Bayram olayıdır. Bayram ailesi Ertuşi aşiretinin Şerefi koluna bağlıdır. 2004 yılında, Mustafa Bayram'ın oğlu Hamit Bayram, Malatya emniyetinin bir operasyonu ile yakalanıp Van'a getirildiğinde Mustafa Bayram'ın silahlı adamlarının emniyete düzenledikleri silahlı saldırı ile kurtarılmıştı. Mustafa Bayram, uyuşturucu konusundaki lojistik desteği o kadar kanıksamıştı ki, Malatya emniyetinin operasyonunu hazmedemedi.

Mustafa Bayram olayı, uyuşturucu kaçakçılığının resmi ve resmiyet dışı bağlantıları konusundaki yüzlerce örnekten sadece biri. Bu bağlantılar çokça yazılıp çizildi. Benim amacım uyuşturucu trafiğini anlatmak değil. Amacım birbirinden farklı birçok alanda marka olma potansiyeli taşıyan Diyarbakır'ın bu tip kirli işlerle gündeme gelmesine dikkat çekmektir.

Son bir yıl içerisinde Türkiye'de yakalanan uyuşturucunun çoğunun Diyarbakır çıkışlı olduğunu görüyoruz. Lice'de, Kulp'ta, Hani'de Hazro'da ve Terkan bölgesinde yakalanan uyuşturucular sık sık gündeme geldi, gelmeye de devam edecek gibi görünüyor.

Artık bu kirliliğe son vermek gerekir. Diyarbakır'ı bu kadar kirletmeye kimsenin hakkı olmadığını düşünüyorum. “Bu kirliliğe son vermek” derken, amacım polisiye yöntemlerden bahsetmek değil. Bu kirliliği her bireyin, her ailenin ve her aşiretin kendi üzerinden söküp atması gerekir.

Sadece bu işi yapanların değil, bu işe seyirci kalanların da bakış açısını değiştirmesi gerekiyor. Diyarbakır, kirli paraya itibar etmemelidir. Yerel yönetimler ve siyasetçiler, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri uyuşturucu işini ayıpladıklarını toplumla paylaşmalıdır. Uyuşturucu işinden servet edinenler, servetlerinin toplumda saygınlık getirmediğini görmelidirler.

Bu işi yapanlar, çocuklarına yanlış bir gelecek bırakıyor. Uyuşturucu işi sizi utandırmıyorsa, çocuklarınızın gözlerinin içine bakın ve onların gözündeki aydınlığı karartmayın. Bu işlere ihtiyacınız yok, kaldı ki “ihtiyaç”, bu işleri yapmak için kesinlikle bir gerekçe olamaz.

Diyarbakır, Mezopotamya'dır. Bu topraklar, tohumun ilk ıslah edildiği yerlerdir. Dünyada buğday ve arpanın ilk ekildiği topraklar, bugün uyuşturucu ile kirlettiğimiz topraklardır.

Batıda “namusuyla köfte satmak” diye bir söz vardır. Aynen, bu sözde olduğu gibi, namusuyla yapacağımız ve helalinden para kazanacağımız birçok iş var. Mesela Lice domatesi, sadece bu coğrafyanın değil, dünyanın da en güzel tatlarından biridir. Birçok ürünün genetiğinin değiştirilerek kirletildiği, tohumunun orijinalitesini kaybettiği bu çağda Lice domatesi bugün bile kendi saf tohumu (hibrit olmayan) ile yetiştirilmektedir. Alnımız açık, başımız dik, kimseyi utandırmadan, çocuklarımızı mahcup etmeden ve onları kirletmeden domates yetiştirmek binlerce kat daha onurludur.

Mesele, sadece Lice domatesi değil, Hazro'nun da, Hani'nin de, Kulp'un da kendine özgü endemik türleri var. Ceviz, badem, dut, şire üzümü gibi bitkilerin her biri, elinden tutulduğunda, yalan dolan işlerden çok daha fazla değer yaratırlar. Kazanılan şeyleri sadece paraya indirgemek doğru değil. Namusuyla domates yetiştirmek her şeyden önce insan yaratır. Çalışan, didinen, emek veren, terleyen ve başı dimdik yukarda pırıl pırıl insanlar yaratır.

Sözün özü, uyuşturucu bir yanlıştır ve bu yanlıştan doğru bir hayat çıkmaz. Onun için:

Haydi helalinden domates yetiştirmeye…

Bu yazı toplam 12918 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT