1. YAZARLAR

  2. Adnan ŞİMŞEK

  3. Diyarbakır Havaalanı...
Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

Diyarbakır Havaalanı...

A+A-

Diyarbakır'da çok uzun yıllardır ciddi bir havaalanı problemi var. Ne hikmetse, hep beraber böyle bir sorunumuz yokmuş gibi davranıyoruz.

Önce, Diyarbakır'ın havaalanı sorununun, bir sorun olmaktan çıkıp kronik bir hastalığa dönüştüğünü devletin rakamlarıyla göstermek istiyorum.

Sizinle paylaşmak istediğim rakamlar Devlet Hava Meydanları İşletmesinin web sayfası “istatistik” bölümünden alındı. Bu rakamlardan elde edilen sonuçlar çok ilginç. Merak edenler http://www.dhmi.gov.tr/istatistik sayfasından bu verileri teyit edebilirler.

Havaalanlarındaki uçak ve yolcu yoğunluğunu ölçmenin en pratik yolu apron sayısı üzerinden hesap yapmaktır. Yani apron başına düşen yolcu ve uçak sayısına göre havaalanları arasında bir kıyaslama yapılabilir.

2011 yılı içerisinde havaalanlarını yoğunluklarına göre kıyasladığımızda Diyarbakır Havaalanının en yoğun havaalanı olduğunu gördük.

Mesela İstanbul Atatürk Havaalanının 90 apronu var. Yıl içinde inen yolcu sayısı ise 37 milyonun üstünde. İstanbul Atatürk Havaalanında apron başına yaklaşık 415 bin yolcu düşüyor.

3 apronu ve yıllık 1 milyon 730 bin yolcusu olan Diyarbakır Havaalanında apron başına düşen yolcu sayısı ise 577 bin civarında.

23 apronu 8 milyon 500 bin yolcusu olan Ankara Esenboğa havaalanında apron başına 369 bin yolcu düşüyor.

Başlamışken, Diyarbakır'ı, Türkiye'nin yolcu sayısı açısından en büyük üçüncü havaalanı olan Antalya Havaalanı ile de kıyaslayalım. Antalya'ya 2011 içerisindeki yolcu sayısı 25 milyon. 88 apronu olan havaalanında, apron başına 285 bin yolcu düşüyor. Yani yoğunluk açısından Diyarbakır'ın yarısı ediyor.

Devletin resmi rakamlarıyla anlatmak istediğim şudur: Mesela İstanbul Atatürk Havaalanına bakalım 2011 yılında 325 milyon yolcu taşımış. Bu az buz bir rakam değil, İstanbul Atatürk Havaalanı bir yılda Türkiye nüfusunun 4 katıdan da fazlasını taşıyor. Dünya ölçeğindeki bu havaalanı bile Diyarbakır'daki gecekondu gibi havaalanından yoğun değil.

Buraya kadar yazdıklarım Diyarbakır'ın havaalanı konusunda nasıl bir aciliyet içerisinde olduğunu göstermeye yeter. “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az” denir. Bu rakamlara, fiili duruma, perişan haldeki havaalanına rağmen bu durumu yeterince anlamıyoruz. Nedir bizim derdimiz? Kendimiz için, bu kadar hayati öneme sahip şeyleri niye istemiyoruz?

Diyarbakır kör bir siyaset kuyusuna düşmüş, orada debelenip duruyor.

Havaalanı gibi çok acil hale gelmiş bir konuda bile sesimiz çıkmıyor.

Diyarbakır milletvekilleri (bir de bakanımız var) sanki Diyarbakır'ın değil, Londra, Newyork veya Paris milletvekilleri zannediyorlar kendilerini.
 
Bir şehre en fazla bu kadar yabancılaşmak mümkündür, bunun ötesi olmaz.

Büyük bir gecekonduya benzeyen Diyarbakır Havaalanının yakınında yeni bir terminal binası için çalışma başlatıldı. Şimdiden söyleyeyim, bu yeni terminal makyajdan başka bir şey değil. Hiçbir sorunumuzu çözemez.

Hava alanının en büyük sorunu hem askeri, hem sivil alan olmasıdır. Pist, askeri ve sivil uçaklar tarafından ortak kullanılıyor. Yeni bir terminal binası bu sorunu çözemez.

Diyarbakır'ın, uluslar arası uçuşlara açık sivil bir havaalanına ihtiyacı var. Bunu hep birlikte istememiz gerekiyor. Biz istemezsek kimse bizim adımıza bu girişimde bulunmayacak.

Yaklaşık 15 yıl önce Diyarbakır'a uluslar arası bir havaalanı yapılması girişimi vardı, ancak yine yeterli bir sahiplenme olmayınca dönemin Şanlıurfa milletvekili Necmettin Cevheri'nin girişimleriyle proje Şanlıurfa'ya kaydırılmıştı.

Uluslar arası Şanlıurfa GAP havaalanı 2007 yılında tamamlandı. 8 apronu olan havaalanındaki yıllık (2011) yolcu sayısı 224 bindir. Yıllık yolcu sayısı açısından Diyarbakır'ın 8'de 1'i kadardır. Apron başına düşen yolcu açısından da Diyarbakır'ın 20'de 1'i kadardır.

Diyarbakır havaalanı yıllık yolcu açısından GAP uluslar arası hava alanının 8 katına eşit, apron başına yolcu hesabında ise 20 katına eşittir. Bütün bu göstergelere rağmen uluslar arası havaalanı Diyarbakır'a değil, Şanlıurfa'ya yapıldı.

Havaalanı Diyarbakır'ın uğradığı onlarca haksızlıktan sadece bir tanesi. Bu haksızlıkların en önemli nedeni ise hemşerilerimizin bu konulara yeterince ilgi göstermemesidir. Biz ilgisiz kalınca, vekillerimiz de bakanımız da ilgisiz kalıyor.

Biz ilgisiz kaldığımız için yüzlerce dönümlük tekel arazisi açık ceza evi yapılmak için elimizden alındı.

Biz ilgisiz kaldığımız için yarım asırdan fazla geçmişi olan Diyarbakırspor amatör kümeye düşmemek için çırpınıyor. Ne elini uzatan var, ne bir destek, ne de bir ses var. Diyarbakırspor'u hep birlikte gömüyoruz.

Biz ne zaman böyle duyarsız, ilgisiz olduk bilmiyorum. Ama bu gidişimiz doğru bir gidiş değil. Cem Karaca'nın dediği gibi “bindik bir alamete gidiyoz kıyamete”. Hem de öyle bir gidiyoruz ki baş aşağı, tepe taklak. Şikayetçi de değiliz bir durumdan. Bir yandan düşüyoruz, bir yandan kulağımıza bir masal güzel sözler, siyasi söylevler fısıldıyorlar. Bu sözlerden öyle uyuşmuşuz ki baş aşağı düştüğümüzün farkında bile değiliz.

Son olarak bu şehrin milletvekillerine şunu söylemek istiyorum. Siz kendinizi Paris'in, Londra'nın, Newyork'un vekilleri zanneden sevgili temsilcilerimiz, yüzünüzü unuttuğunuz Diyarbakır'a dönün ve bu kentin ortak çıkarlarında bir araya gelin. Sayın Cevheri'nin girişimleriyle, yolcu yoğunluğu açısından hiç de hak etmediği halde Şanlıurfa'ya uluslar arası bir havaalanı yapılabiliyorsa, elbette ki Diyarbakır'a da yapılabilir.

Milletvekillerimiz, siyaset üretmenin yanında iş üretmeye de başladıklarında bu işler olur. Havaalanı da olur, otoban da olur, Dicle vadisi de olur. Yeter ki Diyarbakırlı bu taleplere sahip çıksın. Yeter ki 11 milletvekili, Diyarbakır milletvekili olduğunu hatırlasın. Yeter ki Sayın Bakanımız Diyarbakır'daki toplantılara insanımıza kızmak için değil, cebindeki projeleri tartışmak için gelsin. O zaman biz de diğer şehirler yaptığı gibi, büyük projelerin üstesinden geliriz.

Eğer bir yerden başlamak gerekiyorsa, çok değerli Diyarbakırlılar, Sayın Bakan, sayın milletvekilleri, Diyarbakır havaalanını uluslar arası uçuşlara açın. Bugün Elazığ'dan, Malatya'dan, Erzurum'dan uluslar arası uçuşlar yapılabiliyorsa Diyarbakır'dan da yapılabilir. Diyarbakır'ı dünyaya kapatmanın kimseye yararı olmaz. Bırakın Diyarbakır'dan Almanya'ya, İngiltere'ye, Fransa'ya, Erbil'e, Süleymaniye'ye doğrudan uçuşlar yapılsın.

Diyarbakır'ın ihracatının yarısına yakını Irak'ın kuzeyine yapılıyor. Bırakın insanlar ticaretini geliştirmek için rahatlıkla Erbil'e ve Süleymaniye'ye gitsinler. İnsanlara Habur sınırında çile çektirmeye kimsenin hakkı yok. İnsanları Habur'da saatlerce, bazen de günlerce bekletip bıktırmanın kimseye yararı yok.   

Düne kadar askeri gerekçelerle uluslar arası uçuşlara izin verilmediği söyleniyordu. Bugün “askeri gerekçelerin” çok hüküm ifade etmediği malum. Eskiden olduğu gibi emir çeliği kesemiyor, ancak anlaşılan o ki Diyarbakır söz konusu olduğunda güvenlik gerekçeleri geçerli olmaya devam ediyor, emir çeliği kesmeye devam ediyor.

Taleplerimize sahip çıkmadığımız müddetçe bizi güvenlik vs. gibi gerekçelerle dünyadan soyutlayıp karanlığa gömmek isteyenler, hep olacaktır. Benim merak ettiğim kadim kent, büyük kent… diye başlayan ve kulağımıza fısıldanan masallarla daha ne kadar uyumaya devam edeceğiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT