1. YAZARLAR

  2. Ramazan TOPRAK

  3. Dersim Ders mi?
Ramazan TOPRAK

Ramazan TOPRAK

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Dersim Ders mi?

A+A-

Başbakan Erdoğan 22.11.2011 tarihli Grup konuşmasında,
Dersim olaylarının perde arkasına ışık tutan açıklamalar yaptı..
"Eğer devlet adına özür dilenecekse, ben özür dilerim, diliyorum"
Demesi, benzeri pek çok sorun için tam bir dönüm noktası oldu..
"Devlet adına özür"le bir çığır açılması ne denli sevindirici ise,
CHP Diyarbakır il başkanı Muzaffer Değer'in bu açıklama üzerine,
"CHP Diyarbakır il başkanı olarak Dersimli yurttaşlarımızdan
Özür diliyorum" demesinin hemen ardından
CHP Genel Merkezi'nce görevinden alınması bir o kadar üzücü..
* * *
Dersim Vak'asına dair birkaç çarpıcı anekdot:
* * *
Mülkiye müfettişi Hamdi Bey'in Rapor'undan(1926):
"Dersim hükümet-i cumhuriye için bir çıbandır.
Bu çıban üzerinde kati bir ameliye yapmak ve
Memleketin selameti ihtimali namına farzı ayındır."
Raporda ayrıca yapılacak harekatın ayrıntıları ve
Göç ettirilecek aşiretlerin listesi veriliyor..
* * *
1935 yılında çıkarılan bir Kanun'la,
Tunceli vilayetine rütbeli bir Vali-Kumandan atanır.
Vali-Kumandan, gerek gördüğünde göçe karar vermektedir,
İdam hükümleri temyiz gerekmeden infaz edilebilmektedir..
* * *
"Seyit Rıza'ya son sözünü sordum. 40 liram var oğluma verirsiniz, dedi.
Bu sırada Fındık Hafız asılıyordu.. asarken iki kez ip koptu..
Fındık Hafız'ın idamı bitti.. Seyit Rıza'yı meydana çıkardık..
Soğuktu, etrafta kimseler yoktu.. ama
Seyit Rıza meydan insan doluymuş gibi sessizliğe hitab etti:
'Evlâdı Kerbelâyık.. bîhatâyık.. ayıptır, zulümdür, cinayettir'.."
(Malatya Emniyet Müdürü İ.S.Çaylayangil'den)
* * *
Seyit Rıza'nın 1915 olayları sırasında işgal ordularıyla savaştığından,
Din ve namus için hizmetlerinden dolayı
Vali tarafından taltifinden hiç bahsedilmemesi manidar..
* * *
J.Umum K.lığı'nın Başvekâlet'e yazdığı 8 Ağustos 1939 tarihli Belge:
"1936-37-38-39 yıllarında toplam 13 bin 806 kişinin öldürüldüğü.."
* * *
23 Aralık 1938 tarihli Belge:
"11 bin 683 kişinin öldürüldüğüne..
2.000 kişinin sürgüne gönderilmesine" dair Bakanlar Kurulu kararı..
Karar'da bir imza, Ali Çetinkaya.. nâm-ı diğer Kel Aliço,
İskilipli Atıf Hoca'yı düzmece bir mahkeme.. düzmece bir kararla,
İdama gönderirken "şahitlerin idamın infazından sonra dinlenilmesine"
Diyebilen bir hakim(daha doğrusu resmi sıfatlı eşkiya)..
* * *
Başbakan Sayın Erdoğan'ın
Tarihî konuşmasında açıkladığı bu çarpıcı bilgilere ilaveten,
Vali-Kumandan Muhsin Batur'un anılarında,
"Okuyucularımdan özür diliyorum ve
Yaşantımın bu bölümünü anlatmaktan kaçınıyorum" diyerek sakladığı
Olaylardan birkaçını.. 30 yıl önce birkaç kez okuyup hatmettiğim,
Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in kendi ifadesiyle,
"Zulüm kılıcıyla düşürülen mazlum başların hikayeleri" ve
"Din mazlumluğunun en çarpıcı levhaları" diye anlattığı
"Son Devrin Din Mazlumları" adlı eserinden sizlerle paylaşalım:
* * *
Elazığ Ortaokulu'nda okuyan iki çocuk..
Tatil için memleketleri Hozat'a gelirler..
Ve facianın tam üstüne düşerler.. köylerine geldiklerinde,
Babaları Yusuf Cemil'in öldürüldüğünü öğrenip ağlamaya başlarlar..
"Sizi de onun yanına götüreceğiz" denilerek
Çocuklar sürüklenerek odadan çıkarılır ve ..
Süngületilerek babalarını yanına(...) gönderilir..
Yusuf Cemil'in köyünde 200 kadın ve çocuk öldürülür
Ve cesetleri buğday sapları üzerinde yakılır..
Öldürülenler arasında Elazığ'da askerlik yaparken
İzinli olarak geldiğini anlatmaya çalışan Rüstem ile
80 yaşındaki annesi ve 4 çocuğu da vardır.. ..
Alev alev yakılan köyden deli gibi bir adam çıkıp manzarayı seyredenlere,
"Durun ben bu köy ahalisinden değilim.. muallimim..
Müsaade edin kendimi ispat edeyim" diye haykırışına karşılık
Bir kalasla vurularak alevlerin içine atılır.. adamın evvela
Göğsünün kılları tutuşarak alev alev yanarken
Çalı yığınları gerisindeki âmir, zevk ve istihza ile sigarasını içmektedir.."
* * *
Hozat-Karaca köyünden Cafer oğlu Kasım..
30 yıl önce Amerika'ya gitmiş.. para kazanıp 15 yıl önce
Hozat'a gelip mağaza açmış.. devlete iş yapıyor..
Devletten 6.000 lira alacağı var.. alacağını tahsil için
Ovacık Kaymakamlığı'na gider.. parasını alır almaz
"Seni Hozat'a çağırıyorlar" diyerek muhafızlar eşliğinde yola çıkarlar..
Kasabadan ayrıldıktan bir saat sonra öldürülür..
Koynundaki 6.000 lira ilgili iki âmir arasında taksim edilir..
Bu sırada eşi Şirin Hatun, 4 çocuğuyla oturmaya gittikleri
Komşudan döndüğünde evinin kapısı kırılmış,
Tüm eşyası etrafa dökülmüş halde görünce,
"Yetişin! evimize eşkiya girmiş" diye haykırır..
Ve kadın, 4 çocuğuyla beraber kapısının önünde öldürülür..
Dolgun miktarda altını, parası ve eşyası yağma edilir..
* * *
Mazgirt-Tersemek Nahiyesi halkı doğranmaktadır..
Merhametli biri, 1 ile 10 yaşları arasındaki
20 kadar çocuğu alıp bir derenin içine saklar..
Bunu haber alanlar çocukların öldürülmesi emrini verirler..
Fakat bu emri yerine getirecek hiç kimse çıkmaz..
Sonunda karanlık  suratlı biri bulunur ve
Dere içinde titreşe titreşe bekleyen 20 masumun işi bitirilir..
Murat ırmağı, kan kırmızısı akar bir süre..
* * *
Yaşatılanları, ne bir güvenlik mülahazası.. ne bir inanç sistemi..
Ne de başkaca bir neden, gerekçe asla ve kat'a mazur gösteremez..
Dersim ders mi oldu diye sorsak da,
Ders olmadığı.. vahşet olduğu ortaya çıkmıştır..
Böylesi önemli sorunların insanî, içtimaî, siyasi,
Ve harsî(kültürel) yönleri görmezden gelinerek,
Salt güvenlik hassasiyetiyle, perspektifiyle yaklaşmanın
Bedelleri hep böyle acı olmuştur, olmaktadır..
Sonuçların kavgası, hiç kimseye hiçbir şey kazandırmaz..
Herkese ama herkese, sadece kaybettirir..
Sorunun çözümü ise kabul ile başlar.. özür, kabulü taçlandırır..
Sonrası malum, gerekliliklerin ifası.. bu yapılırken,
Bütünü görmeli, kucaklamalı, tehdit etmemeli..
Yeni mağduriyetlere fırsat verilmemelidir..
Sorun önemli.. ama, ana sorun bakış açısında..
Sonucu değiştiremezsiniz.. ancak bakış açısını değiştirirseniz
Hem benzeri sonuçların tekrarını önlemiş olursunuz..
Hem mevcut acıları yok edemeseniz de hafifletirsiniz..
Hem de benzeri diğer sorunlarla yüzleşmede güven oluşur..

Üzüm yeme bahanesiyle,
Bağcıyı dövme amacı olanlara dikkat etmek gerek..
Bunlar, çözümden değil sorundan beslenirler..
Sorunu kaşıyarak derinleştirir, büyütür, çözümsüzlüğü için çalışırlar..
Ki, sorundan her daim beslenebilsinler, varolabilsinler.. örneğin:
Sayın Başbakan'ın Dersim özürünü yabancı ajanslar,
"Türk Başbakan Kürtlerin öldürülmesinden dolayı özür diledi"
Diye verdiler.. oysa Dersim olaylarında zulme maruz kalanların
Kürt, Türk, Zaza ve az da olsa Ermeni asıllı olmaları,
Ortak yönlerinin ise Alevi olmaları hususları dikkate alındığında,
Birilerinin hiçbir fırsatı kaçırmadıkları görülecektir..

İddiayla söylüyorum..
Dersim Mebusu Diyap Ağa'nın
3 Kasım 1922 tarihinde Meclis'te yaptığı konuşmadan,
Aşağıya aldığım sözlerinin o tarihlerde gereği yapılmış olsaydı,
Eminim, sonraki yıllarda Dersim vahşeti yaşanmazdı:
"Hepimiz biriz ve kardeşiz.. ama düşmanlar,
Bizi birbirimize saldırtmak için tuzaklar yapıyorlar..
Sen şöyle ben böyleyim diye.. ne yaparlarsa nafile..
Biz hep kardeşiz.. birisinin 5 diğerinin 10 oğlu olur..
Biri Hasan, biri Mehmet, biri Abdullah'tır.. fakat hepsi insandırlar..
Lâ İlâhe İllallah Muhammedün Resûlullah.. işte bu.. hepsi bu.."

E-Posta: ramazantoprak19@gmail.com

Bu yazı toplam 6857 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT