1. YAZARLAR

  2. Belgin Mete IŞIK

  3. Demokrasi Sadece Hukuk Değil; Bir Parça Sevgi, Bir Parça Merhamettir de
Belgin Mete IŞIK

Belgin Mete IŞIK

Gazeteci
Yazarın Tüm Yazıları >

Demokrasi Sadece Hukuk Değil; Bir Parça Sevgi, Bir Parça Merhamettir de

A+A-


Barış gibi, özgürlük gibi, demokrasi gibi, insan hakları gibi insanca yaşamanın vazgeçilmez değerlerini korumak için verilen toplumsal reaksiyonlar son derece anlamlı ve kutsaldır. Aynı şekilde bu değerleri içselleştirerek, bir kerelik tepkilerle korumanın ötesine geçip, sürdürelebilir kılmak da en az anti-demokratik darbe girişimlerini püskürtmek kadar değerli ve kutsaldır. Barış adına savaşılmaz; barış için müzakere edilir, mutabakata varılır. Özgürlük adına baskı, şiddet uygulanamaz; özgürlük herkesin kendi tercihleriyle, inançlarıyla, dilleriyle, tarzlarıyla yaşam alanı bulabilmeleridir. Demokrasi adına anti-demokratik yöntemlere başvurulamaz; demokrasi kendini adalet duygusuyla ve vicdanla vareder. İnsan hakları adına; gayr-i insani uygulamalar yapılamaz; insan hakları evrenseldir ve bir kişi veya zümreye dair değildir.

Ülkece 15 Temmuz'da önemli bir demokrasi sınavı verdik ve bu sınavdan başarıyla geçtik. Demokrasiyi korumak uğruna yüzlerce can verdik. Bunun tarihimizde çok saygın bir dönüm noktası olduğu gerçeği yadsınamaz. 15 Temmuz'da halk ilk kez bir darbe girişimine cesurca direndi ve olası bir çağdışı, karanlık dönemin yeniden sahne bulmasına engel oldu.Bizim pratiklerimiz hep bir darbeye maruz kalıp, darbe rejimlerinin anti-demokratik ve gayr-ı insani uygulamalarının mağduriyetlerini gidermek ve kaybedilenleri geri kazanmak gayretleri, sancıları üzerine kuruluydu. Eli silahlı birileri gelir “demokrasiyi inşa etmek” ya da “devleti korumak” gibi “ulvi (!)” gerekçelere sığınarak, iktidarı silah zoruyla, herhangi bir direnişle karşılaşmadan, seçilmişlerin elinden alıp, kendilerini devletin sahibi ilan ederler ve iktidarlarını korumak için de acilen bir sıkı yönetim ilan edip, insanlık dışı her türlü antidemokratik yöntemlerle halkı sindirerek kendilerine biat etmeye zorlarlardı.

15 Temmuz'da bu yana üç ay geçti ve bu üç ay boyunca darbecileri temizlemek ve ileride oluşabilecek darbe dinamiklerini kırmak için ilan edilen OHAL'le yeni ve maalesef giderek kararan bir dönemin içinde bulduk kendimizi. İktidar, “darbecileri temizleme” iradesiyle kendisine bir meşruiyet alanı açarak, darbeci zihniyetlerin halkı sindirme araçlarını kullanarak, giderek muhaliflerine karşı sertleşmeye ve baskıcı olmaya başladı. Demokrasi için darbeye karşı verilen mücadele ne kadar haklı ise, bu üç aylık dönemde sergilenen darbeci anti-demokratik zihniyetin ürünü olan uygulamalar da o denli hakkaniyetten uzak hale geliyor. “At-izi ile it-izinin” karıştığı dayanaksız veya zayıf ihtimallere dayalı tutuklamalar, tv ve radyo kanallarını kapatma kararları, yıldırma, işten kovma ile basına konan “gizli sansür”, haksız ya da duyumlarla işten almalar, tutukluların savunma haklarını dahi sınırlamaya varan kanun hükmünde kararnameler, meclisi by-pass etme manevraları ve hakimlerin duruşmalara çıkmaya, karar vermeye çekindikleri, işletilemeyen bir hukuk sistemi, yıllar önce bu hükümetin kendisinin imzaladığı Avrupa İnsan Hakları sözleşmesine aykırı verilen mahkeme kararları ve son olarak da bir milletvekilinin “FETÖ'cülere insan hakları sözlemesi uygulanmaz” kabilinden açıklamaları.

Baskıcı, anti demokratik uygulamalar, darbeci zihniyeti geriletmez, tam tersine darbe yapılabilme koşullarını sürekli diri tutar. Demokrasiyi yeterince içselleştirmeden, her sorunun çözümünü demokrasinin imkanlarıyla çözmeye çalışmadan bu ülkede darbeci zihniyetler yenilgiye uğratılamaz.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar