1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Cardozo mu Hülya Koçyiğit mi?
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Cardozo mu Hülya Koçyiğit mi?

A+A-

Henüz Başakşehir maçı başlamadan önce twitter'daki hesabımdan “bu maçın üreteceği olumlu ve olumsuz sonuçlardan bağımsız olarak Başakşehir'e karşı sergilenecek oyunda bir teknik direktör olarak Şota'nın yeterli olup olmama izini süreceğimi” beyan etmiştim.

 

Maçın ilk yarısında gördüğüm ve beni adeta dehşete düşüren manzara, Trabzonspor'un bir takım olarak kurgusal oyun aklından çok bütün oyuncularının pas alış-verişinde gördüğüm titrek, kararsız, dengesiz ve hiçbir hedef gözetmeyen sözüm ona paslaşmaları oldu.

 

Futbol oyununun en temel ve en küçük birimi iki futbolcu arasındaki pas alış-verişidir. Eğer iki oyuncu arasındaki pas alış-verişi büyük belirsizlikler taşıyorsa bunun işaret ettiği olgu o takımın oyun kurgusundan çok daha büyük bir sorunla karşı karşıya olduğumuz gerçeğidir. İki pası kararlı, dengeli ve hedef gözeterek gerçekleştiremeyen takımın oyuncularının, her bakımdan, sadece sportif değil çok ciddi yönetsel sorunların da baskısı altında oldukları anlaşılır.

 

Trabzonspor'un oyun yapısını oluşturan üç bloğun (defans, orta saha, hücum) kendi arasında belli bir kurgusal akılla organize edilmesi, hiç kuşkusuz, pas alış-verişlerinin herşeyden önce dengeli olmasına bağlıdır. Her organizasyonun ilk temel hareketini yanlış yaptığınızda o organizasyonu ve organizasyonun amaçladığı eylemi yapmanız mümkün olmaz.

 

Oyuncu performansı açısından Trabzonspor'lu bütün oyuncuların sınıfta kaldığını açıkca belirtmek gerekir. Özellikle de Cardozo'nun güçsüzlüğü, yavaşlığı, hantallığı Yeşilçam filmlerinde gördüğümüz Hülya Koçyiğit'in Ediz Hun'a koşarkenki ağır çekim hızından daha hızlı değil.

 

Cavanda'nın topla oynama arzusu süper lig seviyesindeki bir oyuncu için kabul edilebilir değil. Bu iki oyuncuya yaptığımız özel vurgudan, hiçkimse diğer oyuncuların daha iyi olduğu sonucunu çıkarmasın.

 

Çok açık ki Trabzonspor'da sportif anlamda büyük bir otorite boşluğu var. Yine Trabzonspor'da büyük bir sportif akıl boşluğu var. Ve son olarak da Trabzonspor'da büyük bir sportif bilgi boşluğu var. Bu üç olmazsa olmaz olgunun bıraktığı derin boşluk şu an Trabzonspor'da şahit olduğumuz toptan başarısızlığın ilk nedenidir.

 

Şota'nın Trabzonspor için uygun bir teknik adam olmadığı anlaşılmıştır. Ama anlaşıldığı kadarıyla Trabzonspor'un tek sorunu Şota'nın teknik direktör olması da değildir. Türkiye'nin en büyük, en derin ve en kapsayıcı futbol potansiyelini temsil eden Trabzonspor'u bu halde görmek sadece düşündürücü değil acı vericidir de.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT