1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Buyrun Dünya Derbisine !
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Buyrun Dünya Derbisine !

A+A-

Türk tarzı futbol oynama pratiğine ilişkin olarak bize en iyi fikri verecek olan maç, Türkiye'de en fazla şampiyon olmuş iki takımın karşılaşması olsa gerek. Galatasaray ve Fenerbahçe'nin parselledikleri şampiyonluk sayısına bakılırsa, bu iki takım da Türk tarzı oyun pratiğinin nicelik, nitelik, öz ve ruhuna dair en şaşmaz verilerin evsahibi konumundadır. Ne demişler; doğru bilgiyi her zaman kaynağından öğren.

 

Bu yazının kaleme alındığı 70. dakikaya kadar sahada adına “oyun” denilen şeyin aslında körebeden çok da farklı olmadığını söylemek, sadece günümüze işaret etmekle sınırlı bir tespit olmaz. Oyun, “oyun oynamanın” bildiğimiz ve sevdiğimiz tüm inceliklerinden yoksun olunca bunun tarihsel bir karakter taşıdığına başkaca neden aramazsınız. Bu futbol, tarihin karanlık labirentlerinden çıkmış ve bugüne ayak uydurmakta zorlanan bir hayalet adeta.

 

Sahada 22 oyuncunun çıkardığı uyumsuz, senkronize olmayan, ortak bir akıl ve planlamadan nasibini hiç almamış, gürültücü çığırtkanlığı bana 1970'li yılların ikinci yarısında Gaziosmanpaşa ile Bayrampaşa'yı ayıran Londra Asfaltı'nın Rami'ye bakan yüzeyinde kurulmuş Bereç Fabrikası'nın kreşini anımsattı, her nedense. O kreşe gecekonduda oturan, o zamanın asgari ücretiyle geçinmeye çalışan, bütün dünyanın zalim ağırlığının oluşturduğu baskıyı sırtında hisseden o kadınların çocukları devam ederdi.

 

O gün her biri enaz 5 çocuk sahibi olan o kadınlar hayata karşı dimdik durup, bugün bu maçta, maçın atmosferi altında ayakları titreyen bu milyon avroluk oyunculardan daha aklı başında ve daha ne yaptıklarının bilincindeydiler. Şimdi siz söyleyin; o kadınlar mı saygıya değerdi, yoksa hayatın hepimiz için kabus olan geçim sorununu bir tek kontratla çözen bu şaşkın, titrek ve kambur oyuncular mı?

 

Maçın disiplinsiz bir hengame, ne işe yarayacağı bilinmeyen bir alan daraltma ve birbirinin psikolojisini bozmak üzere gösterilen yakın temas reaksiyonlarından başka sözü edilmeye değer hiçbir ciddi ve akli eylemliliği yoktu. Fenerbahçe kendi sahasını terk etmeden, sadece defans yaparak oyunu kazanmanın akıl dışı sefilliğine yatmışken; Galatasaray da hiçbir notası öteki notayla örtüşmeyen akortsuz bir piyano gibi, top neredeyse oraya odaklanmaya çalışan ve bunu bile beceriksizce yapan bir gurup amatörden insandan ibaretti.

 

Buna “dünya derbisi” diyenler bizi fena halde keklemeye çalışanlardır. Bu iki takım Türkiye ölçeğinde bu denli akıl tutulması yaşıyorsa, onları sahiden bir “dünya derbisi” mücadelesi içerisinde görmeyi hayal bile edemiyorum. Türk derbisinin altında bu kadar ezilen bu arkadaşlar, herhalde konu gerçekten bir dünya derbisi olsa traktörün altında ezilen zavallı kurbağalardan farkları kalmaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT