1. YAZARLAR

  2. Adnan ŞİMŞEK

  3. DAĞDAKİLER VE OVADAKİLER…
Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

DAĞDAKİLER VE OVADAKİLER…

A+A-

Geçen hafta tartışılan en önemli konulardan biri yeni Emniyet Müdürü Recep Güven'in açıklamalarıydı.
Neredeyse Suriye konusu kadar gündem oluşturdu, tartışıldı.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Siirt'ten tanırım iyi müdürdür, zaten başarılı olmasa Diyarbakır'a atanmazdı. Dediklerine katılıyorum''dedi.
Başbakan Erdoğan muhalefet ile birlikte ağız birliği yapmışcasına grup toplantısında'siyaset yapmasın, işine baksın'dedi.

Gelelim meselenin başlangıcına…
Diyarbakır Polisevi bahçesinde gazetecilerle tanışma toplantısında bir araya gelen Güven, tabiri caizse ezber bozmuştu.
Diyarbakır'da 1991-1996 yılları arasında da görev yapmış olan Müdür Güven, toplantıda sarf ettiği derin ifadelerle bölge ve ülke kamuoyunun dikkatlerini üzerine çekti.
Akşam haber kanallarında yorum ve değerlendirmeler ve yazılı basından ve değişik kesimlerden açıklamalar yapıldı.
Diyarbakır'ın siyaset, meslek, sivil ve basın çevrelerinden de yansımalar yapıldı. Yeni müdür öylesine sözler etti ki toplantı tanışma toplantısının ötesine geçip Diyarbakır'ın geleceği için özlem duyulan vizyon konuşmasına döndü.

Ne dedi Emniyet Müdürü Güven?
“Dağda ölen için ağlayamıyorsanız insan değilsiniz. Boşaltılan her köyün aslında geleceğimize tehdit olduğunu biliyorduk. Meçhule giden insanların herhangi bir sisteme tabi olamayacağını da biliyorduk. 2. Gaffar Okkan olmak kolay değil''
Biz Diyarbakır'da nice müdürler ve hizmetlerini gördük ama ayağının tozuyla gelip bu kadar kısa sürede Diyarbakır sorunlarını çözmek için elini taşın altına koyan bir yetkili görmedik.
 
Keşke ! keşke ! keşke !
1990'lı yılları anlatan Güven'in ağzından sıkça döküldü bu kelime…
Geçmişte yapılan uygulamaların sorunları nasıl büyüttüğünü açık yüreklilikle ifade etti. Dağdakilerin ovaya inmeleri gerektiğini açıklamaya çalıştı.
Ovadakilerin dağdakileri anlaması gerektiğini bunun barışa doğru güzel bir başlangıç olacağını samimiyetle dile getirdi.
“Keşke, geçmişteki yanlışlar yapılmasaydı da şimdiki tüm cenazelere üzülmeseydik, analar ağlamasaydı”
“Keşke, insanlar yerinden yurdundan edilip göçe zorlanmasaydı da ovada kalsaydı”
“Keşke, aynı coğrafya insanlarını hukuk dışı, ilkesiz yargılama ve suçlamalarla kin, husumet ve öfke ile beslemeseydik”
Tekrar edeyim bu bir barış çağrısıdır.
Önemsenmelidir.
Bu bir bakıma Diyarbakır halkının özleminin başka bir şekilde dışa vurumudur.
Emniyet Müdürünün söylediklerine önyargılı yaklaşılmamalıdır.
Ancak bu şehri ve insanlarını sevebilen ve anlayabilen yetkililer kullanabilir bu sözleri…
Ovadakilerin dağdakilere samimi bir çağrısıdır bu…
Gelin !
Evinize (ovanıza) dönün !  
Tüm dağlar bizlerin olsun !

Bu söylem veya arzularda kötü bir şey var mı?
Kanın durmasını, barış ve hoşgörünün yaygınlaşması ve hayat bulmasını istemek kötü mü?
Yıllarca bölgede görev yapan ve halkı her yönüyle tanıyan bir Emniyet Müdürüne bu söylemden ötürü yapılan eleştirileri doğru bulmuyorum.
Bu güne kadar soyut söylemlerle soruna yaklaşan ve çözüm adına samimi davranmayan siyasetçilerin Emniyet Müdürüne yönelik tavırları hiç kuşkusuz ki, oy avcılığından öte bir davranış biçimi değildir.
Siyasetçiler, hiç bir zaman samimi olmadı.
Bölgede cereyan eden olayları hep seçim malzemesi yaptılar. Verdikleri sözlerin hiç birini yerine getirmediler.
Diyarbakır'da başka, Ankara'da başka konuştular.
Bunları Diyarbakırlılar iyi bilir.
 
Şimdi ne yapıyorlar?
Emniyet Müdürüne vicdansızca saldırıda bulunuyorlar.
Belki Emniyet Müdürünü APK'ya çekecekler (Pardon verecekler)
Aynı döngüye ne yazık ki, İktidar partisi kadar muhalefet partileri de kendini kaptırdı.
Kim ne kadar oy alırım, hesabıyla bölgeyi yine ikinci plana atıyorlar.
Yazık, günah…
Kan aksın, gözyaşı sürsün isteyen çok.
İhanet ve delalet içinde olanlar var.
Bu ülkeye yazık oluyor.
Yazık, hem de çok yazık…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT