1. YAZARLAR

  2. Mücahit CAN

  3. Devlet ile Sohbet - 2
Mücahit CAN

Mücahit CAN

Diyarinsesi.Org yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Devlet ile Sohbet - 2

A+A-

—Vatandaş, senin amacın nedir?

— Amacım çözüm adına, hakkaniyet ölçüleri içerisinde şimdiye kadar yapmamış olduklarını yapmandır. Sen, yapılması gerekenleri yapmadıkça, ülkeye huzur gelmeyecektir. Emin ol ki ben, ülkede tüm asli unsurların temel hak ve özgürlüklerinin anayasal düzeyde teminat altına alındığı huzurlu ve güçlü bir devlet olarak ilelebet yaşamanı istiyorum.

— Peki, sen PKK'ya ne diyorsun? Yıllardır bana karşı silahlı mücadele veriyor...

— Devletim, benim sessiz çoğunluğum, nereden gelirse gelsin, her türlü şiddete karşıdır; mücadelelerin tamamını demokratik yollardan verme taraftarıdır. Ne senin asimilasyon politikana ne de PKK'nın yaptıklarına razıdır.

Şimdi sana soruyorum: Eğer kardeşlik hukukunu yerine getirseydin, temel hak ve özgürlükleri yasalarla teminat altına alsaydın, demokratik kanalları açık tutsaydın ve bir halkı tüm değerleriyle birlikte yok saymasaydın, sence bu sonuç ortaya çıkar mıydı? Kesinlikle çıkmazdı. O hâlde bu sorunun muhatabı ben değilim, sensin ve çözüm yine sendedir!

Çare, Kürt sorununu temelden çözecek adımları behemehâl atmandır. Siyasi suçlular için genel af çıkartarak, dağa çıkmış olanları aşağı indirmendir. Abdullah Öcalan'ı serbest bırakarak, kendisine siyaset yolunu açmandır. İlerisi için nükleer santral kadar tehlike arz eden İmralı Adası'ndaki hapishaneyi kapatmandır. Eğer Öcalan orada ölürse, bu santral patlar ve radyasyon etkisi on yıllarca devam eder; insanlarımız zarar, ülkemiz de hasar görür.

— Kamuoyunun büyük çoğunluğu söylediklerine hazır değil!

— Biliyorum ama bir süreç başlatmalı ve bunu herkese anlatmalısın. Tabi önce şehit ve gazi ailelerinin gönlünü almış ve tümüne her türlü imkânı sağlamış olarak ilk adımı atmalısın. Eminim ki, bu acılı aileler, başka aileler acı çekmesin diye topluma 'huzur' getirecek her türlü çareye katkı sunacaklardır.

Devletim; çok haksızlık görmüş ve sana kırılmış olsam da, eğer geçmişten gelen yanlışlarını düzeltir, dere-tepe, dağ-bayır, köy-kasaba vs. değiştirdiğin isimlerimi aslına döndürür, temel hak ve özgürlüklerimi teminat altına alırsan, ben de 'Kürt vatandaşın olarak' seni sevecek ve daima yanında olacağım.

Duam; Türk'ün Kürt'e, Kürt'ün Türk'e kardeşçe sarıldığı, her konuda birbirinin yaralarını sardığı, gözyaşlarının sevinçten aktığı, hoşgörü ortamının hâkim olduğu, demokratik kültürün geliştiği, kalkınmış ve gelişmiş müreffeh bir Türkiye içindir. Siz de 'âmin' deyin lütfen! Şimdilik bitti.

Sevgili Okurlar, İslam anlayışından bir hisseyi düşünce dünyanıza sunmak istiyorum: Ebu Zer el-Gaffarî bir tartışma esnasında Bilal-i Habeş'e, 'Ey siyahın oğlu' diye hitap eder. Bilal-i Habeş, Hazreti Muhammed'e (sav) giderek, ''Ya Allah'ın Resulü, benim 'derim siyah' olduğu için ben cennete giremeyecek miyim?'' diye sorar. Hazreti Peygamber,''Öyle şey olur mu?' deyince, o da bu olayı anlatır.

Hazreti Peygamber çok üzülür ve Ebu Zer'i huzuruna çağırır: ''Ya Ebu Zer, sende cahiliye devrinin izleri var,'' der. Ebu Zer, ''Affımı istiyorum Ya Resulullah, hata ettim,'' diyerek pişmanlığını beyan eder. Resulullah, ''Af makamı ben değilim, Bilal'dir'' diye cevap verir.

Bunun üzerine Ebu Zer el-Gaffarî Hazretleri, Hazreti Bilal'in kapısına varır ve suratını kapısının eşiğine koyarak uzanır. Hazreti Bilal dışarı çıktığında onu bu hâlde görünce; ''Ya Ebu Zer, bu ne hâl?'' diye sorar. Ebu Zer Hazretleri, ''Ya Bilal, vallahi sen 'o siyah derili ayağınla' benim 'beyaz derili yüzüme' basıp geçmedikçe ve beni affetmedikçe ben buradan kafamı kaldırmayacağım'' diyerek, helallik ister. 09.05.2011 

Saygılarımla
Mücahit Can

Yazı ile ilgili yorumlarınızı mucahitcan@superonline.com adresine mail gönderebilirsiniz.

Bu yazı toplam 7618 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar