Yazıma nereden,nasıl başlayacağımı bilemiyorum… Bu yaşadığımız hadiseler bizim kederimiz olsa gerek…1968 yılında sayın Felat cemiloğlu ve abdurrahman Özbek yaklaşık 80 kişiyide yanlarına alarak Diyarbakırspor'u kurduklarında içlerinde o heyacanı yaşayarak ve tüm Diyarbakır kentinin duyduğu heyecanı yüreklerinde hissederek ve tüm kentin tabanının desteğinide yıllarca arkalarında hissederek bu klübe sadece hizmet adına hizmet ederek ve başarılı kılarak büyük bir takdir aldılar.
Klübe baktığımızda 1968-1980 yılları en başarılı parlak yıllar,1980-1990 yılları duraksama dönemleri,1990-2000 yılları ise başarı yolunda kıpırdanmaların yaşandığı dönemler olarak kabul edilebilir. Fakat ne yazıkki 2001-2006 yılları süper ligde mücadele edilmesine rağmen ve bir o kadar süper lig nimetine (Klübe belediye tarafından verilen Minibüs hatları,lige katılım ödülü,havuz sistemi geliri,forma reklamı, store gelirleri v.s.) rağmen yaklaşık 80 trilyon resmi bir gelire ve gayri resmi yardımlara karşılık takımın başında bulunan beceriksiz yönetimler ve yönetimsel tarzlarından dolayı koskoca ulu çınarımız diyarbakırsporu bataklığa sürükletmiş ve bir o kadar borç kongrelerde ibra edilerek adeta diyarbakırspor idam sehpasına gönderilmiştir.2006-2009 Yıllarında ise 2 sezon play off mücadelesine kalan takım,son sezonda süper lige direk yükselerek yeniden bir başarı çıtasını yükseltme yolunu açmıştır.
Her yıl sozonu sorunlarla boğuşarak geçirir,ite kalka ligin sonunu getiririz.Sezon biter hepimizin kafasındaki vede artık benimsediğimiz kongre süreçleri başlar bu defa.Yönetim oluşacakmı? Diyarbakırspora sahip çıkan olacakmı? Transfer sezonu başladı biz hala transfer yapamadık,Hoca yok,futbolcu yok,Hedef ne olacak? Maddi sıkıntı var,işadamları nerede? Bir feryat bir figan mevsimi yaşarız adeta…
Bu sıkıntıların gölgesinde,geçen yıl Diyarbakırspor belkide tarihinin en anlamlı şampiyonluğuna ulaşarak Turkcell Süper Lig'e yükseldi.Onca sıkıntılı dönem yaşandı,bir o kadar da maddi sıkıntı baş gösterdi. fakat onurlarını koruyup sahada elinden geleni yapan inanmış bir futbolcu ordusu ve doğru yerde doğru stratejik hamleleri yapabilen bir Klüp Başkanı ile Diyarbakırspor her puanı helal olan bir şampiyonlukla bu kenti onure etti.
Şampiyonluk ile biten sezonun ardından Sayın Çetin Sümer başkanlığında yeni bir yönetim kurulu göreve geldi.Plansız ve proğramsız,altyapısı oluşturulmadan bir gecede oluşturulan yönetim kurulu listesi ile yola çıkan Sümer yönetimi,beklenenin gerisinde bir performans göstererek ligin ortasında bir başına kaldı.Sitemizdende takip ettiğiniz gibi tüm yazarlarımız konularını diyarbakırspor üzerine oluşturuyor.Kayıtsız kalamıyoruz diyarbakırspor'umuzun bu başarısız durumuna.Bildiğimiz tüm gerçekleri yazıyor,klübün menfaatini her şeyden daha önde tutmaya çalışıyoruz.Sitemize gelen binlerce maile,yorumlara,telefonlara, o cefakar diyarbakırspor severlerin görüşlerine aldırmazlık edemiyor,o taleplerin ışığında ilgili yerlere gereken mesajları iletip adeta sitemiz okuyucularının sesi olmaya gayret gösteriyoruz.Fakat biz bunları yaparken Diyarbakırspor Yönetim Kurulu tarafından haksız bir şekilde hep suçlu gösteriliyoruz
Diyarbakırspor makamı bizler için saygın bir makamdır.Yalnız bizler için değil,Bu kentte yaşayan her diyarbakırsporlu birey o makama saygı göstermek zorundadır.Bizlerin de hataları olabilir,fakat eleştirisel anlamda uyarılarımızın karşılığı asla bizlere hakaret etme yetkisini hiçbir kişi ve kuruma vermez..
Bakınız;Bir yöneticinin başarısındaki en büyük pay,insanlarla doğru iletişim kurmaktır,zaten bir spor yöneticisinin yaptığı şey insanlarla ilgilenmekten ibarettir.Yönetici olumlu düşünmek ve olumlu olmak zorundadır. olumlu düşünceyi kişiliğe sindirmeye çaba sarfedilmelidir.Olumluluk bulaşıcıdır,olumluluğu camianın tüm katmanlarıyla paylaşmak diyarbakırspor yönetiminin baş görevi olmalıdır. Şeffaflık en iyi politikadır.Diyarbakırspor camiası şeffaf yöneticilere her zaman güvenip kucak açarak desteğini göstermiştir.iyi bir isim edinmek bu camiada paradan daha kıymetlidir.Başarılı bir yöneticinin sahip olduğu ahlaki prensipler,en önemli güç kaynağıdır. Diyarbakırspor yöneticiliğini yapıyorsanız takımı büyütmelisiniz.takım büyüdükçe hergün işleyiş sırasında karşınıza ilgilenilmesi gereken bir sürü ayrıntı çıkacaktır bu detaylar anında haledilmezse sonradan karşınıza çözümlenmesi gereken sorunlar olarak tekrar çıkacaktır.organizasyon stratejisi ne kadar iyi olursa olsun,eğer uygulamalar yeterince etkin olamıyorsa,keşmekeş ile yüzyüze gelinecektir. Diyarbakırspor yöneticisi her zaman bugün olduğundan daha iyi olmaya çalışmalı,risk almak ve hata yapmaktan korkmamalıdır.yönetim kurulu hataların başarı yolunda yalnızca geçici duraksamalar olduğunu bilmeli ve her kesimle barışık halde kırgınlıkları bir tarafa bırakarak takımımızın bu zor günlerinde,yönetim,taraftar,yerel basın,ilin mülki idarecileri tek yumruk olup kenetlenmesinin çabasını vermelidir.
Süper ligde kalma mücadelesinde Yönetim kuruluna büyük sorumluluklar düşmektedir.
Yeni bir teknik heyet ile ligde kalan son 11 haftanın her haftasında oynanacak olan her maça birer final niteliğinde bakmamız gerektiğinden,hep beraber her zamankinden daha çok kenetlenmeliyiz.
Güvenç Kurtar ve Bursaspor maçı ile yeni bir başlangıç,
Akıllı Olmalıyız,Oyuna Gelmemeliyiz! Olay çıkarsa, kümeye düşüşümüz tescillenmiş olur.
Diyarbakırspor'un Süper Ligde varoluşunu hazmedemeyen,başarısız olmasını isteyen takımların bir takım ayak oyunlarına baş vurdukları ve gereksiz provakatif girişimlerde bulunarak kamuoyunun dikkatini diyarbakıra çekmek istediklerini görüyoruz.Bursaspor maçı işte bu maçlardan biridir.İlk yarıda Bursa'da oynanan maçta toplu bir şekilde organizeli olarak koordine edilen bir takım çevreler spora siyaseti alet ederek bir kenti ve o kentin en büyük değerini potansiyel suçlu ilan ederek linç girişiminde bulunuldu,Kürtlere karşı ırkçılık ve ötekileştirme politikası bir spor arenasında, bir lig maçında bir kez daha hortladı.
Yöneticilerimiz,taraftarlarımız ve bursada yaşayan maçı izlemeye gelen Diyarbakırlılar o gün büyük hakaretlere maruz kaldılar.
Bizim tüm bunları unutmamız tabiki kolay değil,ama biz yinede büyüklüğümüzü,asaletimizi ve misafirperverliğimizi Diyarbakırspor için bir kez daha göstermeliyiz.
Takımımızın olası bir olay karşısında alacağı cezaların hesabını iyi yapıp,herhangi bir olaya sebep vermeden ligde mücadelemize devam etmeliyiz.Centilmenlik çerçevesinin dışına taşmadan,sahada her türlü baskıyı rakibe uygulamalı ve Diyarbakırın zor bir deplasman olduğu gerçeğini o gün Bursaspor takımına göstermeliyiz.
Bursaspor bu maça ne yaparsa yapsın motive olamayacaktır.Aksine Diyarbakırspor takımı,yeni hocası Güvenç kurtar ve cefakar taraftarı ile bu maçın kesin favorisidir.
Ligde kalan son 11 maçımızda takımımızın bu ligden düşmemesi için kent olarak sorumluluğu üstümüze almanın vakti gelip çatmıştır.
Haydi hep beraber! süper ligde kalma mücadelesine varmısınız?
Saygılarımla
yilmazkocin@hotmail.com







































