1. YAZARLAR

  2. Adnan ŞİMŞEK

  3. Çocuk savaşçılar
Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

Çocuk savaşçılar

A+A-

Dünya eski dünya değil artık. Eski alışkanlıklarımızla yeni dünyanın yollarında yürümekte zorlanıyoruz. Soma üzerine yazdığım yazıda, yirmibirinci yüzyılın “sosyal medya çağı” olarak adlandırılması gerektiğini yazmıştım. Sosyal medya çağında, halkın, sanal platformlar üzerinde çok kısa sürede örgütlenen tepkisi, en yetkili mahkemelerden, en güçlü yargıçlardan, daha fazla yaptırım gücüne sahip olmaktadır. Mahkemeler, yargıçlar hatta hukuk sistemleri bazı dönemlerde siyasetin emir erlerine dönüşebilirler, ancak sosyal platformlarda şekillenen milyonlarca insanın tepkisi, yanlışlarından süzüldüğünde, haklı ve etik temelleri olan dev vicdan dalgaları gibi birçok şeyi önüne katıp sürükleyebilir.

Sosyal medya platformlarında biriken insan vicdanı olmasa, siyasal iktidarın mekanizmaları, Roboski(Uludere) gibi bir insanlık dramını bile kısa sürede hafızamızdan söküp alabilirdi. Şimdi bizler unutmamanın çağına geldik. Sosyal medya üzerinden milyonlarca vicdan “unutursak yüreğimiz kurusun” dedi. Sosyal medyanın en popüler platformlarından “twitter”, “facebook” üzerinde bir insanlık belleği oluşturuldu. Sadece Ferhat Encü'nün bireysel çabalarıyla, küçük su birikintileri bir araya gelip güçlü bir nehire dönüştü. Ferhat Encü bir mum yaktı, binlerce kişi elindeki mumlarla O'nun aydınlığı çoğalttı. Bugün, belki de hayatlarında hiç karşılaşmamış, birbirini hiç görmemiş Türkiye'nin dört bir yanından insanların destekleri ve katkılarıyla “Roboski Müzesi” oluşturuluyor.

Uludere'de öldürülen 34 kişiden, 17'si çocuktu.

Çocukların öldürülmesine, küçük savaşçılar, küçük gerillalar, küçük mücahitler, küçük şehitlere dönüştürülmesine karşı vicdanlar birleşiyor. Bugün Diyarbakır'da 47 ailenin çocuklarımızı geri istiyoruz diye feryat etmesi, barış sürecinin halkta bir karşılığı oluştuğunun en önemli göstergesidir. Ailelerin talepleri barışa olan inancın bir sonucudur. Daha açıkçası, eğer 2013 newruzundan bu yana bir çatışma yaşanmamışsa, ölümler olmamışsa, o zaman çocuklarımızı neden tutuyorsunuz, diyor aileler.

Efsanevi Rock grubu Pink Floyd'un “another brick in the wall” şarkısında, “hey! Öğretmen çocukları rahat bırak”, “böyle olduğu sürece, hepsi duvardaki birer tuğladan ibarettir”diyor.

Pink Floyd'un söylediği, işin özüdür aslında. Sistem nasıl ki, kendi varlığı için çocukları, duvardaki birer tuğlaya dönüştürmek için her gün ideolojisi enjekte ediyorsa, bizler de kendi amaçlarımız, kendi “kutsal” inançlarımız için çocukların en masum tarafını, çocukluklarını çalıp onları kendi duvarlarımızın tahkimi için tuğlalaştırıyoruz.

Hey!  Büyükler, çocukları rahat bırakın, cihatınızla, özgürlük mücadelenizle, din mücadelenizle, etnik mücadelenizle, milliyetçi mücadelenizle, mezhep mücadelenizle onların özünü almayın, çocukluklarını çalmayın.

Diyarbakır'da üç haftadan beri devam eden ailelerin eyleminin, 1 Haziran Dünya çocuk gününde sona ereceği açıklandı. Ailelerin eylemi Türkiye genelinde karşılık bulduğu gibi, uluslar arası medyanın da ilgisini çekti. Aileler acılarını paylaştılar, çocuklarını isteyerek en doğal haklarını dile getirdiler. Bu sese politik kaygılar taşımadan karşılık vermek gerekir. AKPlileştirmeden, BDPlileştirmeden, PKKlileştirmeden, bu meseleye sadece anne ve çocuk arasındaki bağ üzerinden bakarak karşılık vermek gerekir. Politik manevraya, lafı dönüp dolaştırmaya gerek yok. Bu bir olgunluk sınavıdır. Gezi sürecinde Türkiye'de yakılan ateş, dünyanın dört bir yanına nasıl ulaştıysa, PKK'nın çocuk savaşçılar konusunda alacağı bir karar da, BM raporlarına göre dünya çapında sayıları 300 bine ulaşan çocuk askerler için, bir umut ışığına dönüşebilir. PKK çocuk savaşçılar konusunda bir karar alıp, bu kararını bütün dünyaya ilan ederek, çocuklar adına yapılacak önemli bir girişimin mimarı olabilir.

1 Haziran Dünya çocuk gününde, PKK saflarına katılmış olan ve sayılarının 300 civarında olduğu söylenen çocuklar aileleriyle buluşturulabilir. “Hemen gidip o çocukları getirin” yoksa B ve C planlarımız devreye girer diyen Sayın Başbakan'a da şunu hatırlatmak gerekir. Çocuk yaşta katılımları şiddete maruz kalanların öfkesi ve çaresizliğine de bağlamak, bugün barış süreci devam ederken, diğer yandan bir coğrafyayı çelik ağlarla örüp kalekollaştırmanın da, yaşa başa bakmadan katılımları teşvik ettiğini unutmamak gerekir.

Çocuklarla ailelerini buluşturmanın barış sürecinde atılacak en güçlü adımlardan biri olacaktır. Bu adımı atıp sürecin önüne geçmek ve hükümeti somut adımlara zorlamanın yollarını bulmak BDP, PKK çizgisini güçlendirecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT