1. YAZARLAR

  2. Ramazan TOPRAK

  3. Dicle kararı ve hukuk analizi
Ramazan TOPRAK

Ramazan TOPRAK

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Dicle kararı ve hukuk analizi

A+A-

BDP Diyarbakır Milletvekili Hatip Dicle hakkında
YSK tarafından verilen kararın hukukî analizini, bu kez,
Uzun yıllar yaptığımız ceza hâkimliği ve savcılığı gözüyle yapalım..

Hatip Dicle'nin 1 yıl 8 aylık kesinleşmiş hapis cezası nedeniyle,
YSK tarafından 21.06.2011 tarih ve 1022 sayılı kararı ile
Milletvekilliği düşürüldü..
TC.Anayasası 76/1. madde ve fıkrası ile
2839 Sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu 11. maddesi uyarınca
1 yıl üzerinde hapis cezası alanlar milletvekili olamazlar..
Buraya kadar milletvekilliğin düşürülmesi normal gibi gözüküyor..
Peki öyle mi? İrdeleyelim..

Verilen ceza 22 Mart 2011'de kesinleşti..
YSK'ya aday müracatı 11 Nisan'da yapıldı..
Aday listeleri 29 Nisan'da kesinleşti..
Müracat ile adaylığın kesinleşmesi arasında 18 gün var..
Adaylık müracatı ile YSK'nın kararı işleme aldığı 9 Haziran arasında
Tamı tamına 59 gün var..
Peki YSK seçimden 3 gün önce..
Aynı gün karar verebilecek durumda olduğu halde,
Neden karar vermeyip seçimler yapıldıktan sonra, yani
İş işten geçtikten sonra 21 Haziran'da karar verdi?
Nedeni çok basit.. lafı eğip bükmeden mertçe söyleyelim..
Kamuyunda hakim olan algı şudur:
Seçim arefesinde yaşatacağı mağduriyet nedeniyle
BDP'nin daha fazla ilgi uyandıracağı endişesiyle hareket edildiği..

Haa.. bu arada UYAP(Ulusal Yargı Ağı Projesi) adı verilen sistemle,
Yargı organlarının işlemleri kamu kurumlarıyla paylaşılmakta,
Sözümona anında iletişim sağlanmakta.. ama,
Her nedense YSK bu kararı anında değil,
Cezayı infaz için yazılan yazı üzerine,
Tam 80 gün sonra haberdar(!) oluyor..

Burada bir parantez açalım..
Dicle'nin kararını onayan Yargıtay 9.Ceza Dairesi üyesi
Halim Aşaner, aynı zamanda YSK üyesi.. 18 Nisan'da H.Dicle dahil
12 adayın adaylığı eksik evrak nedeniyle veto edilirken,
Kısmen re'sen inceleme yapıldığı da anlaşılıyor.. Peki,
Bu kararı onadıktan 3 hafta sonra, aynı üyenin
Yargıtay'da verdiği kararı YSK'da unutması(..!?), en azından bu üye için,
Sürecin bilinçli olarak işletildiğini düşündürmez mi?

Temel sorun şu:
YSK, tüm adayların evrakını,
Adayların ibraz ettikleriyle mi yetinerek kesinleştiriyor?
Veya itiraz olmazsa hiçbir sorun yokmuş diye mi kabul ediyor?
Her iki halde de mazur görülemeyecek bir görevi ihmal suçu mevcut..
YSK Seçim işlemlerinde,
Son ve kesin kararı veren yargı organı olması nedeniyle,
Kesinleştirme işlemini yasal yetkisine dayanarak,
Re'sen araştırma yapmak, ilgili belgeleri re'sen temin,
Sunulan belgeleri teyid ve inceleme işlemleri yapmadan karar veremez..
Verirse, en hafif şekliyle görevi ihmal suçu oluşur..
Bu olayda aynen böyle olmuştur..
Hem kararı onayan hem de YSK'da verdiği kararı unutan(!?) üye hariç
YSK tarafından re'sen araştırma ve inceleme yapılmış olsaydı
Adaylığı önce iptal edilip sonra kabul edilen 12 aday karmaşası dahil,
Bu sorun ve tartışmaların hiçbiri yaşanmayacaktı..

YSK mezkur kararında, re'sen inceleme yetkisi olduğundan bahsetmektedir..
Ancak, bu yetkisine dayanarak re'sen ne gibi işlemler yaptığı meçhuldür..
Aslında meçhul değil, malumdur..
Çünkü re'sen inceleme yapmış olsaydı,
Adaylık müracatının yapıldığı 11 Nisan'dan
Adaylığın kesinleştiği 29 Nisan tarihine kadar
Sorunu tesbit eder ve nihai kararını verir..
Ne Dicle, ne seçmenleri ve ne de tüm kamuoyu bu denli meşgul edilmez..
Seçim sonuçları da böylesine tartışmalı hale gelmezdi..

Dikkat çekmeye bile gerek yok..
İşlemleri(?) yan yana koyduğunuz zaman hukuki süreçlerden ziyade,
İdari aksaklıkları, zaafları görüyoruz.. ancak,
Aksaklıklar ve zaaflar zincirleme olunca,
Hukuki sürecin değil başka bir sürecin(...) işletildiği izlenimi uyandırıyor..
Dünlerde kaldığını zannettiğimiz örneklerde yaşandığı üzere,
Gerek bu konuda, gerekse tutukluluğu devam eden milletvekilleri konusunda,
Halk iradesini aşmanın yolu olarak.. hukuki süreçler mi kullanılıyor diye
Düşünmekten kendimi alamıyorum..

En iyimser ifadeyle,
Kurumlar,
Kendi ağır kusurlarından kaynaklı sonuçlar için,
Suçu hukuka atmasınlar.. birbirlerine atmasınlar..
İlgili şahıs veya savunma avukatlarına atmasınlar..
Olan, seçmen iradesine oluyor, halk iradesine oluyor..

Hukuk kuralı,
Kamuoyunu rahatsız ediyorsa, vicdanları rahatsız ediyorsa,
Kısaca herkesi rahatsız ediyorsa, yapılması gereken basittir..
Hukuku, özellikle de "hukukun üstünlüğünü" tehdit eden
Kuralı değiştirir, sakatlığı giderir, hakkı sahibine teslim edersiniz..
"Kural, kural için" mi yoksa "kural, insan için" mi tartışmasında,
Hemen herkes "elbette kural insan içindir" diyorsa,
O halde "kuralı insan için'e" dönüştürür, haksızlığı giderirsiniz..
Bu kadar basit...

Hukuk, bazen bazılarına değil.. her zaman, herkese lazımdır...

Av.Ramazan Toprak

E-Posta: ramazantoprak19@gmail.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT