1. YAZARLAR

  2. Adnan ŞİMŞEK

  3. DİNLE-Nİ-YOR-UZ, DİLLEN-DİRİLİ-YOR-UZ...
Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

DİNLE-Nİ-YOR-UZ, DİLLEN-DİRİLİ-YOR-UZ...

A+A-

DİNLE-Nİ-YOR-UZ, DİLLEN-DİRİLİ-YOR-UZ...

Telefon dinlemeleri, yıllardır Türkiye gündemindeki yerini koruyan bir konu.Son zamanlarda biraz daha ayyuka çıktı.Her ne kadar Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı yasadışı telefon dinlemeleri konusunda yok desede, adeta insanlar birbirine telefon açmaktan korkar hale geldi.Başbakan, Komutanlar, Başsavcılar, Hakimler, Savcılar bu ülkede legal veya illegal dinleniyorsa, birde bunlar dillendiriliyorsa o zaman çok ciddi bir sorun var demektir.

Bu konu ile ilgili 1990'lı yıllarda Diyarbakır'da sabit telefonların dinlendiği kaygıları vardı.İnsanlar o dönemler araç telefonları dinlenemiyor diye bu telefonları tercih ediyordu.Oysaki araç telefonlarını dinlemenin formülü bile bulunmuştu.Basın bürolarında bulundurulan scanner el telsizlerinin basit bir frekans ayarı yapılarak araç telefonlarını rahat rahat dinleyebiliyorlardı.Hatta boş vakti olan gazeteciler, bu yolla şehirlerarası otobüs şoförlerinin, kaçamak aşk muhabbetlerine şahitlik ediyorlardı.Bazı meslekdaşlarım ise gazetecilik refleksiyle haber çıkarabilirmiyim diye düşünerek, suç işlediklerini bilmeden özel hayatın gizliliklerini hiçe sayarak bol bol dinlediler.Daha sonra araç telefonlarının dinlendiği dalga dalga yayılınca ve teknoloji ilerleyince piyasaya yeni giren cep telefonu operatörlerine yoğun rağbet oluştu.Çünkü o dönemlerde cep telefonlarını dinleyemiyorlardı.Ve günümüze gelince telefonum dinleniyor mu? paranoyası başladı...

Önceki gün bir arkadaşımın evini taşıtmak için hamal arıyorduk. Bağlar İlçesi'nde bir kıraathanede toplanmış 40-50 hamal iş bekliyordu.Sorduk soruşturduk. Sonra ismini vermek istemediğim bir kişi ile 300 TL'ye anlaştık.Telefon numarasını isteyip sizi arayacağız dedik.Bir gün sonra arkadaşım o kişiyi aradı.Abi bizim evi bugün saat 10.00 gibi taşıyabilirmiyiz diye sordu...Karşıdan aldığı cevap bu "Abi yüz yüze görüşelim" oldu.Ben tabi hayırdır diye sordum.Gittik aynı kıraathaneye adam hemen yanımıza geldi."Abi kurban olayım telefonla öyle konuşma. Biliyorsun dinleniyoruz""Nerden biliyorsun, sizi niye dinlesinler ki" diyorum.Hamalın cevabı aynen şöyle; "Abi öyle deme vallahi bu devlet bizi dinliyor"Yahu tamam kardeşim farzedelim devlet bazı telefonları dinliyor senin ne korkun var."Abi öyle deme çoluk çocuğumuz var. Hani nolur nolmaz"...

Yani düşünebiliyormusunuz bir hamal bile dinlenildiği şüphesi taşır duruma gelmiş.Bunlar psikolojik çalkantıların sinyalleri olsa gerek...50 yıl hatta 100 yıl öncesine dönmek gerekirse, insanlar ne kadar mutlu yaşıyormuş değil mi?Telefon sorunları yokmuş, dinlenme kaygıları hiç yokmuş.Telefonlar ne radyasyon yayarmış, ne psikoloji bozarmış...Tabiki bu haliyle sağlık problemleri de azmış.Şimdiye bakarmısınız telefonlardan vazgeçemediğimiz gibi, yaşattığı travmalar yüzünden de öfkeliyiz.Düşünsenize eşinizle veya kız arkadaşınızla konuşuyorsunuz, birde bakıyorsunuz internette yayınlanmışsınız veya erkek arkadaşınla belden aşağı muhabbet yaparken ekranlardasınız. Olacak iş mi?Nerde kaldı özgürlüğümüz...Böyle giderse Türkiye'deki dinlenme paranoyası bitecek gibi değil...Yani anlayacağınız pek çok insan, telefonlarının dinlendiğinden kuşkulanıyor.Merak ediyor insanlar...Özel hayat cazip geliyor insanlara, yada herkes önemsenmek istiyor ve nedense dinleniyorum paranoyasına kapılıyor.

Türkiye'de telefonlar nasıl dinleniyor?Kimlerin telefonu dinleniyor?Bu telefon dinlemelerini, kimler nasıl yapıyor?Sizler için küçük bir araştırma yaptım.Türkiye'de kanunla kurulmuş üç resmi birim var.Emniyet İstihbarat, MİT ve Jandarma İstihbarat.Dinlemeyi yapan yerler bunlar.Tabi bunu da "İstediğin şekilde, istediğini ve canın nasıl istiyorsa öyle dinle" şeklinde bir lüksleri yoktur heralde, sanırım ve umuyorum ki!

Neyse dinleme işlemlerinin nasıl yürütüldüğüne gelince...Önce ilgili savcılık tarafından mahkemeye başvurulup, karar alınıyor.Bu karar, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'na gönderiliyor.Orada son kontroller yapılıyor.Kararların usulüne uygun olarak alınıp alınmadığına bakılıyor.Ardından da Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından gerekli bağlantılar yapılıyor.Tabi, dinlemeler telefonun başına bir adam oturtulması şeklinde yapılmıyor.Telefon görüşmeleri, tapeler şeklinde kayıt altına alınıp, ilgili birimlere gönderiliyor.

İstisnai durumlar hariç.Çok acil durumlarda mahkeme kararı olmadan da görüşmeler kayıt altına alınabiliyor.Ancak, bu kayıtların ilgililere verilmesi için 24 saat içinde mahkeme kararının gelmesi gerekiyor.Aksi halde kayıtlar imha ediliyor.Peki, kanunla görevlendirilen kuruluşların dışında da Türkiye'de telefon dinlemesi yapılabilir mi?O mahkeme kararı olmadan Türkiye'de dinlenme yapılamaz dense de son dönemlerde durumun böyle olmadığı şüphesi hakim...

Çözüm CMK'da var ama kağıt üstünde kalıyor nedense.CMK Madde 137'ye göre, bir kişi hakkında telefon veya ortam dinlemesi yapılmış ama suç görülmemişse, derhal dinleme kesilir, kayıtlar imha edilir.Ve Savcı "en geç on beş gün içinde" ilgili kişiye yazılı olarak bildirimde bulunur:"Falanca suç şüphesiyle, şu tarihler arasında seni dinledik, bir suç görmedik, dinleme kayıtlarını imha ediyoruz, haberin olsun!"Bu kanun emridir, ama uygulanmaktamıdır bilemiyoruz!Yazılı bildirimde sıkıntılar var hangi birine gönderilsin öyle değil mi?

Şimdi de hayatımıza dinlenmeyen yeni uydu telefonlar girdi.Revaçtaki uydu telefonlarının konuşma ücreti biraz pahalı.Dinleme olayının yoğunlaşması sonrası bir çok kişinin 2 bin dolar vererek satın aldıkları uydu telefonlarını tercih etmekteler.

Birde ortam dinlemeleri var tabiki.Bulunduğunuz ortam dinlenebiliyor.Yani elektriğin olduğu her ortamda dinlenebiliyorsunuz!Bu arada kendimin bile dinlenip dinlenilmediğimi bilmiyorum.Hodri meydan ihtiyaç duyarlarsa beni de dinlesinler...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT