1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. DalKurd Şampiyon Olmaya Mecbur
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

DalKurd Şampiyon Olmaya Mecbur

A+A-

DalKurd Şampiyon olmaya mecbur derken amacım, DalKurd'u rekabet edeceği takımların nüanslarına karşı körleştirip, sezonun ikinci yarısında bütün rakiplerini tek renkli bir cila ile aynılaştırmak ve yenilgilerini şimdiden bir kader haline getirip, raf ömürlerine son kullanım tarihini yazmak değil. Yok. Hayır. Benim niyetim bu değil; çünkü ne herşeyi bugünden belirleyecek tanrısal güçlere sahibim (o kadar güç ve kudret bende ne gezer) ve  ne de her durumda ''bardağın diğer yarısı dolu'' diyen profesyonel iyimserlerden biriyim.

Umut etmeyi herkes gibi ben de severim ama bir iyimser olduğum söylenemez. Sözgelimi ben ''Kürdüm'' diye ve ''Kürtler de zaten ezilen bir ulustur'' diye ve ''tarihin akışı ezilenlerden yana dönüyor'' diye, DalKurd’un mutlaka şampiyon olacağına inanıyor filan değilim. Bir durumun iyiye gideceğine inanmak için bir dizi makul sebep sayılabilir, ama yukarıda andığım nedenler o sebeplerden birileri değil. Yani Kürt olmak ile şampiyon olmak arasında doğrudan bir geçişgenlik yoktur.

DalKurd Şampiyon olmaya mecbur varsayımının merkez fikri Superettan liginin potansiyelidir. Sezonun ilk yarısında lider Brommapojkarna dahil DalKurd'un bütün rakiplerini izleme şansını yakaladım. Lider Brommapojkarna dahil görüp izlediğim bütün Superettan takımları hiçbir bakımdan DalKurd'den daha iyi, ondan daha üstün ve ondan daha çok futbol oyun planlarına sahip takımlar kimliğinde değillerdi.

Doğrusunu söylemek gerekirse bir lig olarak Superettan, dünyanın vasat liglerinden biridir. Bu durum hem yetenek bakımından böyledir hem de yetenek gerektirmeyen diğer futbol oyun prensipleri bakımından böyledir. İlkin Superettan’da oynanan oyunlar Avrupa futbol dinamizmine yakışmayacak ölçekte ''yavaş bir tempo ve ritim'' içinde şekilleniyor. Kaplumbağa hızı diyebileceğim bu tempo, bir o kadar da yaratıcı plan ve çözümlerden yoksundur.

Açıkça söylemek gerekirse Superettan’da yetenek gerektirmeyen bir planlamayla çok da zorlanmadan herhangi bir takımın şampiyon olması içten bile değildir. Bütün takımlar üç bölgeli ilkel ve ağır tempolu bir oyunla oynarken, rakipleri şaşırtacak ne ofansif ne de defansif ''yaratıcı ve şaşırtıcı oyun bulmacalarına sahip'' değil. Herşey düz bir hat üzerinden akmaya adeta mahküm edilmiş. Top kanatlara taşınıyorsa öncelikle ortaya doğru yüksek bir vuruşla kesiliyor; sanki kenara taşınan topun orta olarak kullanılmasının alternatifi yokmuş gibi.

Rakip hücum etmeye çalıştığında yine bütün takımların defansı geriye doğru koşarak, adeta altın tepside rakibe oynayacak boş alan yaratıyorlar. Bu defansif anlayışta kırmız çizgi hiç yok gibidir. Savunma sınırı ve o sınır üstünde direnç göstermek sanki İsveç sınırlarına ulaşmamıştır. Her takım rakibini neredeyse kendi ceza sahasına gelinceye kadar seyreder. Hiçkimsenin aklına “bu atakları kaynağında, ininde durdurmak en doğru defansif anlayıştır” fikri gelmiyor.

Eğer DalKurd biraz çaba, biraz titizlik, biraz cesaret gösterip kendini biraz aşmayı göze alabilirse, bu sezon şampiyon olmaya en mecbur takım haline gelir. Çok değil, biraz diyorum, çünkü o biraz olan şey Superettan realitleri düşünüldüğünde çok büyük farklılıklara tekabul ediyor.

DalKurd açık ara Superettan liginin en yetenekli takımdır. DalKurd böyle bir yetenek havuzuna zaten sahip. Ligin ikinci yarısında DalKurd'un odaklanması gereken olgu, oyunun yetenek gerektirmeyen diğer aksiyonlarıdır.

Eminim her Kürt futbolsever son FİFA konfedarasyon kupasını izlemiştir. Bu kupanın öğretici yanını Almanya temsil etti. Almanya görece kendinden daha yetenekli ve daha hızlı takımları bile alt ederek şampiyon oldu. Bu şampiyonluğun bir tek sırrı vardı, o da Almanya’nın tepeden tırnağa yetenek gerektirmeyen oyun aksiyonlarına ölümüne sadık bir rol oynamasıydı.

Alan daraltan, pres yapan, rakibi temaslı oyuna zorlayan ve temaslı oyunda agresif bir plan uygulayan Almanya, kusursuz bir defansif disiplin içinde hareket ediyordu. Bu standart savunmacı oyuna topun kapıldığı yer neresi olursa olsun, hızlı bir kontratak planı eklenince, Almanya her takım için ölümcül bir makineye dönüştü.

DalKurd Almanya’yı ''taklit etsin'' demiyorum ama Almanya’nın oynadığı oyundan DalKurdun ''öğreneceği çok şey var'' demeyi de uygun bulurum.

Basnews Gazetesi.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT