1. YAZARLAR

  2. Tayfun TALİPOĞLU

  3. Boşuna değildi bunca kalabalık...
Tayfun TALİPOĞLU

Tayfun TALİPOĞLU

Diyarinsesi.Org Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Boşuna değildi bunca kalabalık...

A+A-

Ölmeden de bir dost,
hatırlatmalı insana
yaşamın kısalığını.
Ve o dostun musalla taşındaki
cansız bedeni karşısına gelmeden,
yapabilmeli özeleştirisini insan.
Kırıp döktüğün kalplerin
bir bilançosu yok elbette
ama en azından bir zamanlar,
itiraf etmesen de,
seni geceleri uyutmayanlarını
gözden geçirdiğinde
kendine "hakkını helal eder misin" diye
düşünmeli.


Bugüne bakıp
"nasıl olsa temize çekiliyor tüm günahlar
ölünce herkes iyi söylüyor" diye
düşünüyorsan yanılıyorsun.
Bu cami avluları ayrı bir dünyadır
cenaze zamanlarında.
Ölen tanınmış bir sima ise,
bir de kameralar varsa yanında yörende,
bir de canlı yayınlanıyorsa tören
mevtadan rol çalmaya çalışanların sayısı
hiç de az olmayacaktır.

Bunun en büyük göstergesi
"sahte göz yaşları"dır.
Ölen bir gazeteci ya da politikacı ise
bir de sofranın kurtları
"âlemi sersem ve balık hafızalı "bilerek
en önde saf tutar.
Cenazeye saygısından susar
gerçek sevenleri ve ailesi.
O yine kandırdım sanır.

 
Başka  türlü başlayacaktım yazıya.
Ama Mehmet Ali Birand'ın cenaze töreninde
avluda yarı bekler,
yarı ezilirken gördüklerim
böyle döküldü yazıya.

 
Ben döneyim Birand'ın
Hoş görüyü göstermelik değil
yaşam biçimi haline getirmiş kimliğine.
Ve bir anıyla analım Usta'yı.

 
Cem Uzan'ın
sahipliğindeki Star1 Tv'de
muhabirim.
Show Tv yeni kurulmuş,
çekimler için TRT Stüdyoları'nı kullanıyor.
Cem Uzan TRT'nin kapısında beklememi
ve Birand ve o gün onunla gelecek olan Güneri Civaoğlu'na
"devletin stüdyolarını
niye kullandıklarını" sormamı istiyor.
Bilemezsiniz ne zor bir görev.
Her iki ismi de seviyor
ve saygı duyuyorum.
Çünkü benim sorum
o zamanki kanal savaşlarında
gazeteci tabiri ile
bir "kelle koparma" haberi olacak.
Ne yetişme tarzım ne gazetecilik anlayışım
böyle bir göreve müsait değil.
Televizyon haberciliğine Milliyet gibi
köklü bir kurumdan gelmişim.
Ve bu işi bana Derya Sazak gibi
ciddi bir isim öğretmiş.
"Ne derim" diye düşünüyorum.
Yani nereden baksan benim
TRT kapısında
böyle bir amaçla olmam yanlış.
Bu düşüncelerle beklerken
araba durdu,
Güneri Civaoğlu ve M.Ali Birand
indiler.

Güneri Bey hızla içeri girerken
benim niye oraya gönderildiğimi anlayan Birand
önce yanağımı okşadı
ve benim bir şey söylememe fırsat vermeden,
"çok iyi gidiyorsun biliyor musun,
herkes seni evden biri gibi görüyor,
seviliyorsun.
Ama dikkatli ol,
bu sevgi bıçak sırtı gibidir,
en ufak yanlışta nefrete dönüşür.
Herkesin senden duymak istediğini değil,
senin doğru söylediğini bilmesini sağla" dedi
ve TRT'nin döner kapısında kayboldu.

İşte Mehmet Ali Birand buydu.
Onun için cenazesinde hükümet üyeleri
başta olmak üzere,
kendisiyle belki hiçbir zaman aynı düşünmemiş insanların
olmasına şaşırmamalı.
Zirvede ,sevilerek ve doğru bilinerek
uğurlandı,
yakıştı.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT