1. YAZARLAR

  2. Adnan ŞİMŞEK

  3. Cumhurbaşkanlığı ve CHP
Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

Cumhurbaşkanlığı ve CHP

A+A-

 

Önümüzdeki iki ay boyunca Türkiye'nin gündemi cumhurbaşkanlığı seçimi olacak. Yarın ( 01 Temmuz) AK Parti cumhurbaşkanlığı makamı için adayını açıklayacak. Çok büyük bir sürpriz olmazsa, Sayın Başbakan AK Parti'nin adayı olarak açıklanacak.
 
Türkiye tarihinde ilk kez bir cumhurbaşkanı doğrudan halk oylamasıyla seçilecek ve belki de Türkiye siyasal tarihindebaşkanlık sistemine geçişin ilk adımı olacak.
 
Türkiye'de, 1923 yılındaki ilk cumhurbaşkanlığı seçiminden bu güne geçen 90 yılı aşkın sürede, bu konu belki de ilk kez bu kadar derinlemesine tartışılıyor.
 
Siyasal tarihimiz, cumhurbaşkanlığı seçiminin çok ciddi sonuçları olabileceğini bize göstermiştir. 1980 askeri darbesinin en önemli gerekçeleri arasında cumhurbaşkanının meclis tarafından seçilememesi de gösterilmiştir. 1980 önceci CHP adayı Muhsin Batur ile milliyetçi cephe adayı Faik Türün arasında tam 114 tur seçim yapılmış ve sonuç elde edilememiştir. Hem CHP, hem de Adalet Partisi cumhurbaşkanlığı seçimi üzerinden sadece Meclis'i değil, aynı zamanda siyasal sistemi de kilitlemiştir. O günleri hatırlayacak kadar yaşları olgunlaşanlar bilir: Cumhurbaşkanlığı seçimindeki kilitlenme sadece Meclis'te değil, bütün Türkiye'de yaşanıyordu. Halk, iki düşman mevziye ayrılmış gibi kutuplaşmış, yabancılaşmış ve birbirlerine düşman hale gelmişti.
İşte bütün toplumu içine alan bu kilitlenmenin en büyük sonucu ülkeyi yangın yerine çeviren 12 Eylül darbesi olmuştu.
 
Büyük ihtimalle 28 Ağustos günü seçilecek olan Türkiye'nin 12. Cumhurbaşkanının yaratacağı siyasal sonuçlar, 1980 yılında 114 turda seçilemeyen cumhurbaşkanlığı meselesinin yol açtığı sonuçlardan daha etkili olacaktır. 28 Ağustos tarihinde cumhurbaşkanı kim olursa olsun, bu tarihten sonra Türkiye siyasetinin fay hatlarında derin kırılmalar yaşanacaktır.
 
Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerinden çatırdamaya başlayan siyasetin fay hatları ilk önce CHP'yi vurdu. CHP'nin ulusalcı Kemalistleri şimdiden kazan kaldırmış durumda. Ekmelleddinİhsanoğlu'nun adaylık dilekçesi altına 21 milletvekili imza koymadı. Birgül Ayman Güler gibi ulusalcılığı ırkçılığa taşıyanların öncülük ettiği kesim Emine Ülker Tarhan'ı aday gösterme hazırlığı yapıyor. Aday göstermek için en az 20 milletvekilinin oyu gerekiyor. Bu sayıya ulaşılmaması için CHP içinde müthiş bir kulis yaşanıyor. 21 milletvekilinden en az 2'sinin ikna edilerek, gereken sayının altında kalmalarına çalışılıyor. Sayın Kılıçdaroğlu, CHP başkanı olmasından bu yana ilk kez oldukça otoriter bir tonda “CHP içinden ikinci bir aday desteklenmesine izin vermem” dedi. Bu sözün açık anlamı şudur: partiden ancak istifa ederseniz aday çıkartabilirsiniz. Bu nedenle 21 milletvekili için bugünlerde havuç ve sopa yöntemi birlikte kullanılıyor. CHP Grup Başkanvekilinin “21 Blackjack oyunudur, aynı zamanda çok riskli bir oyundur” diyerek, Ekmeleddin İhsanoğlu'namuhalefet eden 21 milletvekilini, çok riskli bir kumar oynadıkları konusunda uyarıyor.
 
CHP için durum bu ölçüde riskliyle, CHP ne yapmaya çalışıyor?
CHP cumhurbaşkanlığı seçimini bir fırsata dönüştürerek dönüşmeye çalışıyor. Toplumun geniş kesimlerine kapılarını açıyor. Ekmeleddin İhsanoğlu gibi Sünni İslam teolojisini hatim etmiş bir ismi aday olarak destekleyip, aşması gereken mesafeleri kısaltmaya çalışıyor. Uzun yıllardan beridir, Alevilik eksenli bir zemin üzerinde duran CHP bir anda, jilet gibi keskin bir şekilde Sünniliğe kapılarını açıyor. CHP modernci, tekçi, ulusalcı kimliğinden uzaklaşmak içi tehlikeli ama doğru bir hamle yapıyor. CHP bu tehlikeli hamleyi daha fazla vakit kaybetmeye tahammüllü olmadığı için yapıyor. CHP toplumun geniş kesimlerine yabancılaştı. Toplumu katmanlara ayırarak, bazı katmanlarla bağlarını tamamen kopardı. Diyarbakır gibi 1980 öncesinde CHP'nin kalesi sayılan bir ildeki oy oranını % 1'e kadar düşürdü. Diyarbakır'da CHP parti teşkilatının eş dost, akrabası dışında partiye oy veren kalmadı. Diyarbakır'a yapancılaşmak Kürtlere yapancılaşmak ve onları yok saymaktır. CHP bu yok saymayı, küçülme, erime, kıyı kesimi partisi olma riskine rağmen yaptı. Bugün Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adaylığı üzerinde, yıllar öncesinden atması gereken adımları bir çırpıda atmaya kalkıyor. Adımlar atılmadıkça, mesafeler daha da uzadı. Şimdi mesafeleri bir çırpıda kat etme isteği, partide bir dağılma süreci de başlatabilir ki bu riskin olduğu açık, ancak şunu da görmek gerekiyor, Kürtlere, İslami kesime,muhafazakarlara, köylülere, diğer etnik kimliklere ve kültürlere kapana kapana gelen CHP'nin artık gidecek bir yeri kalmamıştı. Şimdi CHP'de yeni yolları arama, yeni yollara düşme refleksi gelişmeye başladı. Bu gelişmeler olumludur, ancak böyle köklü değişim dönemleri çok adam öğütür. Şimdi soru şu, CHP bu değirmenden nasıl çıkacak, neye benzeyerek çıkacak? Tabi ki diğer alternatifte, ulusalcı ve tekçi anlayışın değişime izin vermeyerek CHP'yi daha dar bir kadro partisine dönüştürmesidir.
 
Cumhurbaşkanlığı seçimi vasıtasıyla CHP bugünlerde sırat köprüsünden geçiyor. Ne olacağını hep birlikte göreceğiz.
 
Yarın AK Parti adayını açıklayacak. Sayın Erdoğan aday olsun olmasın, bu süreç yeni bir AK Parti oluşturacak. CHP'nin bu süreçte yaşadığı sıkıntıların çok daha ağırını AK Parti yaşayacaktır. Bundan sonraki yazımda cumhurbaşkanlığı seçiminin AK Parti'ye etkisini sizlerle paylaşacağım. 
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT