Tanzer Polat YILMAZ

Tanzer Polat YILMAZ

Güneydoğu GİAD Başkanı
Yazarın Tüm Yazıları >

Deep Impact

A+A-

Darbe derinleştikçe yüzeydeki etki alanı genişler ancak şiddetini yitirir. 15 Temmuz darbe girişiminde de bu kural işledi aslında. Kalkışmanın kökleri öyle derinlerdeki, üzerinden 1 Hafta geçmesine karşın, hala gerçekte operasyonel lideri ve işin içindeki başat aktörler net olarak belirmedi. Ortada yığınla ifade tutanağı ve birbirini suçlayan ürkmüş şüpheliler var. Ben devletin üst kademe yöneticilerinin bile bir yandan TSK veya İstihbarat mensubu çalışma arkadaşlarıyla mesai harcarken, öte yandan, içten içe onlara dair kuşkularını yenmeye çalıştıklarını düşünüyorum. Bu hain işin şiddetine gelince; ilk bakışta bombalamalar ve suikast girişimlerinin yarattığı vahim tablo sonrası, halkın olaya el koymasıyla birlikte, askeri direncin çok kısa sürede kırılması ve darbecilerin neredeyse ikna olmaya hazır bir güruh izlenimini vermesi, bu kalkışmanın planladığı etkiyi yaratamadığını çok açık şekilde gözler önüne seriyor.

Girişim sonrası, hele ki artık olağan üstü hal yönetiminin de sağladığı yasal avantajlarla, duruma hızlı müdahalelerde bulunulduğunu görüyoruz. Bir yandan istihbarati zayıflıktan söz edilirken diğer yandan girişimden sonraki ilk Pazartesi günü yüzlerce istihbarat mensubunun açığa alınmasına tanık oluyoruz.  Bilmesi gerekenin bilmediği bir istihbarattan söz etmek bence bu durumda daha doğru. Yani aslında bilgi var ancak o bilgiyi elinde tutanın kime hizmet ettiği belli değil.  Bu denli sisli bir ortamdan net sonuçlar elde etmek de kolay olmasa gerek. Diğer yandan, televizyonlarda popülarite devşirmeye çalışan ve kurumsal saygınlığı hiçe sayarak, sahip olmadığı misyonları kendine yükleyen zevat, bu elim hadisenin en güzel yanını oluşturan toplumsal direnişe zarar vermenin yanı sıra, ortamın daha da bulanıklaşmasına sebep oluyor. Medya kuruluşlarının, darbe girişimi boyunca sergiledikleri saygın duruşu, bu tür gereksiz figürlere karşı da takınması bir zorunluluk.

Dikkat edilmesi gereken önemli bir konu daha var. Devletin, ayıklanma süreci sona erdikten sonra, insan kaynakları yönetiminde profesyonel bir yaklaşım sergilemesi lazım. Takdir edersiniz ki, devlet kültürü almış, liyakat sahibi, vatansever kadroların, yetişerek göreve hazır hale gelmesi, ciddi ve uzun bir süreç. Örgüt mensuplarını ayıkladık diye, yerlerine bu kriterlere uygun olmayan insanların alelacele atanması, kamusal hizmetlerde, bu olayda da  görüldüğü üzere, zaten var olan sıkıntıların, derinleşmesine sebebiyet verebilir. Temiz eller elbette önemlidir ancak sırf paralel açıdan temiz diye, milyonların yaşamını ilgilendiren yetkilerin, yetersizlerin eline geçmesi, bir cemaat yapılanması kadar tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Siyaseten taraf olmak, kamusal görevlere atanmak için genel geçer bir koşul olmamalıdır. Darbeye, siyasi ayrım gözetmeksizin, toplum halinde bir bütün olarak hayır dediysek, vatana hizmet için de her kesime eşit şans tanımamız gerekir.

Son olarak değinmeden geçmek istemiyorum. Dün yayınlanan Gülen videosunun,  bu yapının içine İslam ve Türklük vurgusuyla girmiş, liderlerine karşı olan gönül bağını korumaya çalışan, inanmış ve kandırılmış insanlar için son durak olması gerektiği son derece açık.  Sokakta asker kurşunu yiyen Müslümanlar yitip giderken, son gülen iyi güler edasıyla insanına hakaret eden, iplerinin kimin elinde olduğu belirsiz bir adamın arkasından gidilmez. Köprüden önceki son çıkıştır bu, kaçırmayın derim ben…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT