1. YAZARLAR

  2. Adnan ŞİMŞEK

  3. Dert+Dert+Dert
Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

Dert+Dert+Dert

A+A-

Kamuoyunda 4+4+4 olarak bilinen 6287 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu Anayasa Mahkemesinden vize aldı.

Vize alındı, alınmasına ancak tartışmalar son sürat devam ediyor. Okullardaki, lavabo yüksekliğine kadar fiziki koşullarının yeterliliği, sınıf mevcutlarının kaç kişi olacağı ve 66 aylıkların 1. sınıfa kayıtlarıyla ilgili doktor raporu tartışmaları son hızla sürüyor...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, rapor meselesine, çocuk, falan dinlemeden, diğer meselelere daldığı gibi bodoslama daldı. Şöyle diyor kendileri, "Bu 66 ay meselesinde gidip rapor alanları ben evlatlarına ihanetle vasıflandırıyorum. Niye? 'Benim evladım geri zekalıdır diyor'

4+4+4 eğitim modeli diye yutturmaya çalıştıkları ucubenin, uygulamaya geçer geçmez her tarafı dökülmeye başladı. Sınıflar kümes gibi kalabalık. ilköğretime hazırlanmamış çocukların bu sınıflara doldurulacağı, okulların bu çocuklara göre inşa edilmediği, aynı sınıfta aralarında 2 yaş fark olan öğrencilerin öğrenim görmek zorunda bırakılacağı, müfredatın bile henüz hazır olmadığı, öğretmenlerin böylesi bir eğitim modeline uygun bir formasyona sahip olmamaları ise ayrı dert…

Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürlüğünden aldığım veriler dehşet verici:

Sadece Diyarbakır merkezde 260 bine yakın öğrenci var. Hocalar ve yöneticiler ne yapacağını şaşırmış. Her okul idaresi birbirine soruyor ne yapabiliriz diye. Merkezde sınıflardaki öğrenci ortalaması 48, 50 civarında. İlçeler dahil Diyarbakır genelinde sınıf ortalaması ise, 74 öğrenci. İlçeler dahil toplam nüfusu 1 milyon 600 bin civarında olan Diyarbakır'daki ilköğretim öğrencisi sayısı 510 bin.

Tam anlamıyla çocuklar, balık gibi istif edilmiş. Hergün konserve misali sınıfları doldurup boşaltıyorlar.

Diyarbakır'daki eğitim keşmekeşliği varken, Milli Eğitim Müdürünün bürokratların çocuklarının nakilleriyle özel ilgilenmesi çok önemli olsa gerek. Hal böyle iken çok fazla bişey söylemeye gerek yok.

Eğitim alanında, 4+4+4 yasa değişikliğinin sosyal-politik sonuçlarına ilişkin yoğunluklu olarak eleştiriler, farklı kesimlerde dile getirildi. Ancak, yasa değişikliği ile çocukları gelecekte bekleyen olumsuz psikolojik durumlara ilişkin yeterince eleştirilerin gündeme getirilmediği görülmektedir.

 


Sağlıklı toplumun yolu psikolojik olgunluğa sahip bireylerden geçtiği göz önünde bulundurulduğunda, konunun önemi daha iyi anlaşılacaktır.

Kuşkusuz, mesleki yönlendirme, psikolojik danışma ve rehberliğin alanı içerisinde değerlendirilmektedir. Mesleki yönlendirme sağlıklı bir biçimde gerçekleşmediğinde, gelecekte mutsuz bireyler ve dolayısıyla toplumun doğması kaçınılmaz görünmektedir..

Birçok birey için meslek, yaşamın ekonomik güvencesi olduğu kadar ilgi ve yeteneklerini ortaya koyarak kendini geliştirebileceği bir alanı ifade etmektedir.

Toplumda çeşitli yetenek ve ilgileri farklı düzeylerde gerekli birçok meslek vardır. Bununla birlikte, gençlerin çeşitli seçenekleri görebilmeleri, onların kendilerini daha iyi tanıyıp kabul edebilmeleri ve çevreleri hakkında daha ayrıntılı ve gerçeklere uygun bilgilere sahip olmaları ile olanaklıdır.

Meslek seçimi, insanın yaşamı boyunca yapacağı seçimler arasında en önemlisidir. Meslek seçimi kararı, kişinin, işinden hoşlanıp hoşlanmayacağını ve dolayısıyla mutlu olup olmayacağını belirler. İnsan yaşamında böylesine çok yönlü etkileri olan bir uğraş alanının seçimi konusunda, hükümetin düşündüğü 4+4+4 eğitim yasa değişikliğinde, bilimsel gerçekler göz önünde bulundurulmadığı görülmektedir.

Bir meslek ya da o mesleğe hazırlayıcı bir eğitim programını seçme durumundaki birey öncelikle kendi kişisel (yetenek, ilgi, değer yargıları vs.) özellikleri hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olması gerekmektedir. Sonra sıra, gencin karar verme sürecine gelmektedir. Özellikle, gencin lise yıllarını, 15-18 yaşlarını kapsayan bu dönemde, birey artık kendisi ve meslekler hakkında oluşturduğu algılara dayanarak, bilgileri değerlendirir, eşleştirmeye, birbirine uydurmaya ve geleceğine ilişkin; idealler oluşturmaya başlar. Bu ideal ve düşünceler başlangıçta geçici olabilir, ancak giderek daha açık ve temel bir plan yapmaya başlar ve genç mesleki kararını oluşturur.


Yeni yasa ile mesleki yönlendirme yaklaşık olarak 11(on bir) yaşında başlaması öngörülmektedir. Böyle bir süreç, gencin ileride mesleğine bağlanmasını güçleştireceğinden mutsuz olma olasılığı artacaktır. Çünkü meslek seçimi konusunda, çocuğun iradesi ve yasayla öngörülen 11(on bir yaş) ortalaması pedagojik olarak yeterli değildir. En uygun yaş yukarıda ifade edildiği gibi 15-18 yaşları dönemine denk gelen ergenlik dönemidir. Çünkü ergenlik döneminde verilen kararlar, bireyin sağlığı, mesleği, psikolojik uyumu ve sosyal kabulü üzerinde yaşamı boyunca etkili olabilecek doğurgulara sahiptir.

Tekrar tekrar vurgulanacak gerekirse, imam hatip okullarının ortaokul kısmı da dâhil olmak üzere, diğer meslek alanlarına yönelme, bu yasa ile ortalama 11(on bir) yaşa inmiştir.

Mesleğe yönelme, pedagojik ve bilimsel olarak 15-18 yaşlarına (Ergenlik Dönemi) uygun; ancak 4+4+4 kesintisiz adlı yasada öngörülen yaklaşık 11(on bir) yaşa uygun değildir.

Bu yasayla çocuklarımızı gelecekte çaresizlik ve kafa karışıklığı bekliyor. Başka bir ifadeyle, gelecekte çocuğun mesleğini sevmeme, mesleğine adanmama, mesleğini değiştirme girişimleri, mesleğinde doyum sağlamama ve seçtiği mesleğin olumsuz sonuçlarından ailesini, yakınlarını sorumlu tutabilir. Bu duygular, çocuk için istenmeyen olumsuz psikolojik etkenlerdir.

Hükümetin mantığı, kendi ideolojisine göre kolayca biçimlendireceği çocukları yetiştirmek. Olayın insanı boyutuyla, ne bürokratlar ne de hükümet ilgileniyor.

Dervişin fikri ne ise zikri odur misali, Muğla AK Parti Milletvekili Ali Boğa “Tüm okulları imam hatip yapma şansı yakalıdık” demişti.İşte bütün mesele bu

Yeterki fabrikasyon çocuklar yetişsin, gerisi teferruat …

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT